Şerî Deliller


Farz, vacip, sünnet, müstehap, mübah, haram, mekruh, müfsit gibi şerî hükümlerin dayandığı deliller vardır. Bu yazımızda ana hatları ile şerî delilleri incelemeye çalışacağız.

Delilin tarifi: Delil lügatte rehber ve kılavuz manasına gelmektedir. Çoğulu edilledir. Istılahta delil; "Kendisinden Şer’i hüküm istinbat olunan şeydir” diye tarif edilmiştir. 

Delil şöyle de tarif edilir: Üzerinde sıhhatli bir şekilde düşünüldüğü takdirde, haber cinsinden matlup olana (şer’i hükme), ulaşmayı mümkün kılan şeydir."

Haber cinsinden matlup olan her şey, şerî hükümdür. Mesela emanetlerin sahiplerine verilmesinin dini durumunu öğrenmek istediğimiz zaman şu ayete başvururuz:

"Allah emanetleri ehline vermenizi emreder" (Nisa:58). Bu ayet emanetlerin ehline verilmesini vacip kılan bir delildir. 

Aynı şekilde “Namazı dosdoğru kılınız"(Bakara:43) ayetine baktığımızda, bu delille namazın farz olduğu hükmüne varırız.

Delilin çeşitleri:

1-Akli ve Nakli deliller:

Akli delil, iç ve dış duygulara veya zihin muhakemesi neticesine dayanan delillerdir. Mesela insan aklı kâinatın, Allahın varlığı için bir delil olduğunu kabul eder.

Akli delil, dinimizde şer’i bir delil olarak kabul edilmiştir. Çünkü yüce Allah, insanlara aklı, en büyük bir nimet olarak vermiş ve bu sebeple akıllı insanı, kendisine muhatap kabul etmiştir. İslam alimleri; "Akıl da, kitap ve Sünnet gibi şer’i bir delildir, onlar gibi ilahi bir huccettir. İlahi huccetler arasında ise, tearuz (çelişki) olmaz.” demişlerdir. 

Bu sebeple akl-ı selimin tecviz ettiğini, Kur’an ve Sünnet yasaklamaz. Aynı şekilde Kur’an ve Sünnetin tecviz ettiğini, akıl yadırgamaz. Ancak bazen akıl ile naklin tearuz ettiği, zan olunabilir. Hakikatte bu ikisi arasında tearuz bulunması mümkün değildir. Bu ikisi arasında tearuz görülürse, kaynağı kesin olarak Allah ve Rasulüne dayanan nakle uyulur. Çünkü aklın vereceği hükümlerde yanılmalar her zaman söz konusudur.

Nakli delil, başkasının sözünü nakletmeye dayanan delildir. Nakli delil tabiri, dini olanını ve olmayanını da içerisine alır. Fakat fıkıh usulü ilminde, nakli delil denince, kaynağı Allah ve Rasul’ünden olan haberler, başka bir ifade ile Kur’an ve Sünnet kastedilir.

2-Nas olan ve olmayan deliller:

Kur’an ve Sünnetin lafızları vardır. Bu bakımdan bunlar nas olan delillerdir.  Kıyas, İstihsan gibi delillerin ise lafızları yoktur. Bu bakımdan onlar da nas olmayan delillerdir.

3-Vahye dayanan ve dayanmayan deliller:

Şerî delillerin bir kısmı vahye dayanır. Bunlardan vahy-i metluv olanına Kur’an, vahy-i gayr-ı metluv olanına Sünnet denir. Bu iki delile “edille-i semiyye” adı verilir.

Şerî delillerin diğer bir kısmı ise vahye dayanmaz. Bunlar icma, kıyas ve fer’i delillerdir.
 İstihsan, İstishab, mesalih-i mürsele, sedd-i zerayi, örf ve adet, sahabe kavli gibi delillere fer’i delil denir.
4-Asli ve Fer’i deliller:

Şer’i deliller, bir yönden de, asli ve fer’i deliller olmak üzere ikiye ayrılır. Asli deliller: Kur’an, Sünnet, İcma ve Kıyastır. 

Fer’i deliller ise: İstihsan, İstishap, mesalih-i mürsele, seddi zerayi, örf ve adet, sahabe kavli, önceki şeriatlerdir.

Bu dört asli delil ve  onlardan çıkarılmış fer’i deliller, fakihler tarafından huccet olarak kullanılıp hüküm çıkarılabilir. İçtihat seviyesine ulaşmayan kimselerin, şer’i delillerden hüküm çıkarmaları mümkün değildir. Mukallit kimseler için tabi oldukları müçtehidin reyi, yegane delildir.

Delillerin tertip sırası

Müçtehit, bir meselenin şer’i hükmünü öğrenmek istediğinde, önce Kur’ana onda aradığı hükmü bulamazsa Sünnete başvurur. Bu iki kaynakta hükmü bulamazsa, İcma deliline müracaat eder. Şayet onda da bulamazsa, o meselenin hükmü kıyas ve diğer fer’i deliller ile içtihat ederek bulur. Şu halde hüküm çıkarma hususunda delillerin tertip ve sırası şöyledir:

1-Kitap 2-Sünnet 3-İcma 4-Kıyas ve diğer fer’i delillerdir. 


Yazarın Diğer Yazıları