Alim Ve Kitap

Çok kitabı olmak, ille de çok okumak veya alim olmak manasına gelmeyebilir. Evet, böyle de olmayabilir.

 

Zira kitabın eve ve sahibine saygınlık kazandırdığını düşünen nice akıllı kimseler de vardır ki, evlerine çok güzel kütüphaneler yaptırarak içini cicili bicili, eni boyu ölçülü, görüntü kalitesi muazzam kitaplarla doldururlar.

 

Hatta bazı kitapçı dostlardan duymuştum. Adam geliyor ve “bana onbeş santimlik takım kitaplar ver” diyormuş. Hayretini gidermek için de, “kitaplığımın kenarında o kadar boşluk kaldı” diye açıklama getiriyormuş. İçinde ne yazarsa yazsın, önemli değil. Yeter ki eni boyu ve rengi tutsun…

 

Bazı kitaplarda bunun yeni bir durum olmadığını görünce kendi kendime güldüm. İnsan tabiatı pek değişmiyor yani. Hatta yerler ve gökler de değişmiyor. Değişen eşyadır, o kadar. Şimdi isterseniz şöyle bir geçmiş yüzyıllara gidelim ve o devirlerde sık sık tekrarlanan kitap müzayedelerinden enteresan bir tablo sunalım: Bir İslâm tarihçisi, başından geçen ilgi çekici bir olayı şöyle anlatıyor:

 

"Kurtuba'da bulunduğum sırada, ihtiyacım olan bir kitabı araştırmak için sık sık kitapçılar çarşısına gidiyordum. Nihayet bir gün kitabı buldum. Pey sürmeye başladım. Fakat her defasında bir şahıs beni geçti. Ona dedim ki:

 

- Allah, öğrenci efendinin ömrünü uzun etsin. Eğer bu kitap kendileri için herhangi bir bakımdan çok lüzumluysa ben vazgeçerim. Çünkü fiyat çok yükseldi. Rakibim:

 

- Ben öğrenci değilim; kitabın muhtevasını da bilmiyorum. Halk arasında biraz itibarımı arttırmak için bir kütüphane tesis ettim. Kütüphanemde tam bu kitabın dolduracağı boş bir yer var; ayrıca yazısı ve cildi de çok güzel olduğundan kitap hoşuma gitti. Bu sebeple ödeyeceğim paranın miktarına önem vermiyorum. Çok şükür kudretim müsaittir, şeklinde cevap verdi. Ben de ona:

 

- Bu kitabı almak için, senin gibi bir insanın gerekli paraya sahip bulunması, cevizi olup da onu yiyebilmek için dişleri bulunmayan bir kimseye benzer, dedim."

 

 

Yazarın Diğer Yazıları