Suriye Anaforu

Komşumuz Suriye’de dört beş yıldır yaşanan askeri ve siyasi gelişmeler giderek içinden çıkılmaz bir sürece doğru eviriliyor. Suriye’de başlangıçta “Arap Baharı” denilen, Arap uluslarının bir tür uyanışı olarak kabul edebileceğimiz siyasi ve sosyal gelişmelerin bir devamı olarak başlayan olaylar, devreye zamanla radikal terör örgütlerinin girmesiyle daha da içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir. Suriye’de yaşanan iç savaş süreci, artık gelinen bu noktadan sonra, gerek Suriye’nin komşusu devletleri ve gerekse diğer bölgesel ve küresel devletleri içerisine çekme potansiyeli bulunan bir tür anafora dönüşmüştür.

Suriye’de başlayan iç karışıklıklar, başlangıçta halkın mevcut yönetimden daha fazla demokratik hak talep etme gerekçesiyle başlatılmıştı. Fakat söz konusu bu taleplerin, totaliter Esed yönetimi tarafından dikkate alınmaması ve bu taleplerin kuvvet kullanma yoluyla etkisiz hale getirilmek istenmesi, yaşanan iç karışıklıkları daha da artırmıştır. Daha sonra devreye PYD ve DEAŞ benzeri radikal terör örgütlerinin girmesi, olayları daha da karmaşık hale getirerek, maalesef ülkede sonu belirsiz bir sürecin başlamasına sebep olmuştur. Çünkü, söz konusu bu ve buna benzer radikal terör örgütleri, yaptıkları eylemleri ve mücadeleyi her ne kadar kendi adlarına yapmış gibi gözükseler de, aslında bu eylemleri ihaleyi aldıkları devletler adına yapmaktadırlar. Artık bu noktadan sonra Suriye’de devam eden iç savaş süreci, terör örgütleri üzerinden bölgesel ve küresel devletlerin bir mücadele arenasına dönüşmüş bulunmaktadır.

Türkiye baştan beri, komşusu Suriye’de başlayan iç savaş sürecinde devamlı olarak ilkeli bir politika takip edip, tercihini her zaman mazlumdan yana yapmıştır. Bu anlamda Türkiye, bir taraftan Suriye’de rejime karşı mücadele eden ılımlı muhalefeti desteklerken, bir taraftan da ülkede yaşanan iç savaştan dolayı Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan sığınmacılara ensarlık/ev sahipliği yapmaktadır. Şu anda, gelinen nokta itibarıyla Türkiye’de misafir edilen sığınmacı sayısı ortalama olarak iki milyonun üzerindedir. Ve Türkiye’nin sığınmacıları barındırmak için harcadığı para yuvarlak hesapla sekiz milyar dolara yaklaşmış bulunmaktadır.

Fakat ne var ki, gerek ABD ve gerekse Avrupa ülkeleri her konuda olduğu gibi Suriye krizinin çözümünde de, maalesef çifte standartlı/ikiyüzlü bir politika izlemişlerdir. Söz konusu devletler, Suriye’de iç olayların başlangıcında Türkiye’yi destekler bir görüntü vermişler, fakat daha sonra kendi politik ve siyasi hesapları sebebiyle Türkiye’ye olan desteklerini çekmişlerdir. Buna rağmen Türkiye, Suriye ile ilgili dış politik ilkeliliğini başlangıçta olduğu gibi günümüzde de her türlü riske rağmen hâlâ devam ettirmektedir.

Şunu hemen peşinen ifade edelim ki, Suriye’de devam etmekte olan iç savaş ve yaşanan insanlık dramı, Batı ve diğer dünya ülkelerinden çok daha fazla Türkiye ve diğer İslâm ülkelerini ilgilendirmektedir. Çünkü burada, yani Suriye’de yaşanan iç savaştan dolayı mağdur ve mazlum olanlar, netice itibarıyla İslâm inancına sahip olan Müslümanlardır. Akan kan ve gözyaşlarının büyük bir ekseriyeti, hep Suriye ülkesinde yaşayan içerisinde çok sayıda kadın ve çocukların da yer aldığı sivil mazlumlara aittir. O yüzden, Suriye ve diğer İslâm ülkelerinde devam eden iç karışıklıklar sebebiyle akan kan ve gözyaşı Müslümanlar olarak elbette bizleri herkesten çok daha fazla ilgilendirir ve ilgilendirmelidir de. Gerçi hoş, bizim kültürümüzde ve inançlarımızda mağdur ve mazlumların inançları ve kültürleri hiçbir zaman sorgulanmamıştır. Yani, zulme uğrayan mazlumların inançlarına ve dünya görüşlerine bakılmaksızın imkânlar nispetinde onlara yardım edilmiştir. Bu söylediklerimizin en büyük tanığı/şahidi de şüphesiz kendi şanlı tarihimizdir.

Netice itibarıyla, Suriye ve Suriye benzeri diğer İslâm devletlerinin tekrardan istikrara kavuşması, mevcut küresel güçlerin sorunları çözme iradelerini ortaya koymalarıyla ilgili olduğu kadar; bir o kadar da, İslâm dünyasının kendi aralarındaki sorunları dış müdahaleler  olmadan çözebilme irade ve kabiliyetlerine bağlıdır diyoruz.


Yazarın Diğer Yazıları