Siz Hangisine Dostsunuz?

Üç dostu varmış insanın; Biri, gece gündüz ondan hiç ayrılmayan, yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, onu hiç yalnız bırakmayan en yakın dostu… İkincisi, ilk dostu kadar olmasa da onunla da çoğu zaman birlikte geçirirlermiş zamanı. Üçüncü dosta gelince onunla canı isterse görüşür, canı istemezse görüşmezmiş insanoğlu, üçüncü dost çok vefalı olmasına rağmen hep diğer dostları ona tercih edermiş.

Sonra bir gün insanoğlunun başına görünürde felaket gibi görünen bir olay gelmiş. Acilen zor bir yolculuğa çıkması gerekmiş ve bu yolculuğun dönüşü de yokmuş. Hemen koşmuş ilk dosta, yardım dilemiş ve bu zor yolculukta ona yol arkadaşı olmasını, gittiği yerlerde de ona dostluk etmesini istemiş; “Seninle yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez, sen benim en değer verdiğim dostumsun” demiş, aman dilemiş ama, ne çare insanoğlunu ilk terk eden dost, o çok değer verdiği ilk dostu olmuş.

İlk dostu tarafından terk edilen insanoğlu geç fark ettiği gerçeğin ardından ikinci dosta koşmuş, ikinci dost ise ilk dost kadar vefasız değilmiş ama o da sadece insanoğlunun derdini dinlemiş, ona yardım dileklerinde bulunmuş ve onu ancak yolculuğun başlangıcına kadar uğurlamış, biraz da üzülür gibi yapmış sonra da arkasını dönüp gitmiş.

İki dost tarafından da terk edilen insanoğlu yolculuğuna yapayalnız çıkmak zorunda kalmış, yorucu ve sancılı bir yolculuğun ardından kendisini bir süre konaklaması için yerleştirilen kapkaranlık kulübesinde yapayalnız, korkarak, içli içli ağlarken bir de bakmış ki kulübesini gelişiyle apaydınlık yapan, canı isterse görüşüp canı istemese görüşmediği üçüncü dost belirmiş güler yüzüyle.

Hemen kucaklaşmışlar insanoğluyla ve ona korkma demiş dostu; “Sen benimle çok da görüşmek istemezdin oralarda, ama bazı zamanlar aracılar vasıtasıyla bazı zamanlar da isteyerek görüşmüştük, işte ben çok vefalı ve yardımsever bir dostum, oralarda benim değerimi genelde anlamaz insanoğlu çünkü vefasız o iki dost, gözünü kör etmiştir insanoğlunun, beni gözü bile görmez oralarda demiş. Ama bazı gözler de vardır ki gözü benden başkasını görmez demiş ve eliyle işaret etmiş, “Bak şu gözleri kamaştıran kulübelere” demiş, insan ise, “ama o bir kulube değil sanki bir saray” demiş dostuna, “konaklama yerinde ne muhteşem saraylar bunlar” demiş, dostu gülümsemiş.

Bir de diğer tarafı göstermiş, zifiri karanlık ve pis kokulu kulubeleri.. Yardım çığlıkları ve ağlayış sesleri geliyormuş oralardan, üzülmüş insanoğlu, demiş ki dostuna “Onların da yardımına koşsan, korkmayın ben geldim” desen onları da böyle sıcacık sarsan.” Dost cevap vermiş: “Ben onların yardımına koşamam, çünkü onlar beni oralarda hep aşağıladılar, hep canımı acıttılar, onlara defalarca doğruyu anlatmaya çalıştıysam da onlar diğer iki dostlarına ve en büyük düşmanları olan nefis ve şeytana kandılar ve benim burada onların yardımına koşma iznim yok.” Gelen yardım çığlıklarına arkalarını dönmüşler ve kulubelerine çekilmişler!..

“Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri bâki kalır: ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle bâki kalır.” (4. Buhari, Sahih, Rikak, 42; Müslim, Sahih, Zühd, 5.)

Ölünceye, son nefesini verinceye kadar insana dostluk yapan dünya malıdır. Öldüğü zaman dünya malı kendisinin olmaktan çıkıyor. Nefes verdiği anda hiç ölmeyecek gibi, hiç bir ahiret yatırımı yapmadan yaşadığı süslü dünya geride kalıyor ve dünya malları mirasçıların hakkı oluyor.

Kabre kadar kendisine dostluk eden, hısımı, akrabası, oğlu- kızıdır. Biraz daha vefalı, öldükten sonra son vazifelerini yapıyorlar; onu yıkıyor, kefenliyor, namazını kılıyor, kabre gömüyorlar. Kabre kadardır vazifeleri. Bütün görevlerini yapıp ölüyü kabirde yapayalnız bırakıp onlar da hayatlarına devam ediyorlar.

Peki, sonra, kabirde de dostluğu devam eden hangisi?

“Amel-i salihi.”

Kabirde, kıyamet gününde, Yüce Huzurda çetin hesap gününde; insanın kıldığı namazlar, oruçlar, zekâtlar, haclar, hizmetleri bütün ihlaslı amelleri dört yanında yoldaş oluyor.

Alah’ım sen bizi vefalı dostlarımıza (ihlaslı ve takvalı amellere) dost eyle ve kabirde, kıyamette, mizanda, Yüce Huzurunda dostlarından yardım görenlerden eyle.

Amin.

 

Yazarın Diğer Yazıları