Muhasebe Zamanı

Günler ve aylar ne kadar da çabuk geçiyor. Günler haftaları, haftalar ayları ve aylar da yılları takip ediyor. Zaman, hepimiz için mukadder olan sona doğru akıp gitmektedir. Günübirlik meşguliyet ve uğraşılardan dolayı, ayağımızın altından kaymakta olan zeminin farkına bile varamıyoruz. Sınırlı bir dünya hayatına sahip olan insanlar olarak hepimiz, ne zaman geleceği belli olmayan ölüm gerçekliğine doğru, gayrı ihtiyari olarak doludizgin bir şekilde sürüklenmekteyiz.

 

Hemen herkesin bildiği ve tecrübeyle de sabit olduğu gibi, dünya hayatı her canlı için, hepimiz için fanidir, sonludur. Bu gerçekliğe rağmen insanoğlu, Allah(cc) kendisine bahşetmiş olduğu nice nimetleri bilinçsizce, hoyratça tüketebilmektedir. Bu anlamda ebedî hayatı kazanabilmemiz için Rabbimiz tarafından bizlere bir fırsat olarak bahşedilen ömür sermayesi, nice sorumsuzluklara ve aymazlıklara kurban edilebilmektedir. Oysa, yüksek düzeyde bir kulluk bilincine sahip olmamız halinde,  ömrümüzün her bir günü, her bir saati, dakikası, hatta her bir ânı manevî anlamda kazanca dönüştürülebilir.                                                                                                                   

 

Geçen bir yılı daha bitirmek üzereyiz; birkaç gün sonra, yani Pazar günü itibarıyla 2017 yılına girmiş olacağız. Ömrümüzden bir yılı daha geçirmenin, netice itibarıyla hepimiz için değişmeyen mukadder olan ölüme biraz daha yaklaşmış olmanın burukluğuyla sevinmeli mi, yoksa üzülmeliyiz mi?

 

Bilindiği gibi milâdî yılbaşıların bizim kültürümüzle, inançlarımızla, manevî değer yargılarımızla hiçbir alakası, hiçbir ilgisi yoktur. Hemen herkesin bilebileceği gibi yılbaşı kutlama geleneği, tamamen Hıristiyanlara mahsus bir gelenektir. Üstelik 31 Aralık tarihi sadece Hıristiyanlar için değil, İslâm tarihi açısından da çok çok önemli bir gündür. Söz konusu ettiğimiz gün, İslâm tarihi açısından çok önemli bir yeri olan Mekke’nin Fetih günüdür.

 

Global kültürün dayatmalarına aldanarak, bilinçsiz bir şekilde yılbaşlarında gerçekleştirilen çılgınlıklara sempati duymak, kutlamalara özel anlam vermek, maazallah bizleri itikadî açıdan çok büyük tehlikelere sürükleyebilir. Çünkü burada, yani yılbaşına özel anlam vermekle, hatta kutlamakla,  açıkça Hıristiyanlara benzeme, özenme söz konusudur. Böyle bir pozisyon ise manevî anlamda çok tehlikeli bir pozisyondur. Efendimiz(sav)in bu konuda bizleri ürpertecek çok açık uyarıları vardır. Söz konusu uyarılarından birisinde Efendimiz(sav) şöyle buyurmaktadır: “Kim bir kavme(topluluğa) benzemeye çalışırsa o, onlardandır.” (Ebu Davud, libas 4)                                                           

 

Bizler için sadece yıllar değil, aylar, günler, hatta saat ve dakikalar bile, hepimiz için kendi kendimizi sorgulayabileceğimiz, manevî anlamda artılarımızı ve eksilerimizi gözlerimizin önüne getirerek kârda mıyız, yoksa zararda mıyız konusunda bir muhasebe yapabileceğimiz birer araçlar olmalıdır. Neticede Allah(cc)ın bizlere lütfettiği bir hayatı soluyoruz. Yaşayışımızı devam ettirebilmemiz, yani soluk alıp verebilmemiz, hep Rabbi Teâlâ’nın bizlere bahşettiği ömür nimetinin devamına bağlıdır. 

 

İnançlarımıza göre mahşerde bizlere, gün gün, saat saat, hatta saniye saniye yaşadığımız hayatın hesabı sorulacaktır. Bununla ilgili gerek ayeti kerimelerde ve gerekse hadisi şeriflerde çok açık uyarı ve ikazlar vardır. Söz konusu bu uyarılardan birisi, hadisi şerifte şu şekilde ifade buyrulmuştur:  "Âdemoğlu, kıyamet günü beş şeyden (hasletten) sorguya çekilmedikçe Rabbinin huzurundan ayrılamayacaktır: Ömrünü (hayatını) nerede harcadığından, gençliğini (gençlik yıllarındaki güç ve kuvvetini) nerede kaybettiğinden, malını nereden (helâlden mi, yoksa haramdan mı) kazandığından ve nereye (Allah'a itaatte mi, yoksa Allah'a isyanda mı) harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden (yaşayıp yaşamadığından)." (Tirmizî, hadis no:2422)

 

Netice itibarıyla ömrümüzden bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. Her yeni yıl başlangıcı, hatalarımızı gözden geçirip yeni kararlar almak için bizler için yeni bir fırsat olmalıdır. Bu fırsatı değerlendirerek gelecek olan yeni yılın günlerinde, bizlere ebedi saadeti kazandıracak hayırlı ameller yapabiliriz.    

 

Öyleyse, ömrümüzden bir yılı daha geride bırakacağımız şu günlerde, sayılı nefeslerimizi nasıl tükettiğimizi sorgulamalıyız. Nasıl olsa bir gün, o malum sonun bizi de yakalayacağı bilinci ile hareket ederek, elimizdeki fırsatları avantaja/kâra dönüştürme gayreti içerisinde olmalıyız.

 

  

Yazarın Diğer Yazıları