Bayramları Bayram Gibi Eda Edebilmek

Bayramlarımız Rabbimiz (cc)in biz kullarına ihsan buyurduğu en müstesna günlerimizdir. Bundan dolayı Rabbimiz (cc)in bizlere ihsan ettiği bu nimetlerin farkına varıp, ona göre bayram günlerimizi dolu dolu geçirmemiz, manevî anlamda değerlendirebilmemiz, deyim yerindeyse kendi kulluğumuz icabıdır


Rabbimiz (cc)in biz kullarına ihsan buyurduğu her nimet gibi, bayramlarımızın da şüphesiz birçok bildiğimiz veya bilemediğimiz nice hikmetleri vardır. Şüphesiz, bayramlarımızın gerek sosyal ve gerekse kültürel açıdan sosyal dokumuzun güçlenmesine çok büyük katkısı vardır. Rabbimiz (cc)in biz kullarına ihsan buyurduğu diğer nimetleri gibi, Bayramlar-ramazan-kurban- nimetini de eğer değerlendirebilirsek, şüphesiz Rabbimize kullukta avantaja dönüştürebiliriz.


Tabiidir ki, İslâm dünyasının hemen her köşesinde bunca sorunlar yaşanırken, bizlerin bayramlarımızda çocuklar gibi gülüp- eğlenebilmemiz ideal anlamda herhalde mümkün olmayacaktır.  Fakat bayramlarımızı-ramazan-kurban-, kendi maddî ve manevî imkânlarımızı gücümüz nispetinde kardeşlerimiz lehine kullanmak suretiyle değerlendirebilme imkânına sahibiz. Bu imkânları, çeşitli sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yapacağımız doğrudan yardımlar ve manevî anlamda ise, kardeşlerimiz lehine yapacağımız dualarımız olarak ifade edebilmemiz mümkündür.  


Hani, kendi aramızda yaptığımız sohbetlerimizde, biraz da nostaljik duygularla, her söz başı geldiğinde derin bir özlemle   “nerde o eski bayramlar?” deriz ya. Gerçekten de, tahmin ediyoruz ki, bu cümle herhalde bir yere kadar doğru olsa gerektir. Bilemiyoruz, belki biraz imkânsızlıklardan, belki de birazda-daha çok- dünyaya günümüzde olduğu kadar rağbet etmemekten dolayı mı olsa gerek, gerçekten de eski bayramlarımız biraz daha canlı geçerdi… O yıllarda, yani çocukluğumuzun geçtiği yıllarda, hemen herkes gücünün yettiği kadar birbirlerini ziyaret ederek, ellerine avuçlarında olanları birbirleriyle daha fazla paylaşabilirlerdi.


Hemen çoğu konuda olduğu gibi, bayramlarımızın gereği gibi idrak edilmesi konusunda da, giderek sanki eski hassasiyetlerimizi kaybediyoruz gibiyiz. Yani, farkında olarak veya olmayarak hemen hepimiz-tabiidir ki istisnalar hariç- biraz da kitle iletişim araçlarının etkisinde kalarak, doğrudan veya dolaylı olarak küresel Batı kültürünün dayatmasıyla karşı karşıya bulunuyoruz. Malum, Batı kültürü seküler, maddeci ve çıkarcıdır, her hadiseye madde gözüyle bakar. Dolayısıyla şu anda hemen bütün dünyada-İslâm ülkelerinin birçoğu dâhil- doğrudan veya dolaylı olarak Batı kültürünün dayatması söz konusu olduğuna göre, kültürel propagandalardan/dayatmalardan etkilenmememiz herhalde oldukça zor olsa gerektir.


Artık günümüzde maalesef ki maalesef dini bayramlarımız, olması gereken manevî mecrasından giderek uzaklaşmaya başlamıştır. Bayram tatillerimizi,  başta anne-babalarımız olmak üzere, eş-dost ve arkadaşlarımıza yapacağımız ziyaretlerle değerlendirebilecekken;  tam tersine, söz konusu ettiğimiz müstesna günleri, neredeyse turistik geziler için bulunmaz fırsatlara dönüştürmüş bulunuyoruz. Yani, bayramlarımızın giderek ibadet boyutu, manevî boyutu ortadan kalkmaya başlamıştır.


Bundan dolayıdır ki, başlığımızda da ifade ettiğimiz gibi, asıl olan bayramları bayram gibi eda edebilmektir. Yoksa bayramlarımızın manevî boyutunu bir tarafa bırakırsak, bu müstesna günlerin diğer sıradan günlerden hiçbir farkı kalmaz. O zaman da, bayramlar bayram olmaktan çıkarak maazallah karnavala dönüşür.


Hakiki bayramlarda buluşabilmek dilek ve temennisiyle diyoruz vesselâm…

 

Yazarın Diğer Yazıları