Kibirli Kimse Doğru Yolu Bulamaz, Cennete Giremez

Tarihte olduğu gibi günümüzde de kibir ve gurur hastalığına yakalanan insanlar az değildir. Bu sebeple kimse kimseyi dinlemeye, anlamaya çalışmıyor.

Kendisini kâinat imamı veya mehdi sanan bir kimsenin başkalarını dinlemeye ve anlamaya çalışacağını düşünmek mümkün değildir. Bu yüzden de  ne ihanet ettiğini kabul ediyor, ne de hata yaptığını.

Kibir ve gurur hastalığına yakalananların önce bir kalp doktoruna gitmesi ve tedavi olması gerekir. Elbette manevi hastalıkların doktorları da vardır.

Bir kimseyi olduğundan daha fazla görmek yani onu kâinat imamı veya mehdi  kabul etmek de birilerinin yağcılıkta zirveye çıktığını gösterir. Böyle şartlanan kimselerin de gerçeği görmesi, hakkı kabul etmesi  mümkün  olmamaktadır.

Kibir ve Gurur iyilikleri yok eder,  kötülükleri çağırır. Bu hastalık, kimin kalbine yerleşirse, o zavallıyı nasihat dinlemek, edebi kabul etmek hususlarından mahrum bırakır.  Çünkü kendini başkalarından üstün gören kimseler, onlardan faydalanmak, onları anlamak- dinlemek istemediği gibi, onlarla ülfet de edemez.

Kibir ve gurur, nefret kazandırdığı gibi  insanlarla dostluk ve yakınlık kurmaya da engeldir. Sevgili Peygamberimiz amcası Abbas (r.a.) a hitaben: “Seni,  Allah’a şirk koşmaktan ve kibirlenmekten men ederim. Zira  Allah bu iki sıfatı taşıyanlara bakmaz, onlara gazap eder” buyurmuştur.

Yine Peygamber Efendimiz “ Ateşin odunları yok ettiği gibi, kendini beğenmek de iyilikleri yok eder. Buyuruyor.

Kibir hakkı  çiğnemek, gerçeği kabul etmemek demek  demektir.  Kibirli  insan doğru yolu bulamaz, cennete giremez.

 Kibir, daha çok makam- mevki sahiplerinde ve zenginlerde görülür.  Makam - mevki, şan – şöhret, bazen insanın yoldan çıkmasına, eş ve dostlarını tanımamasına, kendini herkesten üstün ve akıllı görmesine neden olur.  Hele etrafında bir takım menfeat düşkünü yağcılar da varsa, artık o kişinin gerçekleri görmesi çok zordur. Bu sebeple bu gibi kimselerin kibir ve gurur hastalığından, daha çok sakınması gerekir.

Esasen bütün insanlar birbirlerini dinlemeli, anlamalı ve karşılıklı olarak istifadeye çalışmalıdır. Aksi halde Fetocu’ larda görüldüğü gibi vatana millete ihanet eder, düşmanlarla işbirliği yapar, sırtını  Amerika’ya, Avrupa’ya dayar, lakin ne büyük ihanet içerisinde olduğunu göremez.

Kendini insanlardan üstün gören ve bencil davranan kimseler, milletin gözünden düşerler, itibarlarını kaybeder  fakat  içerisine düştükleri zilleti görmezler. Bazı hikmet sahipleri şöyle demişlerdir:

-İsraftan uzak duran, izzet ve ikbal kazanır.

-Cimrilikten uzak olan, insanlar arasında şeref kazanır.

- Kibirden uzak olan, fazilet kazanır.

“Hallerin değişmesi insanın cevherini ortaya çıkarır” denmiştir. Hele insanın içinde kötü duygu ve düşünceler varsa makam ve mevki,  güç ve kuvvet, insanın içindeki duygu ve düşünceleri ortaya çıkarır. Tıpkı sarhoş olan bir kimsenin içinde ne varsa dışarıya aksetmesi gibi.

İnsanlar sahip oldukları makamda iki kısımdır: Bir kısmının makam ve mevkisi ,, ondaki güzel meziyetler sebebiyle kendisiyle şeref bulur ve tevazularını artırır.

Diğer bazı  kimseler  ise güzel meziyetlerden mahrum oldukları için hasbelkader makam- mevki sahibi olduklarında kibir ve gururla sarhoş olurlar, hak hukuk tanımazlar.

Sözün özü ihlaslı bir Müslüman’ın kendini zaman zaman hesaba çekmesi, hatalarını kusurlarını gözden geçirmesi gerekir. Beden hastalıkları olduğu gibi ruh hastalıkları da vardır. Hatta ruh hastalıkları beden hastalıklarından daha tehlikelidir. Zira beden hastalıkları yalnız dünyamızı, ruh hastalıkları ise hem dünyamızı, hem de ahretimizi karartır. Kendini beğenmek  ve  insanlardan üstün görmek bir ruh hastalığıdır. Bu hastalıklar bütün rezaletleri, kepazelikleri üzerimize taşır.


Yazarın Diğer Yazıları