İstikamet Ve Ehli

İstikâmet, Allâh Rasûlü’ne muhabbeti tâze tutarak O’nun örnek şahsiyetinden nasîb almak, ahlâkı ile ahlâklanmak, bir ömür Kur’ân ve Sünnet’in rûhâniyeti ile yaşamak, nefsânî dünyâ zevklerinden uzaklaşıp ibâdet, kulluk ve mârifet sırlarına vukûfiyet kazanabilmektir.

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

 

"Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.” (Fussilet, 30)

 

Rasûlullah (sav) buyurdular:

 

“İstikâmet üzere olun. (Bunun sevâbını) siz takdîr edip kavrayamazsınız…” (Muvatta, Tahâret, 6)

 

İstikamet, ihlâs sınırları içinde ifrat ve tefritten uzak, sünnet çizgisine muvafık bir biçimde yaşamaktır. Bu tür bir istikamette amel ve aksiyon vardır. İstikamet ehli amel sırasında bütün gücünü sarfetmekle birlikte, nefsine karşı zulme varacak ifrattan veya gevşeklik sayılacak tefritten sakınır ve ortayolu izler. Kasd ve yönelişi sadece Hakk'a olur. Amellerini emredilen sünnet ölçüsünde gerçekleştirir. İfrat ve tefrit sünneti; riya ile amel ve amelde gevşeklik de aksiyonu yaralar; kulu istikametten ayırır. Kurtuluş ortayoldadır.

 

İstikamet herşeyin kendisiyle tam olduğu, kemal bulduğu bir derecedir. Her türlü hayrın meydana gelmesi istikametle mümkündür. Sözünde, özünde, işinde ve halinde istikamet üzere olmayanın gayretinin boşa gideceğini Allah şu ayet-i kerime ile temsilî olarak: "İpliği güzel bir şekilde eğirdikten sonra bozan kadın gibi olmayın!" (Nahl, 92) diye anlatır.

 

Hz. Ebu Bekir istikameti Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, Hz. Ömer, emir ve yasaklar üzere dosdoğru hareket etmek; tilki gibi sağa sola yalpa yapmamak, Hz. Osman, ameli Allah için riyadan uzak yapmak, Hz. Ali, doğru ve düzgün olmak; amel, söz ve özünde hata etmemek, diye tarif eder. Buna güç yetirmek kolay iş değildir.

 

İstikamet, Allah'ın huzurunda samimiyetle ve ahde vefanın hakikati üzere durmaktır. İstikamet hallerin kendisiyle canlandığı bir ruhtur. Bir başka ifade ile beden için ruh ne ise amel için istikamet odur. Nasıl ki ruhsuz beden yaşayamazsa istikametsiz hal de bozuk olur. Hallerin canlı kalması istikamet sayesindedir. İstikamet olmadan amel çoğalmaz; o olmadan hal de sağlıklı olmaz. (Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Altınoluk Dergisi Şubat-2000)


Mustakim ol, Allah yeter sana sözü boşuna değil…

 

 

Yazarın Diğer Yazıları