..::Cemal NAR::..
Türkleri Maddeten Ezmek ve Yıkmak İmkânsızdır

Türkleri Maddeten Ezmek ve Yıkmak İmkânsızdır


Yazımıza başlık olarak verdiğimiz “Türkleri Maddeten Ezmek ve Yıkmak İmkânsızdır” sözü, Fener Rum Patriği V. Gregorius’un Rus Çarı Alexander’a gizli olarak yazmış olduğu mektuptan alınan bir cümledir. Fener Rum Patriği, Rus Çarına yazmış olduğu söz konusu gizli mektubunda, Türklerin nasıl yenilebileceğinin ipuçlarını vermektedir. 

Bilindiği gibi, Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethinden sonra yayımlanmış olan bir fermanla gayrimüslim toplumların yaşayışına dair düzenlemeler yapılmıştır. Söz konusu fermanla, ülkede yaşayan diğer dini ve etnik guruplarla beraber Rumlara da çok geniş haklar verilerek, Fener Rum Patrikhanesinin yasal statüsü de sürekli hale getirilmiştir.

Fakat ne var ki,  Osmanlı Devleti’nin diğer azınlıklar ve Rumlara yönelik bunca iyi niyetine rağmen Rumlar, özellikle de İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi, her fırsatta devlete yönelik ihanetlerine devam etmiştir. Bu cümleden olmak üzere ifade edecek olursak, 1821 yılında Mora yarımadasında çıkarılan Rum ayaklanmasının arkasında Fener Rum Patrikhanesi vardır.

Bu anlamda, Fener Rum Patriği V. Gregorius’un Rus Çarı Alexander’a gizli olarak yazmış olduğu mektup; patrikhanenin ve patriğin Osmanlı Devletine karşı yapmış olduğu ihanetin en büyük göstergesidir. Adı geçen patrik, baştan sona ihanet kokan söz konusu mektubunda, Türklerin/Osmanlı Devleti’nin nasıl yenilebileceği konusunda Rus Çarı Alexander’a çok manidar tavsiyelerde bulunmaktadır:

“Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak imkânsızdır. Onlar, dinsel inançları gereği hem çok sabırlı hem de dirençli (mukavemetli) insanlardır. Gayet mağrur ve inançlıdırlar da. Bu özellikleri; dinlerine bağlılıkları ve kadere boyun eğmelerinin yanısıra, komutan ve büyüklerini sevip saymalarından ve onların buyruklarını sorgusuz sualsiz yerine getirmelerinden kaynaklanmaktadır.

Zekidirler ve kendilerini olumlu yolda yönetecek reislere sahip oldukları sürece de çalışkandırlar. Gayet kanaatkardırlar. Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat (yiğitlik) duyguları  da, geleneklerine olan bağlılıklarından, ahlaklarının güzelliğinden ileri gelmektedir.

Türklerin önce itaat duygusunu kırmak ve manevi bağlarını kopartmak, dinsel inançlarını yok etmek gerekir. Bunun en kısa yolu milli geleneklerine, maneviyatlarına uymayan harici fikirlere, hareketlere ve davranışlara alıştırmaktır.

Maneviyatları sarsıldığı gün, Türklerin kendilerinden sayısal olarak çok daha kudretli, kalabalık ve görünüşte egemen güçler önünde zafere götüren gerçek kudretleri sarsılacak ve onları maddi araçların üstünlüğüyle yıkmak mümkün olabilecektir. Bu nedenle Osmanlı Devletini tarih sahnesinden silmek için savaş meydanlarında başarı yeterli değildir. Hatta salt bu yolda yürümek Türklerin haysiyet ve gururunu tahrik edeceğinden, durumu anlamalarına neden olacaktır.

Yapılacak olan, Türklere bir şey hissettirmeden, bünyelerindeki tahribatı tamamlamaktır.”

Yukarıdaki paragrafta Fener Rum Patriği V. Gregorius’un Rus Çarı Alexander’a gizli olarak yazmış olduğu mektubun tam metnini verdik. Patrik söz konusu mektubunda, Osmanlı Devleti’ni mağlup etmenin şifrelerini vermektedir âdetâ. Millet olarak bizlerin manevî dayanaklarımızı çok iyi bilen birinin yapmış olduğu tespitler ve gelmiş olduğumuz nokta ne kadar da hazindir.

Patriğin de ifade ettiği gibi, Avrupa devletleri Osmanlıyı savaş meydanlarında yenebilmek için; siyasî, sosyal ve kültürel anlamda yaptıkları çok sinsi planlarla milletimizi değer yargılarından uzaklaştırmak istemişler, bu konuda da maalesef yer yer başarılı olmuşlardır.  Bunun sonucunda bizler yavaş yavaş savaş meydanlarında mağlup olmaya başlamışızdır. Ve neticede her türlü mağduriyet ve mazlumiyetlerin yaşandığı paramparça edilmiş bir coğrafya… 

 Unutmamamız gerekir ki; Türkiye’miz de dâhil olmak üzere, gönül coğrafyamızın her yönden yeniden ayağa kalkabilmesi, hepimizin pazarlıksız bir şekilde yeniden manevî değer yargılarımıza dönebilmemize bağlıdır. Zira söz konusu manevi değer yargılarımızda, millet/ümmet olarak bizleri biz yapan ve yeniden ayağa kalkabilmemizi sağlayacak bütün güzelliklerin şifreleri mevcuttur. Yeter ki o şifreleri çözebilecek irademizi ortaya koyabilmiş olabilelim.

O halde, gün bu gündür ve fırsat bu fırsattır.

 

 

     

 

Yazarın Diğer Yazıları