Arakan Denilen Yer

Yakın zamanlarda Arakanda yaşanan insanlık dramından önce, belki de birçoğumuz Arakan hakkında çok az bir bilgiye sahiptik. Yani, siyasi ve coğrafi anlamda Arakanı içerisinde barındıran Myanmar’ın hangi kıtada yer aldığı, kaç milyon nüfusa ve hangi ülkelere komşu olduğuna dair çok fazla bir bilgiye sahip değildik. Ancak, Myanmar’a bağlı Arakan bölgesinde Budist rahiplerin kışkırtmaları sonucunda, Budistlerin Müslümanlara karşı başlatmış olduğu katliamlar ve bu katliamlara Myanmar devletinin göz yummuş olması ülkeyi dünya gündemine, özellikle de İslâm dünyasının gündemine taşımıştır.

Myanmar, resmî adıyla Myanmar Birliği Cumhuriyeti veya Burma ya da Birmanya olarak bilinen coğrafya, Güneydoğu Asya’da, Andaman Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Bangladeş, Çin, Hindistan, Laos ve Tayland arasında yer alan bir ülkedir. Myanmar'ın 7 eyaletlerinden biri olan Arakan ise, Bangladeş-Burma sınırının 50.000 kilometre karelik bir alanında bulunur. Nüfusu daha önce 4 milyondan fazla olduğu ifade edilen bölgenin nüfusu, yaşananların ardından bir buçuk milyona kadar gerilemiştir.

Çoğunluğu Budist olan Myanmar'da resmî makamlar, Müslümanların nüfusun % 4'ünü oluşturduğunu iddia etmektedirler. Ancak ne var ki Müslüman önderler bu oranın % 10 ile 14 aralığında olduğunu söylemektedirler.

Arakan nüfusunun çoğunluğu, Rohingya Müslümanları ile Budist Rakhineler'den oluşmaktadır. 950 yıl önce Pagan bir Krallık olarak kurulan Myanmar'a, Hindistan ve Çin'e yakın olması nedeniyle Budizm gelmişti. Bengal Körfezi'nde batan bir gemiden kurtulan Müslüman tüccarlar vasıtasıyla İslamiyet’in yayıldığı bölgede, 1430 yılında Arakan İslam Devleti kurulmuştur. Söz konusu devletin ilk sultanı ise Süleyman Şah olmuştur. Uzun yıllar Avrupa devletleriyle ticaretin sürdürüldüğü Arakan, ekonomik bakımdan oldukça güçlenmişti. Maalesef bölgeye daha sonra İngiltere girmiş ve bir müddet sonra da yönetimi Burma Sultanlığına bırakmıştır. İngiliz işgalinden sonra siyasi iktidarı kaybetmiş olan Müslümanlar Budist krallık tarafından yönetilmeye başlanmıştır. Bölgenin Budist Burma sultanlığına bağlanmasından sonra bölgede şiddet olayları artmaya başlamıştır. Bu dönemde Budistler, askerlerden aldıkları destekle Müslümanları katletmeye başlamışlardır.

Böylece Arakanda, uyduruk sebeplerden dolayı 1942 yılından itibaren çeşitli tarihlerde yapılmaya başlanan planlı katliamlarda, şimdiye kadar yüzbinlerce Arakanlı Müslüman katledilmiştir. Myanmar hükümetinin göz yumması ve Budist rahiplerin kışkırtmaları sonucunda yapılmaya başlanan acımasız katliamlardan kaçan yüzbinlerce Arakanlı Müslüman Bangladeş devletine sığınmak zorunda kalmıştır. Maalesef bunların birçoğu da Bangladeş’e ulaşamadan, elverişsiz yaşam koşulları ve iki ülke arasındaki sınırı oluşturan Naf nehrini geçerken boğularak hayatlarını kaybetmişlerdir.

BM raporlarına göre, şu anda dünyada en fazla zulüm gören topluluk Arakanlı Müslümanlardır. Söz konusu BM raporları, bölgede yaşanan faceatın ve yaşanan insanlık dramının hangi boyutlara ulaştığını göstermesi adına çok önemlidir.

Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle ‘Dünya Arakanda Müslümanlara yapılan baskı ve katliamlara kör ve sağırdır.’ İslâm dünyasının Arakanda Müslümanlara yapılan baskı ve katliamlara tepkisi ise kelimenin tam anlamıyla içler acısıdır. Maalesef Türkiye dışındaki İslâm ülkelerinin büyük bir ekseriyeti Arakanda Müslümanlara karşı yapılan katliamlara sessiz kalmıştır. İslâm dünyasının Arakanda yaşanan insanlık dramına tepkisiz ve sessiz kalması Müslümanlık adına bir yüz karasıdır.

 Bütün dünyanın, BM’nin, özellikle de İslâm dünyasının Arakanda yaşanan katliamlara sessiz kalması, yapılan katliamlar karşısında Myanmar devletini oldukça rahatlatmış durumdadır. Türkiye ise, söz konusu katliamlara karşı cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık düzeyinde çok sert tepkiler göstererek konuyu BM gündemine taşıyan tek Müslüman ülke olma unvanına sahiptir.

Netice itibarıyla, her şeyden önce Arakanda yıllar boyu devam eden insanlık dramına karşı çıkmak ve tavır almak bizler için bir insanlık, özellikle de bir Müslümanlık borcumuzdur. Neticede Arakanda yaşayan insanlar Müslümandırlar ve onlar, Müslümanlar olarak bizlerin din kardeşidir. Bir Müslüman olarak Arakanda yıllar yılıdır devam eden baskı ve katliamlara karşı eğer elimizden geliyorsa elimizle, yok gelmiyorsa dilimizle, dilimizle de bir şey yapamıyorsak hiç olmazsa kalbimizle buğzetmeye çalışmış olalım. Manevî anlamda da onların kurtuluşu için Rabbimize dua etmeye çalışalım. Son çare olarak bu bile bir Müslümanlık görevidir diyoruz vesselâm.    

 

  

       

Yazarın Diğer Yazıları