İslamiyat

Namazın Çeşitleri

Tarih: 9 ay önce

Farz Namazlar


Yukarıda anlattığımız beş vakitte kılınan farzları görmüştük.  Farz namazlar sabah iki, öğle, ikindi ve yatsı dört, akşam ise üç rekattır.  Bunlardan başka, vaktinde kılınamayan bu namazların kazası, Cuma ve cenaze namazları da farzdır.  Şimdi kısaca onları görelim. 


Kaza Namazları 


Vakti içinde kılınmayan farz namazlar kaza edilir.  Ebu Hanife’ye göre vitir de kaza edilir.  Kaza namazı kişiden namaz borcunu kaldırsa da vebali tam kaldırmaz.  Çünkü vakit emrini yerine getirmemiştir.  Bu yüzden ciddî bir mazeret olmadan namazın vaktinde kılınmayıp sonraya terk edilmesi, sahibini sorumlu yapar.  Sonradan kazâ edilse bile o günahtan tövbe ve istiğfar gerekir.  


Cuma Namazı


Beş vakit namazın yanında Cuma günü öğle namazı vaktinde Cuma namazı kılmak da Müslüman, mukim, hür, sağlıklı erkeklere farzdır.   Elbette düşman korkusu, şiddetli yağmur, çamur gibi namaza gitmeyi engelleyen bir mazeretin de olmaması gerekir. 


Cuma namazı ancak şehir veya şehir hükmünde bir yerde öğle namazı vaktinde iki rekat olarak en az üç kişilik bir cemaatle kılınır.   İmam namazdan önce bir hutbe okur. 


Cumanın farzından önce ve sonra dört rekat sünnetleri de vardır.  Bundan sonra iki rekat "vaktin sünneti" niyetiyle namaz kılınır.  “Zuhr-u ahir” diye kılınan namaza aslında gerek yoktur.  Kılmak isteyenleri de engellememek gerekir. 


Yolculuk ve Namaz


Sefer de dediğimiz yolculuk, karada, havada ve denizde  yaya yürüyüşle on sekiz saatlik, bugünkü ölçü ile doksan kilometrelik bir mesafeye gitmektir.  Denizde altmış millik mesafe ölçüsü de vardır.  Bu kadar mesafesi bulunan bir yere yolculuk yapana şer'an "misâfir" denir.  Hangi vasıta ile ve ne kadar kısa zamanda giderse gitsin, niyet edip yola çıkan kimse sefer/yolculuk hükümlerine tâbidir. 


Müsâfir, küçük yerlerde köyün veya şehrin evleri hududunu çıkınca, çok büyük kentlerde kendi mahallesini çıkınca seferîdir.  Müsâfir dört rek'atli farzları iki kılar.  Akşam namazının farzını vitir namazını ve dört rek'atli bütün sünnetleri kısaltmadan, tam olarak kılar.  Ancak seferî iken gittiği yerlerde, mukîm imama uyarsa imamla beraber tam kılar.  Şâyet kendisi imam olursa iki rek'at kılar ve selâm verir.  Kendisine uyan cemaat seferî ise imamla beraber selâm verir.  Eğer cemaat seferî değilse, imam selâm verdikten sonra cemaat kalkar ve namazını tamamlar.  Kıyâmda, isterse Fâtiha okur, isterse okumaz.  Okumadığı takdirde okuyacak kadar bekledikten sonra rükûya gider.  Cuma namazı da farz olmaktan çıkar.


 

Ramazan ayı içinde bulunuyorsa oruç tutmayabilir.  Tutamadığı günleri daha sonra sayısınca kazâ eder.  Bununla beraber sıhhatine zarar vermeyecekse, orucu tutması daha hayırlıdır. 




Bir yolcu/misâfir kimse, gittiği yerde onbeş gün kalmaya niyet ederse, misâfirlikten çıkmış olur ve namazları tam kılar.  Onbeş gün ikâmete niyet etmediği halde işinin tamamlanmaması gibi bir sebeple bugün çıkarım, yarın çıkarım diyerek aylarca, hattâ senelerce kalsa yine de sefer hükümlerine tâbidir. 


Müsâfir kimse, asıl vatanına geldiğinde müsâfirlikten çıkmış olur.  Asıl vatanında ne kadar az kalsa, yine de mukim olup, tam kılar. 


Kazaya kalmış namazlar nasıl kazaya kalmışsa öyle kılınır.  Yani müsâfir bir kimse, seferde kazâya kalmış olan dört rekatli farzları seferde veya memleketine döndüğünde iki rekat olarak kazâ eder.  Mukim iken kazâya bırakmış olduğu dört rekatli namazları ise, seferde iken bile dört rek'at olarak kazâ eder. 



Vatan üç kısımdır


Vatan-ı aslî: İnsanın doğup büyüdüğü ve yaşadığı yerdir.  Orada doğmamış ve evlenmemiş olsa bile yaşamaya niyet edip, ayrılmak istemediği yere de vatan-ı aslî, denir.  Vatan-ı aslî, ancak diğer bir vatan-ı aslî ile bozulur.  Meselâ, insanın doğup büyüdüğü yer asıl vatanı iken, başka bir şehire yerleşse, orada devamlı kalmaya niyet etse, kendi doğduğu yer asıl vatan olmaktan çıkar.  Eski asıl vatanında, 15 günden daha az bir müddet için gelip kalacak olsa, misafir olur.  Dört rek'atli farzları kısaltır ve iki rek'at kılar.  Nitekim Peygamber Efendimiz, Medine'den Mekkeye geldiğinde namazlarını kısaltarak kılmıştır.  Vatan-ı aslî, Vatan-ı ikâmet ile bozulmaz. 


Vatan-ı ikâmet: Misâfirin onbeş gün veya daha fazla kalmaya niyet ettiği ve asıl vatanına en az doksan kilometre uzakta bulunan yerdir.  Burada namazlar kısaltılmadan dört rekat kılınır.  Vatan-ı ikâmet , diğer bir vatan-ı ikâmet ile ve vatan-ı asliye dönmekle bozulur.  Vatan-ı ikâmet, vatan-ı süknâ ile bozulmaz. 


Vatan-ı süknâ: Müsâfirin onbeş günden daha az bir müddet için oturmaya niyet ettiği ve asıl vatanına 90 kilometre veyâ daha fazla bir mesâfede bulunan yerdir.  Burada dört rek'atli farz namazlar iki rek'at kılınır. 


Vacip Namazlar


Vitir namazı, İmam-ı A'zam'a göre vâcib, İmameyn'e göre ise, yatsının farzına tâbi bir sünnettir.  Her iki görüş de vitr'in yatsıdan sonra kılınmasını gerektirir. 

 

İki bayram namazı da vaciptir.  Bunların vaktine gelince, güneşin doğuşundan itibaren 45 - 50 dakika geçip de kerahet vakti çıktıktan sonra başlar ve güneşin istiva vaktine, yani öğle vaktinden yaklaşık yarım saat öncesine kadar sürer.  


Başlanmış bir nafile namaz bir sebeple bozulursa onu yeniden kılmak vacip olur.  Adak olarak adanmış namazları kılmak da vaciptir.   



Sünnet Ve Nafile Namazlar


Farz namazların bir günde beş vakit olduğunu az önce görmüştük.  Ayrıca bu farzların önünde ve arkasında kılınan sünnet namazlar vardır.  Bunları kılanlar cennet ile müjdelenmiştir.  


Bunlardan başka kılındığında manen kulu Allah’a yaklaştıran nafile namazlar da vardır.  Mesela kuşluk vaktinde ortalık kızınca başlayan ve öyle ezanından yarım saat öncesine kadar kılınan “duha”, akşamın sünnetinin arkasından kılınan “evvabin”, gece seher vaktinde uykudan uyanarak kılınan “teheccüd” gibi belli zamanlarda kılınan namazlar gibi. 


Bir de belli sebeplerle kılınanlar nafileler vardır.  Mesela vakit kerahet vakti değilse, abdest alınınca “şükrül vudu/abdeste şükür”, camiye girince mescidi selamlama manasında “tahiyyatül mescid” adıyla kılınan nafile namazlar böyledir.  Bu namazlar genellikle iki rekatla başlar.  Gücü yeten daha fazla da kılabilir. 


Bu sünnet ve nafile namazlara ihlas ve samimiyetle devam edenler, Allah’a (cc.) manen çok yaklaşır ve çok sevilirler.  Zaten bir müslümanın amacı da, Allah’ın sevgisini kazanmaktır.  Ahirette ilk sorgu namazdan olacaktır.  Eğer farz namazlarda bir eksiklik çıkarsa, bu nafilelerle o eksiklik tamamlanır.  


Güneş ve ay tutulması, kıtlık ve kuraklık zamanında kılınanlar gibi daha başka namazlar ve bu namazlarla ilgili bir çok hükümler de vardır ama, ayrıntıları burada zikre gerek görmüyoruz.  


Ramazan ayında kılınan teravih namazının vakti yatsı namazını kıldıktan sonra, fecir doğuncaya kadar devam eder.  Vitir namazından önce kılındığı gibi, sonra da kılınabilir.  Yatsı namazından önce kılınmaz.  Bu yüzden Ramazan gecesi camiye teravih namazı kılınırken yetişen kimse önce yatsının farzını kılıp ondan sonra teravih için imama uymalıdır.  Vaktinde kılınmayan teravih ve bayram namazlarının kazası yoktur.