Alimin Önderliği
Bu ümmet, insanlık için çıkarılmış hayırlı bir ümmettir. Hayırlı oluşu, görevinden gelmektedir. Görevi ise; Allah’a iman, Allah’a davet, iyiliği emretme, kötülükten alıkoymadır.(1) Nerede bir insan topluluğu yaşıyorsa, Allah’ın, tarihî sürec içerisinde sürekli olgunlaştırarak artık kemale erdirdiği, üstümüzdeki tamamlanmış nimeti ve razı olduğu din; yani yaşama biçimi olan İslam’ı oralara götürme ve örnek bir yaşayışla sunma, yani tebliğ…(2)
Allah, bu kutsal görev için asaleten peygamberleri, vekaleten de alimleri seçmiştir. Alimler, peygamberlerin varisleri, vekilleridir.(3) İlim, her şeyi bilen Allah’ın yücelttiği, değer verdiği bir sıfattır. Daha indirdiği ilk ayetlerinde ilmi, okumayı, yazmayı, bilinmeyeni bellemeyi teşvik etmiştir.(4)
Alimler, genelde iki kısımdırlar; iyi alimler, kötü alimler. İyi alimler, peygamberlerin vekilleri ve varisleri olarak onların yolunda giden ve toplumları Allah’a davet ederek İslamı hakim kılan, bu uğurda çalışan, didinen, uğraşan insanlardır. Amaçları Allah’ın rızasıdır.
Gözlerinde dünya yoktur. Dünyanın malı, makamı, şanı, şöhreti gözlerinde değersizdir. Onların  gözledikleri Allah’tır; Allah’ın hoşnutluğudur. Yani ahiret alemi… Elbette dünyadan da nasiplerini unutmayacaklardır. Zira o da Allah’ın arzusudur.(5)
Kötü alimler ise, ilmi ile dünyaya yönelmiş, onun malını makamını, şanını, şöhretini elde etmek için dine sırt çevirmiş, Allah’ın emirlerini arkalarına atmış, insanlar ona çok muhtaç iken İslamın emirlerini gizleyip örterek  açıklamamış, yaymamış, hatta yayılmasına mani olmuş, kendi çıkarlarına ters düştüğünü gördükleri anda dini kısmen veya tamamen değiştirmiş, dinde karışıklık çıkararak onu gözden düşürmek istemiş, zalimlerin keyfine göre konuşup yorum yapmış, fetva vermiş, böylece İslama perde olmuş, engel olmuş kimselerdir. Allah’ın ve yarattığı her varlığın lanet ettiği kimseler… kovulmuş kimseler… en büyük aldanmışlar.(6)
Çağımızda da İslam, dünkü cahiliyyete benzer bir durumla karşı karşıyadır. Osmanlı’nın yıkılışından sonra İslam coğrafyası, asli hüviyetinden uzak ve yarım yamalak da olsa var olan hilafetten uzak, İslam devletinden uzak, ümmet birliğinden uzaktır. Görünür görünmez işgaller altındadır. Devlet hayatında ve onun tüm kurumlarında, yaman bir manevi işgal, yani kültürel işgal yaşanmaktadır. Hukuk, ekonomi, eğitim ve kültür alanları, amansız bir işgalin en açık görüntülerini sergilemektedir.

Diğer Eserler