Sevapları Korumak

Dil, Cenâb-ı Hakk’ın en büyük nimetlerinden biridir. Allah’ı zikretmesi, güzel söz söylemesi onun hünerlerinden sadece ikisidir. Bununla beraber sorumluluğu çok büyüktür. Peygamber Efendimizin “Allah’ım! Dilimin şerrinden sana sığınırım” diye dua etmesi de bunu göstermektedir. (Ebû Dâvûd, Vitr 32; Tirmizî Daavât 74; Nesâî, İstiâze 4, 10, 11, 28)

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor ki:

 

"Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz..." (İsrâ, 7)

 

Rasûlullah (sav) da şöyle buyurdular:

 

“Müslüman, elinden ve dilinden diğer müslümanların zarar görmediği kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 4,5)

 

Bir gün Peygamber Efendimiz arkadaşlarıyla sohbet ediyordu.

 

“Söyleyin bakalım, müflis kimdir?” diye sordu.

 

Allah’ın elçisi, anlatmak istediği bir olaya arkadaşlarının dikkatini çekmek için böyle yapardı.

 

“Parası pulu olmayana müflis denir” dediler.

 

Bu tarif bir açıdan doğruydu. Ama âhiretteki iflâsı kapsamıyordu.

 

“Bir Müslüman kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıkar.

 

Kıldığı namaz, tuttuğu oruç, verdiği zekâtlarla pek çok sevap kazanmıştır.

 

Ama kimine sövüp hakaret etmiş, kimine iftirâ atmıştır; onun malını yemiş, bunun kanını dökmüş, şunun canını yakmıştır.

 

Hesap görülmeye başlanınca, yaptığı ibadetlerinin sevabı hakaret ettiği, iftira attığı, canını yaktığı kimselere dağıtılmış, daha üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları tükenivermiştir.

 

Başkalarına verecek sevabı kalmadığı için, haklarını yediği kimselerin günahı sırtına vurulmuş ve cehennemin yolunu tutmuştur.

 

İşte asıl müflis bu kimsedir.” (Müslim, Birr 59; Tirmizî, Kıyâmet 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 303, 334, 371) (Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Peygamberimin Sevdiği Müslüman, Erkam Yay.)

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları