NECMETTİN ERBAKAN

“İnna lillah ve inna ilyhi raciûn.”


 “Allahu Ekber.”


Dünyanın Başı Sağolsun.


 Dünya bir âkil adamını kaybetti. Kendisi için düşünen, kendisi için kafa yoran, kendisi için çalışıp çabalayan bir adamını kaybetti.

 Düşüncede ve harekette iz bırakan bir adamını kaybetti dünya.


 O yüzden dünyanın başı sağolsun diyoruz.


Prof. Dr. Necmettin Erbakan bizim düşünce dünyamızda olduğu kadar dünya siyasetinde de bir ekoldü. Çünkü  kapitalizmin ve komünizmin mahvettiği insanlığa yeni bir yol, yeni bir çare sunmuştu. Yeni bir dünya düzeninden bahsediyordu Erbakan. Ona bazen “milli görüş”, bazen de “adil düzen” diyordu.


Milli olmaktan maksadı dar anlamda ulusal olmak değildi. O bu görüşünü Müslümanların mazisine dayandırıyordu. Herhalde İslam’ın temel ilkeleri üzerine dünyanın geldiği teknik ve tecrübeleri de ilave ederek insanlığa tutulduğu materyalizm fırtınasından bir çıkış sunuyordu.


Merhum Erbakan bu hareketine hep “cihad” dedi. Ama bu kılıçla, topla, tüfekle yapılan bir savaş değildi. Bu onun basit tarifine  göre “Hakkın hakimiyeti için ihlasla çalışmak”tı. O siyaset dahil bu uğurda yapılan her çalışmayı bir cihat, yani bir ibadet bildi. Bu yüzden ömrünün sonuna kadar da bırakmadı. “Mücahit Erbakan” tabiri ona yakışıyordu.


İleride daha da belirginleşecektir, Erbakan İslam Dünyası için de bir model şahsiyet olacaktır. Beklide İslam Dünyasındaki hareketler incelenirken Erbakan ve “Milli Görüş hareketi” çoktan yerini almıştır.


I. Dünya savaşı sonrasında siyaseten mağlup olan İslam Ülkeleri büyük bir işgal yaşamıştır. Görünen işgalden ziyade görünmeyen işgaller, yani kişilikte yaşanan işgaller, kültür emperyalizmi, dinsizlik olarak uygulanan bir laikliğe mahkumiyet, açıktan din düşmanlığı… gibi işgaller daha acımasızdı.


Bu acımasız işgallerden bir çıkış arıyordu Müslümanlar. Bu ülke bereketli ilim ve fikir adamlarıyla dünyaya yeni yollar ve yordamlarla mücadele örnekleri sergiliyorlardı. Mesela Bediüzeman Said Nursî’nin hareket metodu, tarikatların hareket metodu bu ülke şartlarında bir modeldi. Derken Mısırda Hasan el-Benna ve “İhvan-ı Müslimim”, Pakistanda Mevdudi ve hareketi bir modeldi.

İşte merhum Erbakan’ın “Milli Görüş” hareketi de böyle bir modeldi. Türkiye’de selam vermenin bile irtica alameti bir yobazlık sayıldığı günlerde o işgalin merkezine başkaldıran ve hukuk silahıyla  saldıran bir mücahit olarak kendini siyasetle ortaya attı.

O günü yaşayanlar ve okuyanlar bilir, bu basit bir siyaset değildir. Bu mangal gibi yürek isteyen bir iştir. O her “esselamu aleykum” dedikçe dalga geçtiler arkasından. Ama öyle heybetli ve birikimli ve de cesur bir insandı ki, arkasından onu alay ile aşağılamaya kalkanlar yüzüne bunu hiçbir zaman yapamadılar. Ona hep saygılı davranmak zorunda kaldılar. Onu ezmek isteyenler, onun karşısında hep ezildiler.


Merhum Erbakan’ın bu siyasi modeli elbette çok tartışıldı, daha da tartışılacaktır. Ama bugün bunun altında yatan iyi niyeti görme zamanıdır. Elbette Merhum Erbakan’ın da bir insan olarak hataları, kusurları olacaktır. Ama bugün onları konuşmanın zamanı değildir. Bugün bir mücahidin iyi niyet ve ihlas çabalarını görmek ve ona minnet ve şükran ile rahmet okumak zamanıdır.

Erbakan siyasette bir üstat idi elbette. Kürsülerde gümbür gümbür konuştuğunda muhalifleri kaçacak delik ararlardı. Onun meclis konuşmalarını “trafolar patlar” bahanesiyle televizyondan vermeme çabalarını çoğumuz hatırlar. Demogoji üstadı Demirel bile çaresiz kalırdı onun bu müthiş ve muhteşem beyanı karşısında.


Ama o bununla beraber kişisel hayatında çok nazik ve kibar bir adamdı. Bir beyefendiydi. Bir derviş zerafeti içindeydi. Maneviyat ehliydi. Dünyanın ilim ve gönül adamlarını bilir, ziyaret eder, sever ve sayardı. Çok çalışması yanında ibadetlerine düşkünlüğü ve bu güzel ahlakı insanların onu sevmesinin en büyük sebeplerindendi.


Arkasında kitaplar, kasetler, makaleler, konuşmalar, dökümanlar ve adamlar bırakarak gitti merhum Erbakan dar-ı bekaya. 


Kanaatim odur ki orada da hüsn-ü kabul görecektir. Çünkü “halkın şehadeti Hakkın şehadetidir” denmiştir. Vefat haberi duyulduğu andan itibaren onun hakkında hep hayır konuşuluyordu. Hatta birçok parti lideri programlarını yarıda bırakarak Ankara’ya döndüler. İnsanlar onun evinde ve parti merkezinde gözyaşlarıyla dua ediyor, onun için Kur’an okuyorlar.


Biz de ona Fatihalarla dualar ediyoruz. Ruhun şad olsun “savunan adam”, “Mücahit Erbakan”.

 

Dostlarımız