İman ve Vicdan

Günümüzde nice insan imansızlık ve ahlaksızlık erozyonunda kaybolup giderken, selde sürüklenen kütükler misali zamanın menfi modalarına kendini kaptırmışken, onlara tatlı bir lisan ile yaklaşarak İslam’ın nezaket, zarafet ve güzelliklerini anlatmak ve bilhassa emsalsiz örnek şahsiyet Muhammed Mustafa (sav)’in gönül dünyasıyla buluşturmak, her mü’min için büyük bir iman ve vicdan borcudur.

 

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

 

“…Rasûl size ne verdiyse onu alın! Size neyi yasakladıysa ondan da kaçının ve Allah’tan korkun! Çünkü Allah’ın azâbı şiddetlidir.” (Haşr, 7)

 

Rasûlullah (sav) buyurdular:

 

“Hiçbir kul, kıyâmet günün ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne yaptığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından hesâba çekilmedikçe bir adım dahî atamaz!” (Tirmizî, Kıyâmet, 1/2417)

 

İnsanın örnek alma ihtiyacını ve taklit meylini hakkıyla tatmin edebilecek en mükemmel örnek, Rasûlullah (sav) Efendimiz’dir. Peygamber Efendimiz’i örnek almaktaki başarımız ise, hiç şüphesiz, O’nun emsâlsiz örnek şahsiyetine gönülden bağlanarak O’nu bütün kalbimizle sevmeye bağlıdır.

 

Cenâb-ı Hak, Sevgili Rasûlü’nü, insanda tecelli eden bir sanat harikası olarak halketmiştir. O’nu, âlemlere rahmet ve bütün beşeriyete fiilî bir kıstas kılmıştır. Bu itibarla Allah Rasûlü’nün hayatı, kıyamete kadar gelecek bütün nesillere emsalsiz bir örnektir.

 

Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz’in hayatı, saf ve berrak bir ayna gibidir. Bu aynaya bakarak ahlakını ıslah edip eğriliklerini düzeltmek her mü’minin vazifesidir.



Yazarın Diğer Yazıları