Ahlaksız Olmaz

Ahlâk, beşeri ilişkilerde insânî ve vicdânî kıstaslarla ölçüyü korumaktır. Dînin ve toplumun fazîlet gördüğü erdemleri herhangi bir zorlamaya mahal olmadan refleks olarak yapabilmekir. İnsanlık varolduğu günden bugüne kadar bir takım ahlâkî değerlere bağlı kalarak insanca yaşamanın yollarını bulabilmiştir.

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

 

“(Resûlüm!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (A’raf, 199)

 

Rasûlullah (sav) buyurdular:

 

“Sizin en hayırlınız ahlâkı en güzel olanınızdır.” (Buhârî, Edeb, 39)

 

Asr-ı Saâdette Kur’ân’ın rûhu ve mesajı içinde meknûz bulunan İslâm ahlâkı, Hz. Peygamber ile ete ve kemiğe bürünerek davranış ve model olarak hayata yansımıştır. O model insanın etrafındaki altın nesil, o motifi kendi kumaşlarına oradan alıp gergef gergef işlemişler ve İslâm’ın ahlâk çiçeği her sahabîde kendi kabiliyetine göre ayrı bir renk, ayrı bir koku ve güzellikte açmıştır.

 

Bilindiği gibi Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirleri dışındaki hâlleri, O’nun ancak yanında bulunanların hissederek öğrendiği ve tanıdığı yanı idi ki, O’nu görenlere sahâbî kimliği kazandırıyordu. O’nun nazarından yansıyan şua, değdiği bedenlerin ruhlarında ahlâkî yükselişe zemin hazırlıyor, mânevî irtifâa kanat açtırıyordu.

 

Ashâbım yıldızlar gibidir, onlardan hangisine tabî olursanız hidâyeti bulursunuz. (Keşfü ü-hafâ, I, 132, hadis: 381) nebevî mesajı aslında bu hakîkatin ifâdesidir. Sahâbenin tâbiîne, tâbiînin etbau t-tâbiîne emânet bıraktığı bu mîras, hadis ve sünnet kültürü içinde yazılı hâle geldiği gibi, kelam ve felsefe içinde fikir olarak, fıkıhta muâmelât olarak görülmüş, tasavvufta ise amelî olarak uygulanmıştır.

 

Sûfîlerin büyük bir çoğunluğu tasavvufu ahlâk, edeb, istikâmet, kalb tasfiyesi, ya da nefs tezkiyesi gibi ifâdelerle tanımlarken aslında tasavvufun amelî ahlâk olduğuna işâret etmiş olmaktadırlar.

 

Ahlâkın müeyyidesi vicdan ve Allah korkusudur. Vicdanların ve yüreklerin belli kalbî kıvama erişmesi ahlâkî yükselişin zeminini hazırlar. Bu yüzden Allah Rasûlü: İyilik güzel ahlâktır, kötülük vicdânını rahatsız eden, duymasını istemediğin şeydir. (Tirmizi, Zühd, 52; Müsned, IV, 182) buyurmuştur.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları