Selefe Saygı Gereği

Müslümanlar geçmişlerini hayırla yâd ederler. Selefe saygı İslam toplumunun en temel ilkelerindendir. İlim adamları değişik açılardan tarihi ve toplumu irdeler ve incelerken, onların dersler ve ibretler için çıkardıkları tenkit noktaları ve notları da, geçmişi kötülemek anlamına gelmez.

Şimdi biz sivil veya asker milyarlarca Müslümancın, başlarındaki amirlerle beraber İslam’ı yaymak için ortaya koydukları insanüstü çabayı, nihayet O’nu doğduğu topraklardan alıp doğunun, batının, güneyin ve kuzeyin en uzak noktalarına kadar atlı ya da piyade, karda kışta, sıcakta ayazda, aç susuz, yayan yapıldak, per perişan olarak, insan ve tabiatla savaşa savaşa olağanüstü gayretlerle götürmelerini asla ve kat’a inkâr ediyor değiliz.

Binlerce yöneticinin, komutanın, âlimin, edîbin, mürşidin, müridin, kâtibin, sanatkarın, mimarın, mühendisin, öğrencinin, seyyahın, eşrafın, esnafın, askerin ve işçinin, âşık ve hamarat bir kızın elindeki gergefte nakış işler gibi işlediği ve adeta bir dantel ahenginde ördüğü eşsiz İslam Medeniyetini de asla görmezlikten gelemeyiz.

Bu nankörlüğü asla ne yaparız, ne de yapmak isteriz, varsa yapan, onları da hoş karşılamayız. Bilakis biz selefimizi sever, minnet ve şükranla anar, kusurları için bağışlanma diler, rahmet dualarımızı sunarız.

Bizim çabamız daima doğruyu görmeğe ve göstermeğe çalışmak, hayra çağırmak, şerden, yanlıştan ve bid’attan sakınmak ve sakındırmaktır.

İslam tarihi hatasıyla sevabıyla bizim tarihimizdir ve bizim dersler ve ibretler alacağımız mektebimizdir. Onu inkâr ve reddetmek aklımızdan bile geçmez.

Ancak ölçümüz İslam’dır. Hataları ve sevapları da onun mihenk taşıyla değerlendirir, dersimizi ona göre alır, son hükmü ise Yüce yaratıcımızın engin rahmetine havale ederiz.

 

Yazarın Diğer Yazıları