İslam’da Kime Şehit Denir?

Allah yolunda canını feda eden bir Müslüman’a şehit denir. Ona bu adın verilmesinin sebebi, Cennetlik olduğuna şahitlik edilmiş olması yahut şehidin Allah katında yaşıyor olması veya ölüm sırasında meleklerin şahit ve hazır olmasıdır.

 

Şehitlik büyük bir derecedir. Hanefîlere göre şunlar şehit sayılır: Savaşırken düşman tarafından öldürülenler. Âsîler ve yol kesen eşkıyalar tarafından öldürülenler. Gece veya gündüz hırsızların baskın yaparak evinde öldürdükleri kimseler. Bir de haksız yere öldürülen kimseler.

 

Bir kimsenin şehit sayılması için ayrıca; Müslüman, akıllı, bülüğ çağına varmış olması, vurulduktan hemen sonra ölmüş olması da gerekir. Bu şehitler, tam şehit olup hem dünya hem de âhiret bakımından şehittirler. Bunlar yıkanmaz, kefenlenmez ve elbiseleri ile gömülürler. Cenaze namazları kılınır.

 

Şehidin kullara âit maddî borçları dışında, bütün günahları affedilmiştir. Onlara Cennette büyük makamlar ve dereceler hazırlandığı, âyet ve hadislerle sâbittir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

 

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayınız, aksine onlar Rableri katında diridirler. Allah’ın lutfü ve keremiyle rızıklanırlar..”(Âli ımran:169).

 

Hz. Peygamber de şöyle buyuruyor: ”Cennete giren hiçbir kimse, dünya üzerindeki her şey kendisine verilse bile dünyaya dönmek istemez. Ancak şehit müstesnadır. O, göreceği ikramdan ötürü tekrar dünyaya döndürülüp on defa daha öldürülmeyi temennî eder.”(Buharî).

 

”Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin erdim ki, Allah yolunda savaşmak ve öldürülmek, sonra savaşmak yine öldürülmek, sonra yine savaşmak ve öldürülmek isterdim.”(Buhârı).

 

Şehitlerin hükümleri:

Şehitlerin yıkanması, kefenlenmesi, namazının kılınması ve defin bakımından diğer cenazelerden farkı vardır. Şehit, elbiseleriyle kefenlenir. Kanı yıkanmaz. Üzerinde kürk, palto, parke, silah, mest ve benzeri fazlalıkları çıkarılıp öyle gömülür. Çünkü Hz. Peygamber, ”onları kanları ile gömün” buyurmuştur. (Ahmed b.Hanbel).

 

Cünüp, hayız ve nifas durumundaki kimselere gelince, bunlar savaş sırasında şehit olursa Ebu Hanife’ye göre, çocuk ve akıl hastalarında olduğu gibi yıkanırlar. Ebu Yusüf ve Muhammed’e göre şehit; cünüp, hayızlı ve nifaslı  da olsa yıkanmaz.

 

Diğer yandan suda boğulan, ateşte yanan, çığ, toprak kayması veya bina altında kalan, veba, tâun gibi bir salgın hastalıktan, yahut akrep sokmasından ölen veya doğumdan ölen Müslüman’lar da bir nevi şehittir. Bunlar yıkanır, kefenlenir ve cenaze namazları kılınır.

 

Sonuç olarak şehitlik, büyük bir nimettir. Bir Müslüman’ın, İslam’ı yaşayıp sonunda şehit olarak vefat etmesi, kendisi için en büyük hayır ve mutluluk, âhiret için en büyük yatırımdır. Ancak şehitlik pek az kimseye nasip olduğu veya buna pek az fırsat çıktığı için, mü’minin gönlünde böyle bir şuur ve arzunun olması da yeterli görülmüştür. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur: ”Şehit olmayı Yüce Allah’tan samîmî olarak dileyen kimseyi, rahat yatağında vefat etse bile Allah onu, şehitlerin derecesine eriştirir.”(Müslim). 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları