Türkiye’nin İstiklâl ve İstikbal Mücadelesi

Günlük hayatımızda siyasî ve sosyal alanlarda kullanılan bazı cümleler vardır ki, bu cümleleri yerli yerinde kullanılmadığı zaman toplum tarafından pek fazla kabul görülmeyerek,  bu ifadeleri yerli-yersiz, sorumsuzca ve rastgele dillendirenler yadırganarak kınanırlar. Yerli-yersiz rastgele söylendiği zaman toplum tarafından yadırganarak kabul görmeyeceğini ifade ettiğimiz cümleler, normal zamanlarda kulaklarımıza pek fazla hoş gelmeyen “Türkiye’nin bölünmesi” gibi  “parçalanması” gibi vesaire söylemlerdir. Belkide, üç-beş sene öncesine kadar bu ve benzeri ifadeleri kullananlar tolum tarafından kınanarak, “felaket tellallığı yapmakla, felaket senaryosu yazmakla” suçlanırlardı.

Fakat maalesef, son yıllarda Türkiye’nin karşı karşıya kalmış olduğu tehlikeler sebebiyle, artık bu kavramların devlet ve toplum hayatımızda bir karşılığı vardır ve toplumumuz tarafından da bu tarz cümleleri kullananlar artık yadırganmamaktadır. Gelinen nokta itibarıyla, neredeyse ‘bu bir vakıadır’ denilebilecek şekilde, Türkiye çok büyük bir bölünme sarmalıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Türkiye şu günlerde, belki de tarihinin en büyük bölünme tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Belli ki, Avrupa ülkeleri ve ABD, geçmiş yüzyıllardan bu yana, yüzde yüz sömürgeleştiremedikleri Türkiye’ye karşı açıkça savaş açmış bulunmaktadadırlar. Fakat bu devletler Türkiye’ye karşı savaşı açıkça değil de, Türkiye karşıtı ve düşmanı terör örgütleri üzerinden, onlara başta siyasî ve askerî yönden olmak üzere, her yönden destek vererek devam ettirmek istemektedirler.

Türkiye’nin son yıllarda terör örgütlerine ve onların arkasındaki destekçi devletlere karşı verdiği amansız mücadele, cumhurbaşkanımız tarafından “Türkiye’nin istiklâl ve İstikbal” mücadelesi olarak ifade edilmektedir. Gerçekten de Türkiye, Türkiye düşmanı terör örgütleri ve destekçi devletlere karşı, cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, kelimenin tek anlamıyla tam bir “istiklâl ve İstikbal” mücadelesi vermektedir. Türkiye’nin terör örgütleri ve destekçi devletlere karşı verdiği mücadele Türkiye için elbette bir hayat ve memat meselesidir.

Bu yönüyle, bu ülkede yaşayan bir vatandaş olarak cumhurbaşkanımızın uyarısını elbette ciddi bir uyarı olarak kabul etmek durumundayız. Zira hiçbir devletin cumhurbaşkanı ya da başbakanı, durup dururken iş olsun diye böyle bir açıklama yapmaz. Cumhurbaşkanımız terör örgütlerine karşı yapılan mücadeleyi “Türkiye’nin istiklâl ve İstikbal” mücadelesi olarak ifade ediyorsa, ‘demek ki ortada devletin istikbaliyle ilgili çok ciddi bir problem vardır’ diyerek bu uyarıyı dikkate almak durumundayız. Bu coğrafyada, bu ülkede yaşayan vatandaşlar olarak bu noktadan sonra bize düşen görev, tehlikenin varlığını kabullenerek üzerimize düşen sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışmak olmalıdır.

Tarih boyunca yaşadığımız coğrafyamız üzerinde siyasî emelleri olan düşmanlarımız, bu emellerine çoğu kez savaşarak değil de, daha çok bizleri birbirlerimize düşürmek suretiyle ulaşmak istemişlerdir. Bundan dolayı, bu coğrafyada yaşayan insanlar olarak bizlerin, ülkemiz üzerinde oynanan oyunların farkında olarak, birbirlerimize karşı her zamankinden çok daha fazla anlayışlı ve kucaklayıcı olmamız gerektiği konusunda çok daha fazla bilinçli olmamız gerekmektedir. Zira, ortalama olarak bin yıldır üzerinde yaşadığımız coğrafyamız olan ülkemiz, kültürel anlamda çok zengin bir mozaiğe sahiptir. Fakat farklılıklarımız ayrışma sebebimiz değil, aksine kaynaşma ve bütünleşme vesilemiz olmalıdır. Çünkü, hangi etnik yapıya ve sosyal guruba sahip olursa olsun, bu coğrafyada yaşayan insanlarımızın en büyük ortak paydaları Müslümanlıktır. Allah (cc) Kur’ânı Kerimde çok açık bir şekilde “ bütün Müslümanların birbirleriyle kardeş olduğunu” beyan buyurmaktadır.   Rabbi Teâlâ’ya hamdolsun ki O(cc),  Kur’ânı Kerimde bütün Müslümanların birbirleriyle “Kardeş” olduğunu beyan buyurmuştur. Müslümanlar olarak böyle bir ortak paydaya sahip olmamız, bizler için birlik ve beraberliğimizin devamı için fazlasıyla yeterlidir.

Netice itibarıyla ifade edecek olursak, cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi Türkiye’nin terör örgütleri ve onları destekleyen devletlere karşı verdiği mücadele tam anlamıyla bir “istiklâl ve İstikbal” mücadelesidir. Milletimiz tarihimizde, birlik ve beraberlikleri sayesinde buna benzer nice tehlikeli badireleri başarıyla atlatabilmişlerdir. Hiç şüphemiz yoktur ki bu badireyi de, Allah’ın yardımı ve izniyle alnının akıyla başarıyla atlatacaktır. Atiyi karanlık görerek azmi elden bırakmak, ortalama olarak bin yıldır İslâm’ın bayraktarlığını yapmış olan bu millete yakışmaz.

Ümitvar olmalıyız, zira gece karanlığının en koyu olduğu zaman şafağın en yakın olduğu zamandır…


Yazarın Diğer Yazıları