Şahsiyet Aşınması/Kişilik Pörsümesi

Şahsiyet aşınması veya pörsüme kavramı, kapsadığı alan itibarıyla çok geniş anlamlı bir kavramdır. Yazımızın başlığını ve içeriğini oluşturacak olan şahsiyet aşınması/kişilik pörsümesi kavramı ise çok daha anlamlı bir ifadedir. Şahsiyet aşınması veya kişilik pörsümesi diyebileceğimiz problem, yaşanılan hayatta karşılaşılan inkâr edilemeyecek sosyal bir gerçekliktir, bir vakıadır. Sosyal hayatta yaşayan fertler olarak hepimiz, farkında olarak veya olmayarak her zaman şahsiyet aşınması ya da kişilik pörsümesi tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktayız.  

Biz bu yazımızda gücümüz nispetinde, fertlerin yaşamış oldukları toplumun olumsuzluklarından etkilenerek, sosyal ve manevî anlamda duyarsızlaşmalarını ifade eden “Şahsiyet Aşınması/Kişilik Pörsümesi” problemini analiz etmeye çalışacağız. 

Malum, insanlar olarak hepimiz sosyal anlamda bir toplum içerisinde yaşıyoruz. Toplum içerisinde yaşayan fertler olarak hepimizin, yakın ve uzak akrabalarımızdan oluşan bir aile çevremizle, eş-dost ve arkadaşlarımızdan oluşan bir sosyal çevremiz vardır. Yaratılış olarak hepimiz insan olduğumuz için, sosyal çevrelerimizdeki olumlu ve olumsuz gelişmelerden psikolojik anlamda az-çok etkileniyoruz. Özellikle de olumsuz gelişmeler bizlerde, bilerek veya bilmeyerek uzun vadede bir duyarsızlığa/umursamazlığa, söylenen ifadesiyle şahsiyet aşınmasına/kişilik pörsümesine sebep olmaktadır. Söz konusu ettiğimiz kişilik pörsümesi problemini, itikat-amel ve sosyal alanlarda olmak üzere iki başlık altında izah etmeye çalışacağız.

İtikat veya akait dediğimiz alanlar, bizlerin dünya ve âhiret saadetimizi sağlayacak olan inançlarımızla ilgili iman esaslarımızdır. İmanın altı esasında olduğu gibi. Peki, itikatta şahsiyet aşınması veya kişilik pörsümesi ne demektir, nasıl olur? Muhtemeldir ki, fertlerin meslekî ve sosyal zorunluluklardan dolayı yaşamış oldukları sosyal ve meslekî muhitlerinde karşılaşmış oldukları sorunlar, bunların inançlarına olan olumsuz yansımaları bireylerde zamanla şahsiyet aşınmasına, kişilik pörsümelerine sebep olabilecektir. Aslında fertlerin birçoğu normal koşullarda başlangıçta, yani küçüklüklerinde gerek aile veya gerekse İslâmî kurumlar aracılığıyla dinî/İslâmî eğitim almış olabilirler. Fakat ne var ki, gerek meslekî ve gerekse sosyal muhitlerinde karşılaştıkları olumsuz koşullardan dolayı, zamanla duyarsızlaşarak belki de farkında olmadan şahsiyet aşınması veya kişilik pörsümesi yaşanabilmektedir. Bunun sonucunda ise, yani yaşamış oldukları olumsuzluklardan dolayı, her ne kadar inançlarını/itikatlarını kısmen korumuş olsalar bile, zamanla şahsiyet aşınması yaşanarak amel bakımından duyarsızlaşabilme tehlikesi yaşanabilmektedir. Bu tür olumsuz muhitlerde yaşayan insanlarımızda ise giderek, belki de farkında bile olunmadan dinî/İslâmî yükümlülüklere karşı bir umursamazlık ve lakaytlık görülebilmektedir.    

Sosyal alanlardaki şahsiyet aşınması ve kişilik pörsümeleri ise daha çok, bireylerin yaşamış oldukları sosyal çevrelerinde karşılaşmış oldukları zorluklar ve sorunlardan dolayı yaşanmaktadır. Türkiye coğrafyasında yaşayan insanlar olarak neticede bizler, şu ya da bu şekilde, kurallarını laik sistemin belirlediği bir toplum içerisinde yaşıyoruz. Elbette her sistem, kurmuş olduğu kurumları aracılığıyla kendi insanını inşa etmektedir. Bu da giderek toplumların, mevcut sistemlerin istekleri doğrultusunda sosyal ve kültürel evirilmelerini beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla, başta ailelerimiz ve sosyal çevremiz olmak üzere, sokaklarımızda ve çarşılarımızda yüzde yüz İslâmî bir anlayış ve görüntüyle karşılaşabilmek o kadar da kolay olmasa gerektir. Yani toplum içerisinde yaşayan hemen herkes,  mevcut laik eğitim sisteminden dolayı dinî ve kültürel anlamda az-çok yara almıştır.    

Allah(cc)a kullukta itikat ve ibadet kalitemizin düşmesine sebep olabilecek olan şahsiyet aşınması ve kişilik pörsümesinden kurtulmamızın yegâne yolu; kendimiz gibi düşünen, kendimiz gibi inanan insanlarla devam ettirdiğimiz teşriki mesailerimizi daha da artırabilmektir. Böylece, kendi inanç muhitimizi oluşturma noktasında ortaya koymuş olduğumuz kararlılığımız ve direncimizle, gücümüz nispetinde kendi inanç ve kültür muhitimizi oluşturmuş oluruz.

Netice itibarıyla, yaşamış olduğumuz sosyal ve meslek hayatımızda karşılaşmış olduğumuz olumsuzluklardan dolayı şahsiyet aşınması ve kişilik pörsümesi yaşamamız bir vakıadır. Söz konusu etmeye çalıştığımız bu problemden kurtulabilmemizin yegâne yolu, inanç dünyamıza dayanan kendi sosyal muhitimizi oluşturmaya çalışmaktır.

          

     

Yazarın Diğer Yazıları