Gelecek Tasavvuru

Sosyal anlamda insanların olduğu gibi, siyasî anlamda da devletlerin bir hedefi, bir ideali vardır, bize göre olmalıdır da. Sosyal anlamda fertlerin, siyasî anlamda ise devletlerin ideallerini bağlı oldukları inançları ve dünya görüşleri belirler. Başka bir ifadeyle, fertlerin veya toplumların, amaçlarının ve ideallerinin ana çerçevesini inandıkları ve bağlı oldukları manevî değer yargıları oluşturur.

 

İslâmî anlamda düşündüğümüzde ise İslâmiyet mutlaka, bağlıları olan Müslümanlara bir misyon bir sorumluluk yüklemiştir. Bilindiği gibi bu sorumluluğun orijinal ifadesi “Kulluk”tur. Allah(cc) bu anlamda Müslümanlara bir takım görev sorumluluklar vermiştir. Kur’ân-ı Kerimde Rabbi Teâlâ bu konuda ;Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Zariyat,56” buyurmaktadır.  Ahzab Suresi 72. Ayet-i Kerimede ise Rabbimiz (cc) Biz, emaneti – İslâm’ın emirleri- göklere yere ve dağlara arz ettik. Onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O cidden çok zalim, çok cahil bulunuyor.”

 

Eğer Müslümanlar, Allah(cc) ın kendilerine vermiş olduğu sorumluluğun bilincinde olurlarsa ve ona göre hayatlarını tanzim ederlerse, iki dünya da mesut ve bahtiyar olacaklardır. Buna göre Allah(cc)  ın yeryüzündeki halifesi makamında bulunan Müslümanların,  hem kişisel anlamda Allah(cc) a karşı ve hem de, içerisinde beraber yaşadıkları topluma karşı bir takım görev ve sorumlulukları vardır. Bu görev ve sorumlulukları bizzat Allah(cc) kendisine iman eden Müslümanlara emir buyurmuştur.

 

Bir defa, bilinçli bir Müslüman’ın İslâmî anlamda, mutlaka bir idealinin bir gelecek tasavvurunun olması gerekir. Yani, içerisinde yaşadığı toplumu İslâmî anlamda dönüştürme sorumluluğu ve gayreti. Bu da baskıyla değil, zorlamayla değil ancak güzel örnek olmakla mümkün olur. Böylece, Müslümanlar, içerisinde yaşadıkları toplum içerisinde hareket ve davranışlarıyla örnek bir kişilik sergileyerek,  tebliğ sorumluluğunu da yerine getirmeye çalışmış olurlar.

 

Yukarıda söz konusu etmeye çalıştığımız ilahî misyon ve inançla hareket eden Müslümanlar, Peygamberimiz(sav) ve Sahabe Efendilerimiz dönemi anlamına gelen  “Asrı Saadet” ten günümüze gelinceye kadar, Allah(cc) ın kendilerine yüklediği ilahi sorumluluğun bilincinde olarak yaşlarına, sosyal ve ekonomik koşullarına bakmadan kıtalardan kıtalara at koşturarak İslâmiyet’in dünyaya yayılmasını sağlamışlardır. Misal olarak Ebu Eyyüb el Ensarî  (ra)- yani İstanbul’da metfun bulunan Eyyüb Sultan- İstanbul’un fethine katıldığında yaşı ortalama olarak seksenin üzerindedir. Aynı şekilde ve aynı inançla hareket eden diğer Sahabe Efendilerimiz de dünyanın dört bir yanına yayılarak ilahî sorumluluğu yerine getirmeye çalışmışlardır.

 

Daha sonraki dönemlerde ise, Türklerin Müslüman olmasıyla Türkler de Selçuklular ve Osmanlılardan itibaren, İslâmiyet’in kendilerine yüklediği ilahî sorumluluğun bilincinde olarak, İslâm’ın Balkanlara ve Avrupa’ya yayılmasına sebep olmuşlardır. Bu anlamda Osmanlılar, kuruluş döneminden gerileme dönemine kadar-ortalama 1700’li yıllar- fetih siyaseti takip ederek Balkanlarda ve diğer Avrupa ülkelerinde İslâmiyet’in yayılmasını sağlamaya çalışmışlardır. Fakat daha sonraki dönemlerde Osmanlılar, bu konudaki gayretlerini maalesef yavaş yavaş kaybetmeye başlamışlardır. Bundan dolayı da dış politikada genişleme politikasından savunma politikasına dönülmüştür. 

         

Bize göre, İslâm dünyasının bu gün sürüklenmiş olduğu en büyük problem budur. Yani,  inanç coğrafyamızda yaşayan insanların gerek fert ve gerekse toplumsal bazda gelecek tasavvurlarını önemli ölçüde kaybetmiş olmaları; geleceğe yönelik dinî-sosyal anlamda bir planlarının bir tasavvurlarının olmaması, ya da var olanın da zayıflamış olmasıdır.

 

Netice itibarıyla, sahip olduğumuz inançlarımız bazında gelecek tasavvuruna sahip olmamız, maddi-manevi bizleri her yönden zinde kılacaktır. Bunun sayesinde, kabına sığmaz bireyler olarak, ilahi sorumluluğu yerine getirebilmek adına sürekli olarak bir gayret içerisinde zorunda kalınacaktır vesselâm.    

 

 

                    



Yazarın Diğer Yazıları