Sohbetlerde Denge


Rabbanî alimlerimiz ve kâmil mürşitlerimiz sohbetlerin dinî ve manevi hayatımız için olmazsa olmaz derecede önemli olduğunu hep anlatır ve kendileri de bunu uygularlar. Konu hakkındaki ayet ve hadisleri “Aydınlanma Yolu Tasavvuf” kitabımızda genişçe yazmıştık, bakılabilir. 

Ashab-ı Kiram’ın  sohbetle yetiştiğini söyleyen sûfîler, “yolumuz sohbet yoludur” derler. Tasavvufa göre kâmil bir şeyhin sohbetine devam etmek, en faydalı, en yüksek, en güzel ve en sağlam yoldur. Sâlihlerle oturmak, alimlerle, ediblerle, iyi niyetli insanlarla sohbet etmek insanın yetişmesi için elzemdir. 

Sami Efendimizin dediği gibi “Sohbette zikir, fikir, şükür, ilim, edeb, hizmet, himmet ve tevfik vardır. Sohbeti bırakan bunları bırakmış olur.”

Elbette sohbet, tıpkı meşveret ve iş gibi, sadık ve sâlih kişilerle olmalıdır. Sadık ve sâlih olmayanlar nefsine zulmetmişlerdir. Zalimlerde hayra bir meyil görülmediği takdirde, zaruri olan görüşmeyi yapıp fazla oturmadan yanlarından derhâl ayrılmak gerekir. 

Nitekim Allah Teala: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun da sadıklarla beraber olun.”( Tevbe 119) buyururken, aynı zamanda zalimlerle oturmayı da yasaklamaktadır: “Hatırladıktan sonra artık zalimlerle oturma.”( En’am 68)

Bunun sebebi, kalpten kalbe in’ikas (yansıma) ve insibağ (boyanma) olmasıdır. Yani iyilerle oturanın kalbine nur, kötülerle oturanın kalbine karanlık ve katılık yansır. Çünkü iyi ve kötü huylar, mikroplar gibi bulaşıcıdır.
Nitekim atalar, “Sirke küpünden sirke, bal küpünden bal sızar.”, “Üzüm üzüme baka baka kararır.”, “Kör ile yatan şaşı kalkar.”, “Kır atın yanında duran ya huyundan, ya tüyünden.”, “Söyle arkadaşını, söyleyeyim kim olduğunu.”, “Yiğit sevdiğinden sorulur.” gibi birçok hikmetli sözleri ile bu gerçeği ifade ederler. Peygamberimizin iyilerle arkadaşlığı misk - koku satanın yanında duran, kötülerle arkadaşlığı da kömürcünün -körükcünün yanında durana benzetmesi, aynı gerçeği ifade eden muhteşem sözlerdendir.

İnsan ilim ve düşünce yazıları ile kafasını, aklını tatmin ederken, duygu yüklü söz ve yazılarla da kalbini ve ruhunu beslemek ister. Bunun için sohbetlerde aşr-ı şerifler okunur, ilahiler söylenir, kıssa ve menkıbeler anlatılır. Bütün bunlar bir denge içinde verilmelidir. Bazen ilmi konuşmalar veya okumalar dinleyicileri yorar, ilgiyi azaltır. Ama arada can yakıcı bir kıssa geçti mi birden insanlar canlanır. Bakarsınız ki gözler yaşarmış, deriler ürpermiş, bir manevi feyz dalgası insanlara can üflüyor, ruhları coşturuyor.

Yazarın Diğer Yazıları