..::Cemal NAR::..
İslâm İşbirliği Teşkilatının Tarihi Kudüs Kararı

Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde ABD başkanı Trump’un, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanıması kararına, İslâm ülkeleri içerisinde en sert tepkiyi gösteren devlet hiç şüphesiz ki Türkiye olmuştu.  Söz konusu karara Türkiye’mizde ise, duyarlı vatandaşlarımızın yanında, özellikle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisi çok daha sert olmuştur. Bunun sonucunda cumhurbaşkanımızın, dönem başkanı sıfatıyla İslâm İşbirliği Teşkilatını olağanüstü olarak toplantıya çağırmasıyla, 13 Aralık 2017 tarihinde İstanbul’da İslâm İşbirliği Teşkilatı İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı gerçekleştirilmiştir.

Söz konusu teşkilatın, İstanbul’da gerçekleştirmiş olduğu olağanüstü zirvenin şüphesiz en önemli gündem maddesini,  ABD Başkanı’nın Kudüs’ü terörist İsrail devletinin sözde başkenti olarak tanıması ve ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınacağına ilişkin açıklaması sonrasındaki durumun değerlendirilmesi teşkil etmiştir. İslâm İşbirliği Teşkilatının İstanbul’da gerçekleştirmiş olduğu olağanüstü zirvede almış olduğu en önemli karar Doğu Kudüs’ün Filistin Devleti’nin başkenti olarak kabul edilmesidir.

İslâm İşbirliği Teşkilatı, 25 Eylül 1969 tarihinde Fas’ın başkenti Rabat’ta toplanıp İslâm ülkelerini çatısı altında toplamak üzere İslâm Konferansı Teşkilatı adıyla kurulan 57 üyeye sahip, uluslararası hukuk tüzel kişiliğini haiz bir uluslararası teşkilattır. Teşkilatın ismi 2011 yılı Haziran ayında Astana’da düzenlenen 38. dışişleri bakanları toplantısında alınan karar gereğince İslâm İşbirliği Teşkilatı olarak değiştirilmiştir. Türkiye, kuruluşundan bu yana söz konusu İslâm İşbirliği Teşkilatı’na üye olmuş bir devlettir.

Fakat ne var ki, üye sayısı bakımından Birleşmiş Milletler Teşkilatından sonra dünyanın ikinci büyük teşkilatı olma özelliğine sahip olan İslâm İşbirliği Teşkilatı, gerek bölgesel ölçekli ve gerekse İslâm ülkeleri arasındaki sorunların çözümünde bu zamana kadar tam anlamıyla bir inisiyatif kullanamamıştır. Elbette bunun siyasi, sosyal ve kültürel olmak üzere birçok sebepleri vardır. İslâm İşbirliği Teşkilatı’nın İstanbul’daki olağanüstü toplantısına bazı İslâm ülkelerinin devlet başkanlığı düzeyinde katılırken, Suudi Arabistan ve Mısır gibi bazı İslâm ülkelerin ise bakan yardımcısı düzeyinde katılmış olması, İslâm ülkelerindeki parçalanmışlığın ne kadar ileri bir düzeyde olduğunun en somut göstergesidir.   

Malum olduğu üzere, sayıları bugün 63’ü bulmuş olan İslâm ülkelerinin birçoğu, XIX. yüzyıl ve XX. yüzyılın başlarından itibaren Avrupalı sömürgeci devletler tarafından sömürgeleştirilmiş durumdaydılar. Bunların bir kısmı I. Dünya Savaşından sonra, bir kısmı ise II. Dünya Savaşından sonra bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Bazı İslâm ülkeleri ise, söz konusu savaştan çok daha sonraki yıllarda bağımsızlıklarını kazanacaklardır. Bugün itibarıyla bu devletlerin birçoğu hala görünüşte bağımsız devletlerdir; ne ekonomik ve ne de askeri açıdan tam anlamıyla dışa bağımlılıktan kurtulabilmiş değillerdir.

Ayrıca, ABD ve Avrupa devletleri gibi sömürgeci devletlerin sürekli müdahaleleri sonucunda, bu devletlerin birçoğunda çok yoğun bir şekilde sosyal ve mezhepsel sorunlar yaşanmaktadır. Adları İslâm ülkesi olan bu ülkelerin birçoğunda mevcut rejimler ve buna bağlı iktidarlar tamamen halklardan kopuk bir konuma sahiptirler. Bundan dolayı da bu tür iktidarlar dış politikalarında, kendi ülkelerinin çıkarlarından daha çok, kendilerini iktidara taşıyan dış mihrakların çıkarlarını savunan bir pozisyona sahiptirler. Elbette böyle bir yapıya ve özelliğe sahip olan sözde İslâm ülkelerinden, her yönden İslâm dünyasının ve ümmetin önünü açacak radikal kararlar alınmasını beklemek herhalde biraz safdillik olsa gerektir.

Buna rağmen, 13 Aralık 2017 tarihinde İstanbul’da olağanüstü olarak toplanmış olan İslâm İşbirliği Teşkilatının, ‘Doğu Kudüs’ün Filistin Devleti’nin başkenti olarak kabul edilmesi’ kararı, geleceğe yönelik fevkalade ümit verici bir karardır. Herşeye rağmen, yani İslâm dünyasının bunca sorunlarına ve parçalanmışlığına rağmen, İstanbul’daki söz konusu konferanstan böyle bir kararın alınabilmiş olması, “Ümmetin birliği” adına gerçekten çok ümit verici bir gelişmedir.

Netice itibarıyla, İslâm İşbirliği Teşkilatının İstanbul’da gerçekleştirmiş olduğu olağanüstü toplantısında ‘Doğu Kudüs’ün Filistin Devleti’nin başkenti olarak kabul edilmesi’ kararını önemsiyoruz. Ümit ederiz ki bu tür kararlar, Ümmetin birliğinin ve beraberliğinin sağlanması adına, daha sonraki hayırlı gelişmelere kapı aralamış olsun. 

Vesselâm…    

Yazarın Diğer Yazıları