..::Cemal NAR::..
Şeyh İle Sahtekârı Fark Etmek

Tasavvufun diğer İslâmî ilimlerden farklı taraflarını anlamak ve onu iyi kavramak için bazı özelliklerine işaret edip açıklaması yapılmıştır. Bu özelliklerin başlıklarını belirtmeyi faydalı gördük.

Tasavvuf, tatmak ve yaşamakla, manevî tecrübe ile anlaşılan bir hâl ilmidir, kâl (söz) ve kitap ilmi değildir. Bu yüzden “tatmayan bilmez” denmiştir. Sadece ilgili kitaplar okunarak şeyh olunamaz. Bir mürşit nezaretinde okunması ve uygulanılması gerekir.

Tasavvufun hâl ve zevk ilmi olması, onun tarifini bereketlendirmiştir. Zira yukarıda da söz konusu edildiği gibi her bir mutasavvıf, hâli, makamı, ruhî tecrübe ve sezgileri nispetinde farklı makam ve derecelerden bakarak tarifler yapmışlardır.

Tasavvuf bilgisinin konusu “marifetullah”tır. Bu bilginin temeli marifet (Allah’ı tanımak), rüknü aşk ve muhabbet, zirvesi vuslattır.

Tasavvuf, tatbikî, tecrübî bir ilim olduğundan, mürşit ya da şeyh denilen üstatlar nezdinde ve onların terbiyesi altında öğrenilir.

Mürşit, şeyh denilen üstadın Hz. Peygamber (s.a.v)’e ulaşan kesintisiz bir “silsile”ye sahip bulunması gerekir. Tasavvuf büyükleri tasavvufî eğitim için böyle bir silsileyi zaruri görmüşlerdir.

Ne yazık ki bu mübarek yolun faydası kadar, istismarcısı da çoktur. Öyle olunca, irşat silsilesi olmadan mürşit geçinen sahtekarları da çoktur. Bir sarık, bir sakal, bir cübbe çoğu zaman cahilleri kandırmaya yetiyor.

İçi kin ve nefret dolu, bütün yaptıkları şan ve şöhret için olan bu övünme budalalarını, azıcık dikkatle bakan irfan ehli hemen tanır. Öyleyse marifet o irfanı kazanmaktadır.


Yazarın Diğer Yazıları