Ramazan Coşkusu

Rabbi Teâlâ’ya hamdolsun ki bizleri bir kez daha sağ salim olarak, ‘evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden azat’ olan bir Ramazan ayına daha ulaştırmış oldu. Gündüzleri tutulan oruçlarıyla, geceleri kılınan teravihleri ve sahurlarıyla manevî anlamda tam bir fırsat ayı olarak bilinen Ramazanı şerife, manevî hayatımızda kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak bakmamız gerekir. Zira, bilemiyoruz, kim bilir belki de idrak edeceğimiz bu Ramazan, ömür takvimimizde idrak edeceğimiz son Ramazanımız olabilir. Belki de bir sonraki Ramazana yetişemeyebiliriz, hiç birimizin elinde bir sonraki Ramazana yetişeceğimize dair bir hayat garantisi yoktur.


Şu anda, geçen Ramazanda hayatta olup ta ömürleri kifayet etmediği için bu Ramazan aramızda olmayan, hayatları hâlâ tap taze hatıralarımızda olan nice gönül dostlarımız vardır. O yüzden, bu Ramazanı ‘ömür defterimizin son Ramazanı’ olarak değerlendirip, yapacağımız hayırlı amellerle her saat ve dakikasını değerlendirme kaygısı içerisinde olmamız gerekir. Bu yönüyle Rabbi Teâlâ’nın yaşadığımız ömrümüzde, bizleri bir kez daha böyle bir Ramazana ulaştırmış olması, bizler için ne büyük bir ikramı ilahidir.


Başka ülkeleri pek fazla bilemeyiz belki ama, bizim ülkemizde Ramazan coşkusu sanki çok daha bir başkadır gibi geliyor bizlere. Sosyal hayatımızda şöyle bir çevremize baktığımızda, gerek hayat felsefeleri ve gerekse dünya görüşleri itibarıyla İslâmî çizgiye uzak kabul ettiğimiz nice kesimler, nice insanlar hayatlarında Ramazan coşkusu yaşayabilmektedirler. Bunu ifade ederken, Ramazan ayında mütedeyyin kesimlere nispet olsun diye, oruca karşı olan tutum ve davranışlarını özellikle açığa vuran insanları, söz konusu ettiğimiz kapsamın dışında tutuyoruz. Onların eleştirileri ayrı bir yazı konusudur.


Bilindiği gibi, Ramazan ayının belki de çok zor anlatılabilen, fakat ehlince olabildiğince yaşanan, teneffüs edilebilen kendine has manevî bir atmosferi vardır. Söz konusu bu manevî atmosfer doğusundan batısına kadar, kuzeyinden güneyine kadar ülkemiz insanlarının bütün hayatlarını baştan aşağı çepe çevre sarmaktadır. Bunun sonucunda insanlarımız, normal zamanlara göre etraflarına karşı çok daha anlayışlı ve çok daha hoşgörülü olabilmektedirler. Bizlerin Ramazan ayı ve oruç konusunda sahip olduğumuz söz konusu bu duyarlılıklarımız, elbette bizlerin Ramazan orucuyla ilgili sahip olduğumuz inançlarımıza bağlıdır.


Fakat maalesef ne acıdır ki, gönül coğrafyamızı oluşturan İslâm ülkelerinin birçoğu bu Ramazan ayına da, çok büyük problemler yaşıyorken girmek durumunda kaldılar. Nice yıllardır İslâm dünyası, Ramazan ve bayramlarımızı buruk bir şekilde idrak etmek zorunda kalmaktadır. Bu anlamda, hemen yanı başımızda komşumuz Suriye’de yaşananlar sanırız hepimizin malumudur. Aynen Suriye gibi Irak’ta, Mısır’da veya herhangi bir İslâm ülkesinde yaşananlar da mahiyeti itibarıyla belki de Suriye’den çok farklı değildir. Sanırız, bizler İslâm ümmeti olarak manevî değer yargılarımızdan ve İnançlarımızdan uzaklaşmış olmamızın bedelini ödüyoruz. Gönlümüz ve duamız, siyasî ve kültürel bakımdan param parça olmuş İslâm dünyasının bu haline, şu anda idrak ettiğimiz Ramazan-ı şerifin manevî atmosferinin merhem olmasından yanadır.


Yukarıda söz konusu edildiği gibi, İslâm coğrafyasının şu anda belki de tarihinin her yönden en sorunlu dönemini yaşıyor olması, Müslümanlar olarak bizlerin çok daha sorumlu, çok daha gayretli olmamızı beraberinde getirmektedir. İslâm dünyasının şu anda yaşamış olduğu sorunlara çözüm, muhakkaktır ki yine kendi içimizden, bizden olacaktır. Bunu temin için gerek hükümetler bazında ve gerekse halklar nezdinde karşılıklı olarak iyi niyetli kardeşçe girişimlerin başlatılması kaçınılmazdır. İslâm ümmeti olarak kendi aramızdaki sorunlarımızın çözümü muhakkaktır ki, öyle bir çırpıda çözülebilecek kolay sorunlardan değildir. Bu anlamda herhalde hiçbir devletin ve milletin elinde sihirli bir değnek olmasa gerektir. Bu bir süreçtir ve bizlere göre bu süreç Türkiye ve Türk milleti tarafından çoktan başlatılmıştır. Ümit ederiz ki bu süreç, Ramazan ayı gibi böyle bir hayırlı ayda daha ileri bir düzeye taşınabilmiş olsun vesselâm...

 

 

Yazarın Diğer Yazıları