BEHÇET BÖREKÇİ

Bugün 13 Mart Pazar. Behçet Börekçi Efendinin vefat yıldönümü imiş. Bu sayfaya bir program davetiyesi gelmiş, gördünüz. Ben maalesef katılamıyorum. Ama onları bir yazı ile sevindireyim.


Bu zatın adını çok önceleri duymuştum. Hatta çocukluk dönemimizde “Köyümüzün Dervişleri”ni anlatırken bahsi geçmişti: Bizim Maraşımızda Behçet Efendi diye maruf bir zatın etrafında toplanan müntesipleri vardı.


Behçet Efendi İhramcızade İsmail Hakkı Efendinin Maraş için vazifelendirdiği muhterem imiş. Vefatından sonra yolunu devam ettirmiş. Ancak Mustafa Direk abimizden duyduğuma göre kendisine rabıta yaptırmazmış. “Biz şeyh değiliz” der, efendisine davet edermiş.


Kendisini tanıdım. Kısa kısa sohbetlerimiz oldu. Bende bıraktığı intiba, şöhretten ve yapmacık hareketlerden kaçınan, mütevazı, ihlaslı, salih, hizmet ehli bir gönül adamı olmuştur. Bu yönüyle onu çok sevdim ve saydım.


Bir başka yönden bir nevi tezkiyesini de duymuştum: Köylümüz ve akrabamız Hacı Mustafa Direk ağabeyimizin de efendisiydi. Ders alışını anlatmıştı. Aklımda kalanları kısaca yazayım:

"Kamyon şoförlüğü yaptığı yıllarda doğudan, Cizre’den Şeyh Said Efendi diye maruf bir şeyh efendiden ders almış, ama sonra oralara gitmesi zorlaşınca, Maraş’ın meşhur müftüsü Hafız Ali Efendiye durumunu arz etmiş ve:


- Buradan bir şeyhten ders alsam olur mu?” diye sormuş.


O merhum da:


- Niye olmasın? bir şeyh değiştirmek iyi olmaz ama, mazeretin varsa bir mahzuru da olmaz” demiş ve ilave etmiş:


- Buralarda kim var?


O da:


- Tabakçı Behçet Efendi var, falan var. Filan var, deyince, hoca efendi, "tabakçı” lakabından ötürü hor görülmemesi gerektiğini ima eder gibi:


- Olsun tabakçı, o bir meslektir, zarar etmez” demiş.


Mustafa abimiz de gitmiş, ondan ders almış Birbirlerini çok sevmişler."


Hafız Ali Efendi bu "Olsun tabakçı, o bir meslektir, zarar etmez" sözü ile “Tabakçıdan ders al” diye tavsiye etmiş olabilir, “Tabakçı olmasında ne mahzur var?” manasına “olsun tabakçı” demiş de olabilir. Sonuç değişmez tabi. Bendeniz, “her ikisi de aynı kapıya çıkar ve bu cümleden Behçet Efendiye tezkiye anlaşılır” diye düşünüyorum.


Behçet efendiye bağlı olanlar genellikle halk içinde sıradan, samimi ve gariban kişilerdir. Daima dindar cemaatlerle ve hareketlerle beraber olmuşlardır. Görünüşte mütevazı, samimi, olgun, dünyaya karşı ivazsız garazsız insanlardır. Haklarındaki bu hüsnü niyetim onun sağlığında hiç değişmedi.


Yine bir Ramazan bayram günüydü zannederim. Biz bir grup arkadaşla İstanbula gidiyorduk. Ya Keskin, ya da Bolu civarında verdiğimiz bir molada onunla karşılaştık. Ayaküstü kısa ama çok tatlı bir sohbet ederek ayrıldık. Bir defa da somunumuzu alıp bağına gitmiştik bir ortak dostumuzla. Adet öyleymiş, çorba ondan, somun gelenlerden.


Ne güzel günlerdi...

 

Dostlarımız