Seçmeli Ders Düzenlemesinin Önemi

Bilindiği gibi, toplumların değer yargılarının şekillenmesi ve oluşumunda eğitim-öğretim sisteminin çok büyük katkısı vardır. Genel anlamda devletlerin maddî ve manevî anlamda kalkınması ve inkişafı, devleti oluşturan toplumların her yönüyle eğitim-öğretim kalitesinin yükseltilmesine bağlıdır. Devletler ulaşmış oldukları “gelişmişlik düzeyini”, kendilerini o çizgiye taşıyan eğitim- öğretim metotlarına borçludurlar.

Mensubu olduğumuz milletlimiz, cumhuriyetin ilânıyla beraber resmî veya gayrı resmî nice kültürel operasyonlara maruz bırakılmıştır. Başta eğitim ve öğretim alanları olmak üzere, diğer alanlarda da yapılan operasyonlarla milletimizin kültürel dokusu önemli ölçüde yara almıştır. Söz konusu ettiğimiz bu operasyonların başta aile yapımız olmak üzere, sosyal ve kültürel hayatımızın şekillenmesine önemli ölçüde zararı olmuştur. Böylece, yapılan operasyonlar neticesinde milletimizin maddî-manevî değer yargıları önemli ölçüde yara alarak seküler çizgiye savrulmuştur. Milletimizi ruh köklerinden koparmayı amaçlayan bu operasyonlar ve artçı uygulamaları yıllar yılı devam ederek etkisini yakın zamana kadar devam ettirmiştir. 

Milletimizi ruh köklerinden koparmayı amaçlayan kültürel operasyonlara rağmen, hamdolsun milletimizin içerisinde, her şeye rağmen kültürel duruşunu ve inançlarını önemli ölçüde korumayı başarabilen mütedeyyin bir kitle her zaman var ola gelmiştir. Söz konusu bu kesim, 1961 ve 1980 gibi antidemokratik müdahalelerle kendilerine yapılan bunca baskılara rağmen, zaman zaman bazı aksaklıklar olsa da, mücadelelerini yılmadan her zaman devam ettirmişlerdir. Çünkü bu kesim, bu ülke halkının ekseriyetini oluşturan tarihlerine ve kültürlerine bağlı sessiz mütedeyyin/dindar kesimlerin temsilcileri konumundaydılar.

İşte, söz konusu bu çoğunluğun siyasi temsilcisi konumunda olan Ak Parti, 2002 yılından günümüze kadar gelen dönemde, ortalama olarak 15 yıldır iktidarda bulunmaktadır. Söz konusu bu dönemde, milletimizin beklentilerine cevap olabilecek şekilde, sosyal ve kültürel alanlarda çoğu devrim niteliğinde birçok düzenlemeler yapılmıştır. Şüphesiz bu düzenlemelerin en başta gelenlerinden birisi de, 4+4+4 düzenlemesi olarak bilinen ve 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanan 12 yıllık zorunlu eğitim sistemidir. Söz konusu bu yeni düzenlemeyle, tüm ortaokul ve liselerde Kur’an-ı Kerim, Temel Dini Bilgiler ve Hz. Peygamberin Hayatı gibi dersler isteğe bağlı olarak seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmıştır.    

Fakat ne var ki bizler, bu ülkede yaşayan vatandaşlar olarak, mevcut iktidarın birçok risk ve eleştirilme ihtimallerini göze alarak yaptığı bu düzenlemelerin ne kadar farkındayız acaba? Büyük bir ekseriyeti Müslüman olan halkımızın çocuklarının acaba yüzde kaçı Kur’an-ı Kerim, Temel Dini Bilgiler ve Hz. Peygamberin Hayatı gibi dersleri seçmeli ders olarak seçiyor?  

Yapılan bir araştırmaya göre, Ortaokul 5 ve lise 9. sınıf düzeyinde 2012-2016 yılları arasında Kur’an-ı Kerim, Temel Dini Bilgiler ve Hz. Peygamberin Hayatı gibi bu üç dersin toplam seçilme oranı ne yazık ki %20 ila %33 arasındadır.

Her yılın 5. ve 9. sınıfları düzeyinde ise, yüzde 20 ilâ 30 arasında başlayan seçilme oranları 8. sınıf düzeyinde yüzde 9, liselerin 12. sınıf düzeyinde ise yüze 2,5 oranında gerçekleşmektedir.

Yeni nesillerimize İslâm dininin öğretilmesini amaçlayan seçmeli derslerle ilgili yukarıda verilen tercih oranları, halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede, ne kadar da utanç verici bir tablodur. Genel nüfusa vurduğumuzda, ya da genel nüfus içerisindeki mütedeyyin kesimleri dikkate alarak oranlama yaptığımızda, adı geçen seçmeli derslerin tercih edilme oranları, hiç olmazsa yüzde ellilerin-altmışların üzerinde olması gerekmez miydi? Hâlbuki bu ülkenin mütedeyyin kesimleri bu günlere ulaşmak için maddî manevî, nice bedeller ödemek zorunda kalmıştır. Maalesef ülke olarak, millet olarak bu nimetin kıymetini daha henüz tam olarak idrak edebilmiş durumda değiliz.

Hükümetimizin bu konuda yapmış olduğu söz konusu düzenlemeler, başta öğretmenlerimiz ve velilerimiz olmak üzere herkes için, hepimiz için büyük bir fırsat olarak görülmeliydi.   Özellikle de bu dersleri veren öğretmenlerimizin derslerini işlerken, öğrencilerinin bu derslerden soğumalarını sağlayacak gereksiz ayrıntılardan olabildiğince kaçınmaları gerekir. Malum, dönem olarak asrısaadet döneminde yaşamıyoruz. İslâmî içerikli bu dersleri tercih eden öğrencilerimizin her biri müellefe-i kulûb olarak görülüp, onların kalplerinin kazanılmasını adına, derslerin olabildiğince kolaylaştırılması herhalde çok zor olmasa gerektir.

Fakat ne var ki, Kur’an-ı Kerim, Temel Dini Bilgiler ve Hz. Peygamberin Hayatı gibi seçmeli dersleri okutan öğretmenlerimizin hemen hepsinin, bu konuda yeterli düzeyde bilinç düzeyine sahip olduklarını ifade edebilmek o kadar kolay değildir.  

Netice itibarıyla bu konuda henüz elimizden daha tam anlamıyla fırsat kaçmış değildir. Gerek veliler ve gerekse sivil toplum kuruluşlarının, hiç olmazsa bundan sonraki zamanlarda yapacakları çalışmalarla bu derslerin seçiminde bir farkındalık oluşturmaları pekâlâ mümkün olabilir diyoruz. Ümit ederiz ki, söz konusu bu anlayış değişikliğinin sonucunda, hiç olmazsa bundan sonraki dönemlerden itibaren bu derslerin seçilme oranları daha da artmış olsun. Yoksa,  binbir emekle yapılan çalışmalar sonucunda gelinen bu düzeyin hesabını Rabbi Teâlâ’ya verebilmemiz o kadar kolay olmaz diye düşünüyoruz...  

  
  

 

Yazarın Diğer Yazıları