Bir Toplumda Yaşıyorsak

Bir müslümanın günlük faaliyetleri içinde, içtimâî ibâdetler de mühim bir yer tutmalıdır. O (sav) dâimâ infâk hâlinde idi. Elindeki bütün imkânlarla, güzel ve tatlı sözleriyle, yardımıyla, desteğiyle dâimâ infâk içindeydi. Ashâbını sorar, hastaları ziyaret eder, tâziyelerde bulunur, herkesin derdiyle ilgilenirdi.

 

Allah Rasûlü (sav) Efendimiz’e bir sahâbî sordu:

 

“–İslâm’ın en güzel ve hayırlı davranışı nedir?

 

Peygamberimiz (sav) şöyle buyurdu:

 

“–İnsanlara yemek yedirmen ve tanıdığın, tanımadığın herkese selâm vermendir.” (Buhârî, Îmân, 20)

 

Selâm vermek, duâ etmektir. Selâmlaşma ile; Allâh’ın selâmeti, rahmet ve bereketi niyâz edilerek, gönüller arasında muhabbet ve rahmet tevzî edilmiş olur. Sahâbîlerden sırf selâm verme sünnetini yerine getirmek için evlerinden çıkıp kısa yolculuklar yapanlar vardı.

 

Selâm bir mü’minin, îman kardeşine duâsıdır. Kardeşi de ona duâ ile mukabele eder. Bu hakikatin dışında selâmlaşma için kullanılan boş kelimeler, bu muhtevâdan uzak ve mânâsızdır. Fâilini, yani Cenâb-ı Hakk’ı düşündürmeyen sığ temennîlerdir.

 

Mü’minler karşılaştıklarında birbirlerine selâm vererek, duâda bulundukları gibi, ayrılırken de yine bu duâ ile birbirlerini Allâh’ın selâmetine emânet ederler.

 

Allâh’ın selâmının oluşturduğu bir şahsiyet güzelliği içinde şuurlu her müslümanın hâli ne güzeldir:

 

Birbirlerinden ayrılırken;

 

“‒Allâh’a emânet ol!” derler.

 

Seyahatlerde;

 

“‒Allâh’a ısmarladık!”

 

“‒Hayırlı yolculuklar, Allah yoldaşın olsun!” derler.

 

Evlenenlere;

 

“‒Allah mesut eylesin!” derler.

 

Ticaret esnasında;

 

“‒Siftah senden bereket Allah’tan…”

 

“‒Bereketli olsun!”

 

“‒Hayrını göresin!” derler.

 

Hastalıkta;

 

“‒Rabbim şifâlar ihsân eylesin!” derler.

 

Yeni doğanlar için;

 

“‒Ömrü hayırlı, yaşayışı amel-i sâlih üzere ve bahtı da güzel olsun!” derler.

 

Vefatlarda;

 

“‒Allah rahmet eylesin!”

 

“‒Geride kalanlara sabr-ı cemîl ihsan buyursun!” derler.

 

Bu şekilde kardeşliği diri tutan bir îman edebi, usûlü ve düsturu olarak gerçekleştirilen bu minval duâ ve temennîler, gönülleri inşâ ve ihyâ edici ne kadar güzel bir İslâm ahlâkıdır!

 

Velhâsıl müslümanın hayatı böylesi güzel duâlarla Allâh’ın rahmetine sığınarak içtimâî bir yaşayış mükemmelliği içindedir. (Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi Şubat-2016)

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

 

“Hayır! Doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz, yoksulu yedirmeye birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Haram helâl demeden mirası yiyorsunuz. Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.” (Fecr, 17-20)

 

Rasûlullah (sav) buyurdular:

 

“…Sizler için fakirlikten korkmuyorum. Fakat ben; sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünyanın sizin önünüze serilmesinden, onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışa girmenizden, dünyanın onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum!” (Buhârî, Rikāk, 7, Cizye 1; Müslim, Zühd, 6)

 

 

Yâ Rabbî! Günümüzü ve ömrümüzü bu sualleri müsbet cevaplandırabilecek kıvamda geçirebilmeyi nasîb eyle!.. Bizi nefsimizin eline bir an dahî bırakma, her ânımızı, Allah Rasûlü (sav) Efendimiz’in hayatıyla te’lîf edebilmeyi, hayatlarımızı O’nun rûhânî dokusundan hisseyâb edebilmeyi cümlemize müyesser eyle!.. Âmîn!..



Yazarın Diğer Yazıları