Türkiye’nin Afrin Operasyonu

Türkiye’nin 20 Ocak 2018 tarihinde Zeytin Dalı Harekâtı adıyla başlatmış olduğu Afrin Operasyonu, Türkiye’nin güvenliği için adeta bir hayat-memat mesabesinde çok önemli olan bir harekâttır. Türkiye söz konusu bu harekâtla güney sınırının hemen yanıbaşında, Fırat’ın doğusuyla batısını birleştirerek Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturmak suretiyle,  kendisiyle İslâm dünyası arasındaki her türlü bağlantıyı koparmayı amaçlayan ABD destekli PYD/YPG terör koridoru atağını etkisiz hale getirmiş olacaktır.

Türkiye söz konusu terör örgütlerine karşı aynı amaçla daha önceki tarihlerde de Fırat Kalkanı Operasyonunu yapmıştı. Türkiye adıgeçen operasyonla Cerablus, Çobanbey ve El Bab’ı DEAŞ ve PYD/YPG terör örgütlerinin baskısından kurtararak; söz konusu örgülerin Kobani ile Afrin kantonlarını birleştirmek suretiyle, Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulması atağına engel olmuştu.

Bilindiği gibi Türkiye ile Suriye arasındaki sınırımız, TBMM hükümeti ile Fransa arasında 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile belirlenmişti. Söz konusu bu antlaşmayla Misak-ı Milli’den ilk defa taviz verilmek suretiyle, Hatay ve İskenderun bölgesi Suriye toprağı olarak kabul edilmiştir. Fakat Türkiye, söz konusu Ankara Antlaşmasına rağmen Hatay ve İskenderun’la ilgili girişimlerini hiçbir zaman sona erdirmemiştir. Bu cümleden olmak üzere ifade edecek olursak; Türkiye’nin 1930’lu yıllardan sonra Hatay’la ilgili başlatmış olduğu çok başarılı diplomatik girişimlerden sonra Hatay nihayet 1939 yılında anavatana dâhil edilmiştir.

Dost-düşman Türkiye ilgili şu gerçeklik sanırız ki hemen herkesin kabulüdür: Türkiye, tarihinde hiçbir zaman emperyalist ve yayılmacı bir politika takip etmemiştir. Türkiye’nin dış politikasının temel hareket noktasını “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesi oluşturmaktadır. Bu anlamda Türkiye’nin başta komşuları olmak üzere, siyasi anlamda hiçbir devletin toprağında gözü yoktur.

Kabul edilmelidir ki, Türkiye’nin gerek Suriye ve gerekse başka coğrafyalardaki sorunlara bakışı her zaman insani boyutlu olmuştur. Bu yönüyle Türkiye’nin bu duruşu ABD, Rusya ve diğer bölgesel ve küresel güç merkezlerine göre, niteliği itibarıyla çok büyük farklılık arzetmektedir. Zira devlet olarak millet olarak bizler, gerek tarihimizde ve gerekse günümüzde, devlet ve millet hayatımızın hiçbir döneminde hiçbir zaman emperyalist olmamışızdır. Bu iddiamızın en büyük şahidi, şanlı tarihimiz ve Türkiye’mizin şu anda ulaşabildiği her yere, din ve kültür farkı gözetmeden gücünün fevkinde şefkat elini uzatıyor olmasıdır.   

2010 tarihinde bazı Ortadoğu ve Kuzey Afrika İslâm devletlerinde başlayan “Arap Baharı” süreci çerçevesinde başlamış olan toplumsal hareketlilik, 2011 tarihinden itibaren Suriye’de de başlayacaktır. Suriye’deki mevcut Beşşar Esed yönetiminin halkın demokratik taleplerine karşı çıkması, taraflar arasında çatışmaların çıkmasına ve nihayetinde maalesef ülkenin iç savaşa sürüklenmesine sebep olacaktır. Bunun sonucunda taraflar arasında çıkan çatışmalarda yüzbinlerce sivil vatandaş hayatını kaybederken, milyonlarcası da Türkiye ve Ürdün gibi komşu ülkelere göç etmek zorunda kalacaktır. Yaşanan Suriye iç savaşında bilahare devreye bölgesel ve küresel güç merkezlerinin dâhil olmuş olması, yaşanan süreci maalesef daha da içinden çıkılamaz hale getirmiştir.        

Türkiye’nin daha önce başlatmış olduğu Fırat Kalkanı Operasyonu ve şu anda devam etmekte olan Zeytin Dalı Operasyonu tamamen insanî ve güvenlik kaygısıyla yapılan bir operasyondur. Türkiye söz konusu operasyonlarla bir taraftan Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen ABD destekli terör koridoruna engel olmak isterken, bir taraftan da DEAŞ ve PYD/ YPG terör örgütleri tarafından zoraki yurtlarından atılan Suriye vatandaşlarının tekrardan kendi yurtlarına dönmelerini sağlamayı amaçlamaktadır.

Netice itibarıyla ümit etmek isteriz ki, Türkiye’mizin tamamen insani ve güvenlik kaygısıyla başlatmış olduğu Zeytin Dalı Operasyonu kahraman Mehmetçiklerimizin başarısıyla sonuçlanır. Akabinde ise, bir kısmı şu anda ülkemizde misafir olan o bölgenin sakinleri olan kardeşlerimiz evlerine/barklarına geri dönmüş olurlar. Zira Afrin’in de içerisinde yer aldığı Suriye toprakları Suriyelilerindir.

Selam ve dua ile…  

 

Yazarın Diğer Yazıları