KEMAL TABAK

Onu ilk tanıdığımda sakin hali dikkatimi çekmişti. “Hiç acelesi olmayan bir adam” dedim içimden. Samimim ve ihlaslı hali tam bir Kur’an hocası izlenimi veriyordu. Önce müftülük yapmış, sonra öğretmen olmuş. Sanırım ağır, sakin ve vakarlı olmasında bunun etkisi vardır. İyi ahlaklı, kimseye zararı olmaz, dedikodu ve lağviyattan uzak, konuşurken sükunet kadar tebessümü de olan aziz bir arkadaşımızdı.

Onunla uzun yıllar İmam Hatip Lisesinde beraber çalıştık. Öğretmenliği yanında halka vaaz da verirdi. Gördüğüm kadarıyla tek eksikliği ilme yeterince ceht, çaba ve gayret göstermemesi, zaman ayırmamasıydı. O olgunluğunu daha fazla ilimle taçlandırsaydı, şehrin gözbebeği olur, kendisinden istifade daha da çoğalırdı.

Bütün dünya insanlarının sima ve karakterlerini taşıyan genlerin hepsini toplasan bir fındıkkabuğunu doldurmazmış. Buna rağmen bu çeşitlikteki benzerlik nedir ya Rabbî! Sübhanellahil azim ve bi hamdih. Bunu niçin söylüyorum? Çünkü onun İmam hatipteki resmini görseniz, veya bir akrabasına baksanız, hemen tanırsınız.

 

Dostlarımız