Kalbi ve Dili Kullanmak Marifet İster

Dilden dökülen kimi sözler hançer misali nice gönülleri kanatır, kimi sözler vardır merhem olur da kanayan yarayı kapatır. Dili hançer gönlü zehir eyleme. Dilin bal olsun gönle şerbet sunsun.

Hayır yolunda kullanılan kalp ve dil kişiyi hayra götürür; dedikodu, fitne kaynağı olarak şer yolunda kullanılıyor ise o kalp ve dil hem sahibini hem de başka gönülleri yer bitirir.

Bir gün, Lokman Hekim, bir çırağıyla ava çıkmıştı, uzun yoldan evine döneceği sırada bir kabile reisi bu meşhur hekimi misafir etmek istedi.

Lokman Hekim, nasıl beden dilinden anlıyorsa öyle de gönül ve ruh dilinden anlıyordu. Kırmadı kabile reisini. O gece misafir kaldılar. En semiz koyunlardan biri kesildi. Yemek için harekete geçildi. O sırada Lokman Hekim, çırağını imtihan etmek istedi:

- Getir bakayım bana koyunun en temiz iki organını.

Çırak gitti koyunun kalbini ve dilini getirdi.

Lokman: “Aferin!” dedi, tam isabet. Bir canlının en temiz iki organı kalbi ve dilidir.”

Yediler, içtiler, şükrettiler. Sabah olduğunda da her misafirin yaptığı gibi, yola revan oldular.

Ne var ki yol kısa değil, Lokman aslında ava çıkmış gibi görünüyor; ama bu av sıradan bir yiyecek bulma avı değil. Hekimlik yolunda yeni bitkiler, ilaçlar bulma yolculuğuÉ

Akşama yakın bir saatte bir başka kabile reisi de Lokman Hekim’e misafir olması için ısrar etti.

İmkân varsa, davete icabet etmeli. Lokman Hekim de öyle yaptı. Yine akşam ve daha semiz bir koyun kesildi. Bu seferki imtihan daha zorluydu.

Lokman, çırağına: “Haydi şimdi de koyunun en pis iki organını getir bana.” dedi.

Çırak gitti, bir süre sonra yine kalp ve dille dönüp geldi.

Uzattı kalp ve dili Lokman Hekim’e. İşte efendim, dedi, bir canlının en pis iki organı.

Lokman: “Aferin dedi, sen sadece görünen, duyulan bilgilerle değil; aynı zamanda marifetle de donatmışsın kendini. Gerçekten de kalp ve dil, bir canlının hem en temiz, hem de en pis organlarıdır.”

Bu yüzden dili ve gönlü doğru yolda hayra kullanmak marifet ister; emek ve gayret ister. Gönlü eğitmeli, dile hakkı hak yerinde konuşma dışında sükutu öğretmeli.

Gıybet, yalan, iftira, nifak, riyâ, küfür, hakaret, alay etmek, verdiği sözde durmamak, yalan şahitlik yapmak, söz taşımak, gönül kırmak... hep dilin âfetleridir.

Dilin husule getirdiği bütün bu kötülüklere karşı:

“Sükût eden kurtulmuştur.” (Tirmizî) hadis-i şerif’i bir müslüman için ölçü olmalıdır. Dilini bu afetlerden koruyan gönül hayrı, doğruyu, güzeli konuşur ve gönül de ruh da sürur bulur.

 

Yazarın Diğer Yazıları