Asıl Düşmanımız

Geriye dönüp baktığımızda en çok nefsimize yenildiğimizi anlıyoruz. Doğrusu asıl düşmanımızı unutuyoruz da tali meselelerle uğraşıyoruz. Sevgili Peygamberimiz Tebük seferi dönüşünde ashabına “Küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz” demişti. Ashap ya Rasulellah bundan daha büyük cihat nedir diye sorduğunda : “ En büyük cihat nefse karşı yapılan cihattır” buyurmuştur.

Nefis daima kötü ve haram olan şeyleri ister. Araya bir de hırs ve bencillik girerse insanın yapamayacağı şey yoktur. Önemli olan nefsimizi terbiye etmek, ona karşı durabilmek, onun istek ve arzularına göre değil de Yüce Allah’ın emir ve yasaklarına göre hareket etmektir.

İnsan farkında olarak ya da olmayarak nefsin emrine girmekte ve onu ilahlaştırmaktadır. Esasen insan kimin emrine girmişse onu bir nevi ilahlaştırmış olmaktadır. Birçok insan Allah’a inandığını söylediği halde ya nefsinin ya dünyanın ya da menfeatinin kulu kölesi olmaktadır.

İnsanlar yanlışını görmek ve ondan kurtulmak yerine kendini haklı çıkaracak bahaneler aramaktadır. Şöyle bir çevremize bakalım. Adama niye namaz kılmıyorsun dediğinizde ya işini ya da yaşını ileri sürmektedir. Ticarette yalan olmaz dediğimizde, yalan söylemeden ticaret yapılmaz cevabını vermektedir. Niye tesettüre riayet etmiyorsun dediğinizde, önemli olan kalp temizliğidir, benim kalbim temiz diyerek hatasını örtmeye çalışmaktadır. Bu şekilde yüzlerce misal verilebilir. Peki bu insanlar kimin emrinde? Yüce Allah’ın  mı, yoksa nefsinin  mi emrindedir?

Müslüman’ın tutması gereken bir yol, yaşaması gereken bir hayat vardır. Her Müslüman İslâm’ın iman, ibadet, ahlâk, hukuk ve diğer kurallarına uymak, onları hayatlarında yaşamakla yükümlüdür. Bugün Müslüman’ım diyen insanların çoğuna baktığımızda,  onlarda İslam ahlakını, Müslümanlarda bulunması gereken vasıfları bulamıyoruz.  Adı Müslüman fakat  düşüncesi, yaşayışı, giyimi kuşamı, muamelesi ile İslam’dan eser yok. Bizler bu halimizle İslâm’ın mübarek çehresine leke sürüyoruz, böyle Müslümanlık olmaz.

Müslüman bölmez parçalamaz, kardeşine zulmetmez diyoruz. Diyorlar ki o halde Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, ülkemizde olanlar nedir? Cevap vermekte zorlanıyoruz..

Esasen bu olanlar İslâm’dan kaynaklanmıyor. Bu olanlar adı Müslüman fakat gerçekte Müslüman olmayan ya da inandıkları şeyin Müslümanlık olduğunu zanneden kimselerden kaynaklanıyor. Bir de şeytanın ve dış düşmanların fitnesi eklenince işin içinden çıkılmaz hal alıyor.

Cehalet karanlıktır. Bugün Müslüman olduğunu söyleyenlerin çoğu İslam’ı bilmiyor ve yaşadığı hayatı İslam zannediyor. Oysa yaşadığı hayat İslam’dan uzak bir takım geleneklerden,  âdetlerden oluşuyor. Bu da onları kurtarmaya, kötülüklerden alıkoymaya yetmiyor.

Asıl düşmanımız nefsimizdir. Nefsimize karşı îmanımız, ibadetimiz, ahlâkımız ve muâmelemizle mücadele etmeliyiz. Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları