..::Cemal NAR::..
Kadının Elbisesi ince, şeffaf ve dar olmamalıdır

Kadının örtüsünün sık dokunmuş ve altını göstermeyen kalınlıkta olması gerekir. Cildin rengini gösterecek derecede ince olan elbiseyle, kadın örtünmüş sayılmaz.

 

Elbise kalın olmakla beraber göğüs, kalça, bel gibi tahrik edici organları tamamen ortaya çıkaracak derecede dar olursa, bu da gerçek bir örtünme değildir.

 

Elbisenin geniş ve altını göstermeyen nitelikte olması gerektiğini bildiren birçok hadis vardır. Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma’nın, ince bir elbiseyle Rasulüllahın huzuruna çıktığında, Peygamber Efendimizin ondan yüz çevirdiğini ve ergenlik çağına gelen bir kadının el ve yüzü   hariç bütün vücudunun yabancı erkeklere gösterilmesinin caiz olmadığını bildiren hadisi biliyoruz.

 

Hz. Peygamber Dihye adlı sahabeye, Mısır’da dokunmuş keten bir kumaş vermiş, yarısından kendine bir gömlek diktirmesini, diğer yarısından da eşinin elbise yapmasını bildirmişti. Ancak daha sonra şöyle buyurdur :  “Eşine git söyle, altına bir gömlek giysin, çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım.”  

Allah Rasulü, benzer bir uyarıyı Üsame b. Zeyd’in eşi için de yapmıştır.

 Şevkânî, bu hadisin açıklamasında şöyle demiştir:  

“Bu hadise göre, kadınların bedenlerini, vücut hatları belli olmayacak şekilde bir elbise ile örtmesi gerekir. Setri avret için bu şarttır. Üsâme’nin eşine “kıptiyye” denilen giysinin altına bir gömlek giymesini emretmesi, bu elbisenin şeffaf olması ve vücut hatlarını belli etmesi sebebi iledir.

 

Şu hadis-i şerif de giyinmiş fakat çıplak kadınların, dünya ve âhiretteki durumlarını, sıkıcı hallerini belirtmektedir:  “Ümmetimin son zamanlarında giyinik fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi olacaktır. Bunları lânetleyin. Çünkü bunlar lânetlenmiştir. ” Bir başka rivayette, bu kadınlar için:  “Onlar cennete giremez ve cennetin kokusunu dahi duyamazlar. ”(Müslim)” buyrulmuştur.

 

“Giyinmiş çıplaktan” maksat kadının vücudunun bazı yerlerini örtüp bazı yerlerini açması yani yarı çıplak vaziyette sokağa çıkması veya giydiği elbisenin ince, şeffaf ve dar olmasıdır.

 

Temim oğulları kabilesinden bazı kadınlar Hz. Âişe’yi ziyarete gelmişlerdi. Üstlerinde ince elbiseler vardı. Hz. Âişe onlara şöyle dedi:  “Eğer siz mümin iseniz, bunlar inanmış hanımların giysisi değildir. Eğer mümin değilseniz o zaman durum değişir.  

 

Yine  Hz. Âişe’nin huzuruna, ince başörtülü bir gelin getirilmişti. O şöyle dedi:“ Nur sûresine inanan bir kadın, bunu örtünmez. ” 

 

Hz. Ömer’in evden dışarı çıkacak kadınların giyinmeleriyle ilgili olarak şöyle söylediği rivayet edilir: Müslüman bir kadının, ihtiyacı olduğu zaman, vücudunu  örten normal bir elbise giydiğinde, evden dışarı çıkmasına mânî olunamaz. Ancak bu, öyle bir örtü olmalıdır ki, eve dönünceye kadar onu, bu elbise içinde kimse tanımasın. (Kurtubî).

 

Netice olarak, hanımların ve yetişkin kız çocuklarının namazda ve yabancı erkeklerin yanında başörtüleriyle beraber altını göstermeyen genişçe bir elbise giymeleri gerekir. Eğer elbise ince veya dar olursa, üstüne manto, izar gibi genişçe bir elbise giyilmelidir.

 

Elbisenin şeklini ve modelini örf  belirler. Bu yüzden elbisenin şekli ve modeli toplumdan topluma değişmektedir. Nitekim aynı dine inandıkları halde, Türklerle Arapların kıyafeti aynı değildir. İslam’da kıyafetin şekli belirlenmemiş, sadece kıyafetin ölçüsü belirtilmiştir. Önemli olan kıyafetimizin İslam’ın kıyafet ölçüsüne uymasıdır.

        

 

 

Yazarın Diğer Yazıları