Dinimizi Yaşayarak Tanımak

Dini yaşayarak mı tanırız?

Yoksa tanıdıkça mı yaşarız?

Hangisidir daha doğru olan?

Ve hangisidir en çok yapılan?

Dini yaşayarak tanımak, bir bebeğin anne karnından başlayarak ve doğduktan sonra da dinini yaşayan ebeveynlerin eğitiminde yetiştirilmesi, o çocuğun küçük yaştan itibaren dinini ev ortamında ve dış ortamda her hal üzerinde dini kuralları uygulayarak özümsemesi ve bu şekilde yaşayarak tanıması halidir.

Ezan duyan bir çocuğun sessiz konuşması, anne babası gibi seccadede namaz kılmaya çalışması, yemekten önce ve sonra ellerini yıkaması, dökülen ekmek kırıklarını minicik parmaklarıyla yemeye çalışması, konuşmayı yeni öğrendiğinde annesinin kendisine bir şey yedirmeden önce söylediği besmele kelimesini söylemeye çalışması, Kur’anı açıp kendi lisanıyla okumaya çalışması, elindeki ekmeğini arkadaşıyla paylaşması, düşen arkadaşının yanına gidip elinden tutması bir çocuğun dinini yaşayarak tanıması halinin ilk yaşanma durumudur.

Çok küçük yaşlarda yaptığı şeylerin manasına varamadan yaşadığı dinini, anlamaya başlayacağı yaşlara geldiğinde kazandığı bu güzel hasletler ileride kendisine zor gelmez, küçük yaşlarda edinilmiş güzel alışkanlıklar halini alır ve dinini bu şekilde yaşayarak tanımış olmanın ilk basamağını geçmiş olur.

Doğan her çocuk İslâm fıtratı üzere doğar; eğer anne-baba Hristiyan ise Hristiyan, Mecûsî ise Mecûsî, Müslüman ise Müslüman olur.’ hadîs-i şerifinde buyrulduğu gibi, doğan her çocuk tertemiz bir fıtrat üzere dünyaya gelir. Bundan sonrası ise ailesine, sosyal çevresine ve eğitimcilere kalır.

Singapurlu Sharifah Mastura Al Jifri, 8 çocuğa sahip ve 8 çocuğu da hafız ve Arapçayı, İngilizceyi çok iyi biliyorlar, meslek olarak da çok iyi yerlerdeler ve hepsi çeşitli hobilerle meşgul. Başarısının sırrı sorulduğunda; “Tüm başarı Allah teala’dandır. Allah’a çocuklarımı ümmet için yararlı kimseler yapması için dua etmeyi hiç bırakmadım. Bu da bana istikamet ve vizyon verdi. Ve devamlı Kur’anı öğrenmek ve anlamakla meşgul olduk.” diyor.

Ve eğitimin anne karnında başladığını, onlarla küçük yaşlardan itibaren çok ilgilendiğini, etkinliklerle kitaplarla meşgul olduğunu ve onlara oynadığını daha sonra da eğitimlerle desteklediğini anlatan imrenesi bir hayat hikayesiyle dopdolu.

Dini tanıdıkça yaşamak ise bir şeyleri öğrendikten tanıdıktan sonra yaşamak anlamına gelir. Dinini ev yaşamında ve dış yaşamda yaşayamayan bir çocuğa anlayacağı yaştan sonra dinini tanıtmaya başladığında bir şeyleri öğrenip uygulama dönemi epey zaman sonrasını alabilir ve küçükken verilememiş sünnetleri, ibadetleri tam anlamıyla uygulaması da zorlaşabilir.

Ayrıca dinini tanıyana kadar ki zamanda da kayıpları çok olabilir. Namaz ve oruç borçları, sünnetleri hayatına yerleştirememe, vicdani hassasiyeti işletememe ve Allah muhafaza buyursun bir takım günahlara bulaşma durumu vs.

Anne baba sorumlu olduğu yavrusunun manevi borçları olmasını istemez ve tertemiz ruhunun günah lekeleriyle kirlenmesini de.

Bu yüzden biz ebeveynler dinimizi en güzel şekilde yaşamalı ve daha bir şeylerin idrakına varamamış yavrularımıza hal lisanımızla örnek olarak onlara küçük yaştan itibaren dinlerini yaşadıkça tanımaları şansına ulaştırmalı ve onların eğitimleri için elimizden geleni fazlasıyla yapmalıyız.

 

Çocuklarınız sizin gölgenizdir. O yüzden doğru yolda doğru adımlarla yürüyünüz. Bir gün gelir o gölgeler aslınız olur. İşte o zaman, ya yetiştirdiğiniz evlatlarınızın mutluluğuyla bir ömür şükrederek yaşarsınız ya da yanlış yollarda karanlık gölgelere mahrum ettiğiniz evlatlarınızın vicdani yükünü bir ömür taşırsınız.

                                                                                                                 

 

Yazarın Diğer Yazıları