Niçin Türkiye-Erdoğan- Düşmanlığı?

Son yıllarda, hatta son aylarda da denilebilir belki de, Avrupa ülkeleri ve ABD’de hissedilir bir şekilde Erdoğan üzerinden Türkiye düşmanlığı yapılmaktadır. Söz konusu coğrafya ve ülkelerde, daha önceki yıllarda da elbette Türkiye düşmanlığı yapılıyordu, bu yeni bir şey değildir. Fakat söz konusu ülkeler bu düşmanlığı, son yıllarda olduğu kadar açıktan açığa yapmıyorlardı, farklı mahfillerde, biraz da diplomatik bir dil kullanarak kapalı bir şekilde yapıyorlardı.

Şunu da hemen peşinen ifade edelim ki, gerek Avrupa devletlerinin ve gerekse ABD gibi ülkelerin, Türkiye ile dost olarak yüzde yüz Türkiye’yi desteklemelerini bekleyecek kadar dünyadan bîhaber değilizdir. Elbette bu ülkelerde Türkiye’ye karşı, tarihten beri var olagelen bir ön yargı vardır ve bunu sonucunda bir Türkiye düşmanlığı vardır, olacaktır da. Neticede bu ülkeler, geçmişlerinde yıllar yılıdır Osmanlı Devletiyle mücadele etmiş olan Hıristiyan devletlerdir. Ayrıca bu devletlerin hepsinin bilinçaltlarında “Şark meselesi” sendromu vardır. Söz konusu devletlerde Türkiye ve İslâm dünyasına yönelik önyargılı yaklaşımların bir anda bitmesini beklemek, herhalde çok fazla safdillik olsa gerektir. Üstelik meşhur ifadeyle,“devletlerin dostları olmaz, çıkarları olur “muş. Dolayısıyla, bu yaklaşıma göre devletlerarasındaki“dostluk” ve “düşmanlık” olgusu görecelidir, değişkendir.  Yani, bugün dost olunan bir ülkeyle, çıkarlar çatıştığı zaman yarın düşman olunabilmektedir, bu durum yaşanılan tüm zamanlarda rastlanılabilen bir vakıadır.

Hiç şüphesizdir ki, cumhuriyet döneminin yetiştirmiş olduğu en büyük siyasi liderlerden birisi Recep Tayyip Erdoğan’dır. “Millî Görüş” çizgisinden gelen Recep Tayyip Erdoğan, uzun yıllardır yaptığı başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı gibi üst düzey görevlerle Türkiye’mizin geleceğinde önemli ölçüde rol sahibi olmuştur. Erdoğan, gerek başbakanlığı ve gerekse cumhurbaşkanlığı dönemlerinde, ülke ve millet menfaatleri noktasında hep dik durmuştur. Yani, katıldığı ulusal ve uluslararası platformlarda ülkesinin çıkarlarını en iyi bir şekilde savunarak, muhataplarının sorumluluklarını da çok açık bir yüreklilikle ifade edebilmiştir. Bu anlamda, Davos ekonomi zirvesinde sergilediği “One Minute”çıkışı ve BM genel kurulunda, beş BM güvenlik konseyi daimi üyesinin ‘BM’yi etkisiz hale getirmesini’ eleştiri mahiyetinde sarf ettiği  ” Dünya 5’ten Büyüktür” çıkışı çok meşhurdur. Bütün bunlara, Erdoğan’ın içinden geldiği “Millî Görüş” çizgisi de eklendiğinde, ABD ve Avrupa devletlerinin niçin Erdoğan düşmanlığı yaptıkları kendiliğinden ortaya çıkacaktır.

Kuşak olarak bizler ulaştık, belki istisnalar da vardır ama, bu zamana kadar bu tür uluslar arası görüşmelerde ülkemizi temsil eden temsilciler, muhatapları karşısında her zaman  elpençe divan bir duruş sergileye gelmişlerdir. Ama Erdoğan ve onun kuşağında gelen siyasetçiler farklı bir duruş sergileyerek,  katıldıkları uluslar arası toplantılarda ‘sorumluluk bilinci’ gereği olarak hep izzetli ve asil bir duruş sergilemişlerdir.    

Evet, gelinen nokta itibarıyla bu bir vakıadır, ABD ve Avrupa devletleri Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmiyorlar. ABD ve Avrupa devletlerinde Erdoğan üzerinden, belki de bu güne kadar hiç olmadığı kadar Türkiye düşmanlığı yapılıyor. Bu konuda Batı dünyasında, yani, “niçin Erdoğan düşmanlığı yapılıyor” konusunda, ABD ve Batı’nın yaklaşımlarını eleştiren, sayıları az da olsa bazı ehli vicdan sahiplerine rastlanılabilmektedir.

İşte bunlardan bir tanesi ABD eski büyükelçisi James Jeffrey’dir. James Jeffrey’in 15 Ağustos 2016’da kendisiyle yapılan bir röportajda, Batı’nın niçin Erdoğan’ı hedef tahtasına oturttuğuna dair itiraf niteliğindeki söyledikleri çok ilginçtir.

James Jeffrey söz konusu röportajda şöyle demektedir:

“Erdoğan Washington’da sevilmiyor. Erdoğan Avrupa’da da sevilmiyor. Otoriter görülüyor ve iyi bir oyuncu olmadığı düşüncesi hâkim. Batı daha önce Erdoğan’dan daha otoriter olan çok liderle muhatap oldu, olmaya da devam ediyor. Ama fark şu; Suudlular, Mısırlılar – lisanımı maruz görün – her koşulda bize yaltaklanıyor. F-16’ları, müttefiklik ilişkilerini falan düşünerek bizimle aynı değerleri paylaşıyormuş gibi yapıyorlar.Erdoğan ise bizimle çatışıyor, çelişkilerimizi yüzümüze vuruyor, dostumuz olmaya çalışmıyor.Ondan daha otoriter liderler ise dostumuzmuş gibi poz yapmakta beis görmüyor. Çok yakın zamana kadar Putin bile böyle davranıyordu. Erdoğan Washington’da bu yüzden sevilmiyor. Biliyorum hiç adil bir durum değil.”

Netice itibarıyla ülkemizi idare edenler, kültür olarak, dünya görüşü olarak ‘bizlerden’ oldukları sürece, ABD ve Avrupa devletleri gibi şer güçlerin Türkiye düşmanlığı azalmadan hep devam edecektir. Onların Türkiye düşmanlığını bırakmaları için, devletin başında ”üçüncü dünya görünüşlü”,  şer güçlerin çıkarlarını kendi ülkesinin çıkarlarından daha fazla önceleyen ‘sömürge müsveddesi’ satılık liderler olsun. Çok acil olarak birilerinin bu ülkelere, bu dönemin artık bitmekte olduğunu onların anladığı dilden anlatması gerekir. Ümit edelim ki İslâm dünyası olarak şu anda yaşadıklarımız da, geleceğine kesin olarak inandığımız aydınlık günlerimizin doğum sancıları osun. 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları