Rıza


Tasavvufî makamların en yücesi olan rıza, kulun ilahî hükümlere itirazsız boyun eğmesidir. Ama asıl önemli olan, Allah’ın kuldan razı olmasıdır.
 
Bunun alameti, kulların amelleridir. Eğer kul iyi amellerle meşgul ise Allah razı, kötü ameller ile meşgul ise Allah gazap etmektedir. Bazı büyükler, Allah’ın rızası veya gazabı kulun amelinden gelmez. Aksine Allah razı olur da kula iyi amel işletir veya gazap eder de, onu kötülüklerle meşgul eder demişlerdir. Yani rızanın başı da sonu da Allah’tır.
Tasavvufta rıza konusu ince ve derindir. Kul, nimet kadar, gelen belalardan da razı olmalıdır. Nitekim şairin şu kıt’ası, bu mânâyı ifade eder

Hoştur bana senden gelen 
Ya gonca gül, yahut diken;
Ya hil’at-u yahut kefen,
Lütfun da hoş, kahrın da hoş.

Bunun altında yatan, kuşkusuz ki, sevgiden başka bir şey değildir. Seven, sevgiliyi razı etmek için her sıkıntıya katlandığı gibi, ondan gelenlere de sızlanıp şikayet etmez. Çünkü sevgiliyi gücendirmek istemez.
Kur’an şu iki örneğimizle rızayı anlatır:

“Ey itmi’nane ermiş nefis, dön Rabbine; sen ondan razı, o senden razı olarak!...”1  
       
“Allah onlardan, onlar Allah’tan razı olmuşlardır.”2 
       
Rıza ile sabır ve tevekkülün yakîn ilişkileri vardır. Bununla beraber Kur’an’dan şu ayetlere de bakılabilir: Maide 119, Tevbe 100, Taha 109, Feth 18, Mücadele 22, Zümer 7, Meryem 6, 55, Feth 29.

Bu maddelerin sayısını çoğaltmak ve sûfîlerin onlara getirdiği tanım ve yorumları Kur’an ayetleri ile karşılaştırmak mümkündür. Ancak buraya kadar aldıklarımızı, “Tasavvufun Konusu” başlığı altında zikrettiğimiz terimlerin bir zübdesi kabul ederek, bu açıklamalarla yetinmek istiyoruz. Çünkü, parça bütüne delalet eder.

Nihayet buraya kadar aldığımız bu terimler ve bunlarla ilgili sûfîlerin sözleri, hâl ve hareketleri, yazdığımız ve işaret ettiğimiz ayetlerle karşılaştırıldığında görülecektir ki, tasavvufun ve tasavvufî hayatın birinci kaynağı Kur’an’dır. 

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, İslâmî ilimler arasında, Kur’an’dan en çok destek alan tasavvuftur. İşaret ettiğimiz ve edemediklerimizle beraber, yüzlerce ayet tasavvuf ilmine, onun tanımına, konusuna, amacına, önemine, faziletine, faydasına, hatta hükmüne kaynaklık etmektedir. Dahası, diğer ilim ve düşünce şubelerine aitmiş gibi görülen pek çok ayetler içinde bile tasavvufa işaretler vardır.

Yazarın Diğer Yazıları