Gönül Köprülerimizi Muhafaza Edebilmek

Bilindiği gibi, toplum içerisinde yaşayan bireyler herhangi bir dine inanmakla, dînî inanış bakımından söz konusu edilen inanç gurubuna dâhil olmuş olurlar. Doğru ya da yanlış, hak ya da batıl herhangi bir ideolojiye, herhangi bir inanca sahip olmak, söz konusu inanç veya ideolojiye bağlı olan insanların sorumluluklarını da beraberinde getirmektedir.


Hamdolsun bizler Müslümanız ve Rabbi Teâlâ bizlere hidayet bahşederek bizleri iman nimetiyle şereflendirmiştir. Bundan dolayı Rabbimize ne kadar hamdetsek, ne kadar şükretsek yine de Rabbi Teâlâ’nın bizlere bahşetmiş olduğu iman nimetinin şükrünü yerine getirmiş olamayız. Ne var ki, Rabbi Teâlâ’nın bizlere bahşetmiş olduğu iman nimetinin de bizlere yüklediği çok büyük bir sorumluluğu vardır. Bu sorumluluğun genel ifadesi ‘Müslüman duyarlılığı’ ifadesi olmalıdır. Yani ‘Ben de Müslümanım’ diyen insanların, sahip oldukları inançlarından dolayı, diğer yükümlülükleriyle beraber İslâm coğrafyasında yaşayan Müslüman kardeşlerinin sorunlarına karşı da duyarlı olma zorunlulukları…


Malum olduğu üzere, Diyanet İşleri Başkanlığı bu yılkı Ramazan ayı temasını, “Gelin gönüller yapalım bu Ramazan ve her zaman” başlığı altında vermiştir. Gerçekten de Diyanet İşleri Başkanlığının belirlemiş olduğu tema, içerisinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayının manevî iklimine ne kadar da uygun bir temadır. Zaten Ramazan hârici normal zamanlarda da Müslümanların yerine getirmeleri gereken görevlerinin en başta geleni, gönül coğrafyamızla gönül bağlarımızı devam ettirerek, onların sorunlarını çözmeye çalışmalarıdır. Müslümanlarda olması gereken söz konusu bu haslet ve duyarlılıklar, Müslümanlara ve Ramazan ayının manevî iklimine ne kadar da yakışıyor.


Vakıa, gönül dünyamızı oluşturan inanç coğrafyamız bu gün belki de tarihinde hiç olmadığı kadar büyük sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu gün belki de birkaç İslâm ülkesi hâriç, İslâm Ülkelerinin birçoğunda rahmet ayı mübarek Ramazan ayına rağmen maalesef ki maalesef hâlâ kan ve gözyaşı akmaya devam etmektedir. Coğrafyamızın söz konusu edildiği şekilde bu kadar büyük sorunlarla uğraşıyor olması, elbettedir ki bizlerin sorumluluklarımızı çok daha fazla artırmaktadır.


Elbettedir ki inanç coğrafyamızda yaşayan kardeşlerimizin sorunlarıyla ilgilenmek, Müslümanlar olarak öncelikli olarak bizlerin sorumluluğunda olmalıdır. Gönlümüz ister ki, coğrafyamızın sorunlarının çözümünü bizim dışımızdaki coğrafyalarda Amerikalarda, Avrupalarda aramayarak kendi inisiyatiflerimizle çözebilelim. Fakat ne acı bir tablodur ki, ümmet olarak bizler ortalama olarak bir buçuk milyara yakın bir nüfusa sahip olmamıza rağmen, kendi iç sorunlarımızın çözümü konusunda tam olarak kendi iç dinamiklerimizi harekete geçirememekteyiz. Tabiidir ki bunun en büyük sebebi coğrafyamızın siyasî, etnik ve kültürel açıdan param parça olmasıdır. Dolayısıyla bizler, kendi inisiyatiflerimiz ve iradelerimizle sorunlarımızı çözemediğimiz için, işin içerisine ABD veya başka bir Avrupa devleti girmektedir. Takdir edersiniz ki, ümmet olarak bizden olmayan güç odaklarının


sorunlarımızın çözümüne müdahil olması, sorunlarımızın daha da kronik bir hale gelmesine sebep olmaktadırlar. Çünkü, söz konusu Hıristiyan dünyasının bilinçaltlarında hâlâ Haçlı zihniyeti devam ettiği için, onların sorunlarımıza müdahalesi sorunlarımızın daha da karmaşık bir hal almasına sebep olmaktadır. Fakat ne acıdır ki, buna rağmen, yani Batının bize karşı ön yargılı yaklaşımının bilinmesine rağmen, bizlerin kendi sorunlarımızı çözme konusunda kendi iradelerimizi kullanamadığımız için onlara muhtaç olmamız ve sorunlarımızın çözümü konusunda onlara el-etek açmamız, bizler için ne kadar da kahredici bir tablodur.


Her şeye rağmen, gönül coğrafyalarımızla gönül köprülerimizi muhafaza ve devam ettirme konusunda, Ramazan ayı gibi bereketli bir rahmet ayında bulunuyoruz. Kardeşlerimizle gönül köprülerimizi devam ettirebilmemiz için içerisinde bulunduğumuz rahmet ayı olan Ramazan ayı bizler için büyük bir fırsattır. Gönlümüz ister ki, içerisinde bulunduğumuz bu mübarek ay Ramazan ayı yüzü suyu hürmetine Rabbi Teâlâ kardeşlerimizle kalplerimizi birleştirerek kardeşliğimizi pekiştirsin.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları