Vatanımızı Bölemeyeceksiniz

Yazımıza başlık olarak kullandığımız “Vatanımızı Bölemeyeceksiniz” ifadesi Cumhurbaşkanımız, yeni ifadeyle Başkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’a ait bir sözdür. Söz konusu bu ifadeyle Başkanımız, Türkiye düşmanlarının öteden beri ülkemizi bölme niyetine sahip olduklarını, fakat devlet-millet dayanışmasıyla, Türkiye düşmanlarının hiçbir zaman bu amaçlarına ulaşamayacakları uyarısında bulunmaktadır.

Ortalama olarak bundan 15-20 yıl öncesine kadar bu tür açıklama ve beyanatlar toplum tarafından önemli ölçüde yadırganarak komplo teorisi olarak kabul edilirdi. Fakat son yıllarda gelinen nokta ve yaşanan bazı olumsuzluklar, artık bu tür kavramların komplo teorisinin ötesinde bir gerçekliğe sahip olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Gelinen nokta itibarıyla artk Türk kamuoyunun büyük bir ekseriyeti, ABD ve bazı Avrupa devletlerinin Türkiye dostu olmadığını, Türkiye’yi bölmek için açıkça Türkiye karşıtı bir politika takip ettiğini kabul etmektedir.  

Muhakkaktır ki, siyasi ve idari anlamda sorumluluk sahibi olan üst düzey yöneticiler,   sorumlulukları icabı, öyle olur-olmaz yere rast gele beyanatlarda bulunmazlar, lüzumu halinde konuşurlar. Bundan dolayı, söz konusu kişilerin yapmış olduğu her türlü beyanat ve açıklamanın ciddiye alınması kaçınılmaz bir zarurettir. Bu anlamda ülkemizin üst düzey yöneticileri, vatanımızın bölünme tehlikesine karşı vatandaşlarımıza sık sık birlik ve beraberlik çağrısında bulunuyorlarsa, bu çağrının mutlaka önemli bir sebebi olmalıdır. Hele hele bu uyarıları yapan kişi ülkenin devlet başkanı ise, ülkemiz vatandaşları olarak bizlerin bu uyarıları on defa daha dikkate almamız gerekir.  

Bilindiği gibi üzerinde yaşadığımız ülkemiz olan Türkiye’miz, gerek jeopolitik ve gerekse jeostratejik konumu itibarıyla dünyanın en stratejik bölgesinde yer almaktadır. Bundan dolayı ülkemiz, tarihimizin hemen her döneminde, bu coğrafyada siyasi ve ekonomik emeli olan bütün düşman mihrakların açık hedefi haline gelmiştir. Ortalama olarak, 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu coğrafyasında kurulmuş olan bütün Türk devletlerinin tarihi, ülkemizi bölmeye çalışan harici ve dâhili mihraklarla yapılan mücadelelerle alâkalıdır. Bu anlamda Türkiye düşmanlarının Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Devletine yönelik bölme ve parçalama çalışmalarının söz konusu devletlerin kuruluşundan itibaren başladığını söylemek herhalde abartı olmaz. Çünkü Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu coğrafyası gerek fetihler ve gerekse nüfus itibarıyla artık yavaş yavaş bir Türk yurdu haline gelmeye başlamıştır. Hâlbuki Malazgirt Zaferinden önce Anadolu coğrafyasının büyük bir ekseriyeti Bizans’a aitti. Dolayısıyla Bizanslılar Türklerin eline geçmiş durumda olan topraklarını yeniden kazanmak için Türklere karşı her türlü düşmanca hareketi desteklemişlerdir.

Gelinen nokta itibarıyla Türkiye belki de şu anda,  tarihinde hiç olmadığı kadar iç ve dış düşmanların açık hedefi haline gelmiş bulunmaktadır. Bunun en önemli ve en başta gelen sebebi, Türkiye’nin son yıllarda yakalamış olduğu ekonomik kalkınma performansı ve ülke yöneticilerinin izlemiş oldukları bağımsız milli politikalarıdır.

Millet olarak ülkemize yönelik bu tür tehlikeleri beri taraf etmenin en kestirme ve en etkili yolu, ayrılığa düşmeyerek kendi aramızdaki birlik ve beraberliğimizi devam ettirebilmemizdir. Zira hangi inanç ve hangi etnik kökene sahip olursak olalım, bizler arasındaki en büyük ortak paydamız aynı dini inanışları paylaşıyor olmamızdır. Bu coğrafyada yaşayan kesimler olarak böyle bir ortak paydaya sahip olmak, bizleri bir arada tutmak için yeter, hatta artar bile.  Başta Türkler olmak üzere eğer bizler, bu ülkede yaşayan farklı etnik ve dini/kültürel farklılıklara sahip olan kesimler olarak, kendi aramızdaki birlik ve beraberliğimizi devam ettirebilirsek, düşmanlarımız ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar bize asla diz çöktüremeyeceklerdir.

Netice itibarıyla başkanımızın da ifade ettiği gibi, ne kadar sinsi ve ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar vatanımızı bölemeyeceklerdir. Zira onların siyasi ve ekonomik güçleri varsa, bizim de tarihin derinliklerinden gelen kadim devlet geleneğimiz vardır.

Müntakim olan Allah(cc) her şeye kadirdir.           

  

       

Yazarın Diğer Yazıları