28 Şubatı Hatırlar mısınız?

 

Sanki üstünden bin yıl geçti.


Onlar “bin yıl sürecek” diyorlardı. Kim hatırlıyor onları?


Hani rektörler, “Türban serbest olursa yok derslere girmeyeceklermiş, yok hak ettikleri notu vermeyeceklermiş vs. vs.” konuşup duruyorlardı.


Ama adamlar kanun tanımaz hukuk katilleri ya, vıdı vıdı konuşup duruyorlardı. Nerede şimdi onlar?

Zaten türbanı yasaklayan bir kanun yoktu ki…

Hatta anayasa mahkemesi bile zulme alet oldu. Nerde şimdi türbanı yasaklamaya el kaldıran o anlı şanlı üyeler?

Ve laikçi, ulusalcı, sosyalist çevre niye sus pus şimdi?

Güya dünyada özgürlüğün temsilcileri idiler. “Dogma”dır diye dine karşı çıkanlar, “ilkelerinden asla vazgeçmeyeceklerini” söyleyerek çağdaş “dogma”lar icat edip duruyorlardı.

biz de soruyorduk: “Halk bunların neresinde?”

% 80 Halk, melül mahzun bakıyor. “Bunlarla mı biz demokrasiyi geliştirecek, ekonomiyi geliştirecek, özgürlükleri geliştirecek, adalet ve eşitliği geliştirecek, gelir dağılımını düzeltecek, işsizliği önleyecek, bilimi geliştirecek, maddî manevî kalkınacak ve çağdaş uygarlık seviyesine ereceğiz?” diye hayıflanıyor…

“Yazık emeklerimize, yazık vergilerimize, yazık ülkemize, yazık ecdadımıza, yazık uygarlığımıza” diyor halk.

Olay yeterince tartışılmış ve vuzuha kavuşturulmuştur. Bunlarla en azından bu “halkın değerleri” konusunda uzlaşılamayacağı da anlaşılmıştır.

Aslında herkes bilir ki eğer ortak değer demokrasi ise, eğer gerçekten öyleyse, geriye kalan halkın iradesine saygıdan başka bir şey değildir.

Bu da, iktidarın elindeki yasal yetkilerini halkın çoğunluğunun isteği doğrultusunda kullanması demektir. Demokrasi bu değil mi?

Yasa çıkana kadar herkes fikrini söyler. Ama çıktıktan sonra da herkes ona uyar. Uymayanlar da olabilir. Tabi bedeline katlanmak kaydıyla.

Oyunun kuralı bu değil mi?


Ah 28 Şubat!


Ah darbeler!


Ne halt ettiğinizi anlamışsınızdır umarım.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları