15 Temmuz Darbe Kalkışmasında Yaşanan İlkler

Uğursuz 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasının üzerinden ortalama olarak iki hafta geçti. Geçen bu iki hafta süresince, darbecilere yönelik yapılan soruşturmalar sonucunda, subay veya bürokrat darbeye kalkışan örgüt üyelerinin, darbe kalkışması sırasında ne büyük hainliklere tevessül ettikleri çok açık bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır.


Yüz-yüz elli yıllık yakın tarihimizde, siyasî ve sosyal hayatımızı derinden etkileyen darbe kalkışmaları maalesef olabilmiştir. Başarılı olan veya olamayan her darbe girişimi/kalkışması, beraberinde birçok siyasî ve sosyal sorunları da beraberinde getirmiştir. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında-ortalama olarak duraklama döneminden itibaren- Yeniçeri kalkışmalarıyla başlayan isyan hareketleri, daha sonraki yıllarda değişik şekillerde devam etmiştir.


Cumhuriyet döneminde ise, ordunun meşru yönetime karşı ilk müdahalesi 27 Mayıs 1960 darbesiyle olmuştur. Söz konusu bu müdahaleden sonra, meşru seçilmiş iktidarlara karşı ortalama olarak her on yılda bir darbe kalkışmasında bulunulmuştur. Bu yönüyle 27 Mayıs askerî darbesi eleştirilmiştir. Gerçekten de 27 Mayıs 1961 darbesinden sonra, Türkiye’de ordunun yönetime müdahale etme geleneği başlatılmıştır.  


Yalnız, 15 Temmuz 2015 tarihinde yapılmaya çalışılan uğursuz darbe kalkışmasının, daha önceden gerçekleştirilen darbe girişimlerinde görülmeyen basbayağı farklılıkları vardır. Bu yönüyle, 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması sırasında devlet olarak millet olarak yaşadıklarımız ilk olma özelliğine sahiptir. Biz bu yazımızda, görebildiğimiz kadarıyla bu farklılıklara dikkat çekmeğe çalışacağız:


I. Darbe kalkışmasında bulunan askerlerin çoğu sivil ve silahsız olan halka ateş açmaları sonucunda, maalesef 248 vatandaşımızın şehit olmuş olması ve 2191 vatandaşımızın da yaralanmış olması. Bu yönüyle, hiç kabul etmediğimiz ve her yönüyle eleştirdiğimiz ne 27 Mayıs 1960 ve ne de 12 Eylül 1980 askeri darbelerinde bile darbeci askerler sivil halka alenen ateş açarak sivil vatandaşlarımızın ölümüne sebep olmamışlardır. 15 Temmuz 2016’da darbe kalkışmasında bulunan bedbahtlar, darbeler tarihinde belki de ilk defa sivil halka ateş açma alçaklığında bulunmuşlardır.


 II. Darbe kalkışması sırasında, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’IN çağrısı üzerine halkın çok canhıraş bir şekilde sokaklara çıkarak, ölümleri pahasına da olsa tanklara karşı direnerek darbe kalkışmasını önlemeye çalışmaları. Bilebildiğimiz kadarıyla, daha önceki darbe kalkışmaları sırasında halkımız darbecilere karşı söz konusu bu kalkışmada olduğu gibi açıkça tepki ortaya koymamıştır.


III. Menfur darbe kalkışmasına karşı cumhurbaşkanımız ve hükümetin dik duruşu.  Daha önce yaşanan darbe kalkışmaları sırasında mevcut hükümetler genellikle direnç gösteremeyerek istifa ederlerdi. Bu yönüyle, yani daha önce gerçekleştirilen darbe girişimleri sırasında cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık koltuğunda oturanlar istifa ederek, deyim yerindeyse ceketlerini alarak hükümetten ayrılırlardı. Hani meşhurdur, eski başbakan ve cumhurbaşkanlarından biri olan Süleyman DEMİREL darbeler karşısındaki tutumunu “bu fötr şapkayla 6 defa gittim 7 defa geldim” şeklinde ifade edecektir.


IV. Muhalefet partilerinin tarihlerinde belki de ilk defa darbe kalkışması sırasında darbeye karşı hükümetin yanında, hükümeti destekleyen bir tavır sergilemiş olmaları. Daha önceki darbe girişimleri sırasında o dönemin muhalefet partileri darbecilere karşı hükümetin yanında yer alamayarak, maalesef tavır ve üsluplarıyla bir şekilde darbecileri desteklemişlerdir. Malum darbe kalkışması sırasında darbe kalkışmacılarına karşı ilk sert tepkiyi MHP genel başkanı Devlet BAHÇELİ sergilemişti. Daha sonra, aynı şekilde ana muhalefet partisi genel başkanı Kemal KILIÇTAROĞLU da darbecilere karşı hükümetin yanında olduğunu ifade edecektir.


V. Diyanet İşleri başkanlığının talimatıyla, darbe kalkışması gecesinden itibaren Türkiye genelindeki bütün camilerden sala ve salâvatların verilmiş olması. Gerçekten de Diyanet işleri başkanlığının bu uygulaması, halkımızın uyarılması ve darbe kalkışmasına karşı sokağa çıkması adına çok yerinde bir uygulama olmuştur. Tarihimizde bunun da bir örneği yoktur.


Netice itibarıyla, yukarıda söz konusu ettiğimiz olumlu ve olumsuz farklılıklar ilk defa 15 Temmuz darbe kalkışması sırasında yaşanmıştır. Söz konusu olumlu farklılıklar, vatanımızın ve milletimizin selameti adına çok olumlu sonuçlar vermiştir. Hamdolsun, milletimizin top yekûn direnci sayesinde darbe kalkışmacıları başarısız olmuşlar ve hemen hepsi yakalanarak cezalarını çekmek üzere adalete teslim edilmişlerdir.

Rabbi Teâlâ Millet olarak bizlere bir daha böyle ağır bir musibet göstermesin.      

 

    

 

 

              

     

Yazarın Diğer Yazıları