Kadere İman

Kader, îmân esaslarımızdan biridir. Rabbimiz’in ilim ve kudretinin sonsuzluğunun îcâbı olan kader sırrını akılla idrak ve îzah edemeyiz. Bu noktada, insanın; acziyetini ve hiçliğini idrâk edip teslîmiyetin sükûnuna dalarak, îmânın huzuruna ermesi îcâb eder.

Rasûlullah (sav) buyurdular:

 

“Kadere îmân eden, her türlü kederden emîn olur.” (Münavî, Feyzu’l-Kadîr, 3/187)

 

Hazreti Ömer (ra) kader hakkında buyurur ki:

 

- Yarın, fakir ve muhtaç kalırsam, hiç üzülmem, zengin olmağı da hiç düşünmem, çünkü hangisinin benim için hayırlı olduğunu bilemem.

 

İmam Rabbânî (ks) hazretleri buyurmuşlardır ki:

 

- Her gün insanın karşılaştığı her şey Allahü Teâlâ ve Tekaddes hazretlerinin dilemesi ve yaratması ile olmakladır. Bunun için irademizi onun iradesine uydurmalıyız. Karşılaştığımız her şeyi aradığımız şeyler olarak görmeliyiz. Ve bunlarla karşılaştığımız zaman sevinmeliyiz. Kulluk böyle olur. Böyle olmamak kulluğu kabul etmemek ve sahibine karşı gelmek olur.

 

İnsanlara gelen iyilikler ve belâlar hep Allahü Teâlâ'nın takdiri iledir. Acıları ve kederleri, insan kendisi için nimet bilmeli. Allahü Teâlâ bu keder sebebiyle o kimsenin günahlarını afvedebilir.

 

Abdülkâdir Geylâni (ks) buyurur:

 

- Ey oğul! Kadere rıza göstermek, kavgalar, çekişmeler ve didişmeler sonunda dünyalığa nâil olmaktan daha güzeldir. Kadere rızâ göstermenin sıddîklerin kalblerinde husûle getirdiği tatlılık, nefsânî arzularla zevklere nâiliyetin verdiği tatdan çok daha büyükdür.

 

Allah dostlarının nazarında, kadere razı olmak, dünyadan ve bütün dünyadakilerden çok daha tatlıdır. Zira Allah'ın takdirine razı olmak, her hal ü kârda hayatı güzelleştirir, tatlılaştırır, huzurlu kılar..." (Fethurrabbâni 51. meclis) (Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri 3 / Sh. 95-101)

 

Yazarın Diğer Yazıları