..::Cemal NAR::..
Örf Ve Maslahata Dayanan Hükümlerin Değişmesi

Kur’an-ı Kerim, bazı konularda hüküm verilirken örfün nazarı itibara alınmasını emretmiştir. Bu konuda şu iki misali verebiliriz.

 

1-"Annelerin ma'ruf vechile (örf ve adete göre) yiyeceği, giyeceği, çocuk kendisinin olana (babaya) aittir. (Bakara :233) ayetinde, eşin nafakasının takdirinde örfe müracaat edileceği ifade dilmiştir. Bu ayete göre hakimler, zevcenin nafakasını takdir ederken, bulundukları bölgenin örf ve adetini göz önünde bulunduracaklardır.

 

2-"... Ve içinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit yapın."(Talak:2), ayetinde, şahitlik yapacak bir şahısta adalet vasfının bulunması şart koşulmuştur. Bir insanın bazı davranış ve hareketleri, bir bölgede yadırganırken o hareket ve davranışlar diğer  bir bölgede normal karşılanabilir. Dolayısı ile bir şahısta bulunması gereken adalet vasfı zaman ve mekana göre değişebilir. Bu bakımdan bir şahısta adalet vasfının bulunup bulunmadığına örf ve adet ile karar verilebilir. İşte hakimler, örf ve adeti nazarı itibara alarak, şahitlerde bulunması gereken  adalet vasfını tespit ederler.

 

Bu hususta Şatıbi şöyle diyor:"..Mesela erkeklerin başı açık olması, bölgelere göre değişmektedir. Bu hareket, doğuda mürüvvet sahipleri için çirkin bir davranış sayılırken, batıdaki İslam ülkelerinde çirkin sayılmaz. Bu farklı anlayış şer'i hükümlere de yansır. Buna göre, doğuda erkeğin başı açık gezmesi adalet vasfını zedelediği halde, batıda zarar vermez.”

 

Örf ve adete dayanan hükümler, örf ve adetlerin değişmesiyle değişebilir. Mecelle'nin "Ezmanın tegayyürü ile ahkamın tegayyürü inkar olunamaz” kaidesi, bu esası ifade etmektedir. Bu esasa göre verilmiş farklı hükümler vardır. Mesela Ebu Hanife’ye göre, zahirdeki adalet ile iktifa edilir. Kısas ve had cezaları ile ilgili davalarda şahitlik yapacakların gizlice tetkik ve tezkiyesi şart değildir. Çünkü onun devrinde gizli tezkiyeye ihtiyaç yoktu. Fakat Ebu Yusuf ve İmam Muhammed devrinde insanların durumlarında  bir değişiklik oldu ve yalancı şahitler çoğaldı. Bu sebeple gizli araştırmaya ihtiyaç hasıl oldu.

 

Hanefi imamların verdiği fetvaya göre, evin dış görünüşü ve bazı odalarının görülmesi ile görme muhayyerliği düşer. Çünkü ilk zamanlarda odalar aynı tarzda yapılırdı. Faka daha sonraları evin odalarının yapımında adet değişince sonraki Hanefi fakihleri, evin odaları görülmedikçe görme muhayyerliği hakkının düşmediğine fetva vermişlerdir.

 

Yine Hanefi imamları, önceleri Kur’an öğretenlere ücret verilmesini caiz görmezlerdi. Çünkü bu devirde Kur’an öğretenlere, devlet hazinesinden hediye verilirdi. Ancak sonraki devirlerde devlet hazinesinden hediye verme işine son verildi. Bu adetin değişmesi üzerine fetva da değişti. Dolayısı ile Kur’an öğreticilerine de ücret verilmesi caiz görüldü.

 

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi zamanın değişmesi ile hükümlerin de değişmesi ilkesi, örf ve maslahatla ilgilidir. Kur’an ve Sünnet'in getirdiği kesin hükümler asla değişmez. O hükümler kıyamete kadar bakidir.

 

Örfe dayalı hükümlerin zamanla değişmesi, şeriatı neshetmek yani onun hükmünü kaldırmak anlamına gelmez. Çünkü hüküm mevcuttur. Fakat tatbiki için gerekli şartlar bulunmadığından başka bir hüküm tatbik olunmaktadır. Bu hüküm de yine örfe dayanmaktadır. Bu da akla uygundur. Çünkü insanların ihtiyaçları zamana, mekana göre değişmekte yeni yeni şeyler keşfedilmektedir.

           

 

 

            

Yazarın Diğer Yazıları