İslamiyat

İltifat

Tarih: 3 ay önce

İltifat, birisine lütufla hareket etme, güler yüz tatlı dil gösterme, hatırını sorma, iyi davranma demektir. İlgi gösterme, rağbet etme manalarına da gelir. Malum, iltifat, samimi oldukça iyidir, faydalıdır, iyiliğe teşvik edicidir. O yüzden “marifet iltifata tabidir, müşterisiz meta zâyidir” denilmiştir. Gerçekten de kişilerin başarıları takdir edildiği ve karşılığı verildiği müddetçe daha iyi sonuçlar elde edilir ve başarıların devamı sağlanır. Hem o adamın kendi marifetini söylemesi gibi fahr ve övünme sayılabilecek nahoş huylardan da kişiler kurtarılmış olunur. Bir batılı “herkesin dalkavuğa ihtiyacı var” derken zannedersem yerinde iltifat edilmeyi kastetmişir. Beceri ve başarıları ödüllendirmek gerekir.

Yine düşünün ki, çok kaliteli bir mal üreten kişi, eğer o mala alıcı bulamıyorsa, başarısının çok bir anlamı yoktur. Kişilerin yararına kullanılmayan başarılar devamlı olamaz. Biz birçok kitap yazdık, ama uzun müddet bastıramadık. Elimizde biriken kitaplara bakarak, “acaba bunun yerine daha faydalı bir iş mi yapsak? Zamanımızı okumak ve ibadet etmekle mi geçirsek?” diye düşündüğümüz oldu. Sonunda “Alimin Önderliği” kitabımızda genişçe yazdığımız gibi, bastıramasak da yazmak gerektiği kanaatine vararak yazmaya devam ettik. Siz bunları okuyorsanız, bu kitap da basılmış demektir. Her yazar evladı mesabesindeki kitabını eline alarak okşamak ister. Faydalı olduğunu görmek ister.

Uyumlu olmak da böyledir. Yağcılık ile yumuşaklık, uyumluluk, esneklik, müsamahakar ve toleranslı olma arasında çok fark vardır. Birinde samimiyet vardır ve iyi huydur, diğerinde ise hile, aldatma, yalan ve menfaatçilik vardır. Uyumlu olmak, toplum için barış ve huzur sağlar. Müdâhene insanlara yaranmak, basit menfaatler elde etmek gibi ahlâk dışı sebeplerle onlara karşı aslında içlerinde sakladıkları gerçek niyetleriyle çelişen ve ikiyüzlülüğü ifade eden bir terimdir. Fakat zamane adamlarının bunu istediğini, bunu ödüllendirdiğini, kendi köşesinde ilim, kültür ve sanat üreten insanları görmezden geldiklerini hep yaşıyoruz. Hayatın bir imtihan olduğunu bilen ve nazarını Yüce Yaratıcıya çeviren olgun insanlar bu şuursuzluklardan çok etkilenmezler. Ama ondan mahrum olanların zaman zaman kırılıp gücendiklerini ve marifetlerini terk ettiklerini de görüyoruz.