Düğün

 Hayatın en güzel günlerinden birisi de insanın evlendiği, düğününün yapıldığı gündür. İnsanlarla ilişkiler açısından da fevkalade önemli bir gündür düğünler. Bu tür merasimlerde kız ve oğlan tarafı kadar yakın akraba ve dostlar da bu mutluluğa katılırlar. Düğün aleni, herkese açık, ama özellikle davetlilerin icabeti beklenen bir merasimdir. Dinimiz nikah ve evliliklerin böyle açığa vurulmasını ve herkese mümkün mertebe duyurulmasını arzu eder. Bu gizli kapaklı evlenmelerin ne kadar hoş olmadığını da gösterir. Evlilik kurumu ciddi bir durumdur. O yüzden hem gizli, hem de geçici evlilikler (mut’a nikahı) istenmemiştir.


Düğünlerde eğlence hem vaziyetin bir gereği, hem de aleniyetin bir işaretidir. Camilerde nikahın yapılması da bu aleniyetin bir ifadesidir. Düğünlerde eğlenmek müstehap, yani dinen güzel görülmüştür. Peygamberimiz def çalarak, şiirler okuyarak evlenenleri izlemiş, bunun böyle olmasını arzu etmiştir.[1] 


Bu her devrin kendine göre bir eğlence zevkine göre yapılır. Yeter ki gayri meşru bir şey olmasın. Ancak, “düğünde eğlenilir” diyerek kadınlı erkekli dans etmek, dansöz oynatmak, içki içmek, içenlerin masrafını karşılamak ve benzeri haramlardan şiddetle kaçınmalıdır. Din muameledir. İnsanların dindarlıkları da böyle müstesna günlerinde şeriata bağlılıkları ile ölçülür. Yok adet böyleymiş, yok atalardan gelen töre bunu gerektirirmiş gibi safsataların ardına saklanarak bu haramları işlemek, ikinci bir cinayettir. Allah Teâlâ’ya isyan olan yerde ne atalara, ne idarecilere, ne de topluma uyulur. Böyle bir düğüne davet edilen icabet etmez. Ama varsa hediyesi ve hayır duası, daha sonra takdim edebilir.


Böyle temiz icra edilen düğünlere davet edildiğinde gitmek gerekir. Gidemeyenler de mazeretlerini beyan etmeli ve evlenenleri tebrik etmelidir. Ev sahibinin düğünde bir ziyafet, velime vermesi de sünnettir.



[1] Buhari, nikak, 48.


Yazarın Diğer Yazıları