Hüzün Ve Sevinç

 Şu an itibarıyla Ramazanı şerifin son günlerine ulaşmış bulunuyoruz. Artık Ramazan bayramına çok az sayılı günler kalmış durumda. Bu günlerde hemen herkesin evinde tatlı bir bayram hazırlığı telaşı vardır. Zengin veya fakir, sosyal ve ekonomik konumu ne olursa olsun, her aile mutlaka kendi ekonomik ve sosyal koşullarına göre, bayram öncesinde birtakım hazırlıklar yaparak bayrama ulaşmayı amaçlar. Öteden beri, millet olarak bu bizlerde artık vazgeçilmez bir kültür haline gelmiştir.

İşte böyle bir günde, yani bayram arifesinde psikolojik anlamda, insan sevinç ve hüzün gibi iki duyguyu bir anda yaşıyor gibi sanki. Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan ayının bitmesine bir-kaç gün kaldığı için hüzünleniyoruz, sanki içimizde bir burukluk var. Belki de birçoğumuzda Ramazan ayını tam anlamıyla ifa edememiş olmanın ezikliği ve pişmanlığı vardır. Kim bilir belki de,  idrak ettiğimiz bu Ramazan birçoklarımızın son Ramazanı olacaktır. Camilerimiz Ramazan ayında olduğu gibi, kılınan teravih namazları ve okunan mukabelelerle artık dolup taşmayacak. İhtimal ki, geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da camilerimiz bayramdan sonraki günlerde cemaatsizlikten dolayı maalesef biraz daha tenhalaşacaktır.  

Aynı şekilde bir o kadar da seviniyoruz¸ birçoklarımızın Ramazanı şerifi Efendimiz(sav)’in tavsiye ettiği şekilde değerlendirememiş olmasına rağmen. Neticede bizler insanızdır, eksiklerimize rağmen Rabbimizin bizlere merhamet edeceğine dair ümitlerimiz ve inançlarımız tamdır. Hani Hadisi kutsi ifadesiyle Rabbimiz buyuruyor ya: “Ben kulumun zannı üzereyim.” İyi ya da kötü, eksiklerimize rağmen bir şekilde oruçlarımızı tutarak bayrama ulaşmak üzereyiz. Şunun şurasında bayrama kaç gün kadı ki?

Aynen Ramazan ayı gibi, Ramazan Bayramı da bizler için Rabbi Teâlâ’ya kulluk adına kaçırılmaması gereken manevî bir hasat fırsatıdır. Eğer bizler bunun farkında olursak, başta anne-baba ve yakın akrabalarımız olmak üzere, yapacağımız eş-dost ziyaretleriyle bayramlarımızı manevî kazanca dönüştürebiliriz. Dargınlarımızın ve küs olanlarımızın birbirleriyle barışarak halelleşmeleri, bayramlarımızda özellikle kaçırılmaması gereken çok önemli bir fırsattır.

 İstisnaları çok olsa da, genel anlamda bayramlarımız maalesef giderek olması gereken manevî mecrasından uzaklaşmaya başlamıştır. Birçoklarımız için artık bayramlarımız, tatil için kaçırılmaması gereken bir fırsat olarak görülmeye başlanmıştır. Bundan dolayı da, hadisenin manevî boyutu giderek ikinci plana itildiği için, bayramlarımızda eş-dost arasındaki karşılıklı ziyaretleşmeler ikinci- üçüncü plana atılmaya başlanmıştır. Hâlbuki bayramlarımız ‘Sıla-i Rahim’ için ne kadar önemli bir fırsattır. 

Netice itibarıyla unutmamamız gerekir ki, bayramlarımız da aynen Ramazan ayı gibi manevî anlamda değerlendirilmesi gereken çok önemli müstesna günlerimizdendir. Bu günlerimizde eğer sağlarsa, başta anne-babalarımız olmak üzere yakın akrabalarımız ziyaret edilmelidir. Akabinde ise eğer koşullarımız müsaitse, en yakınlarımızdan en uzak dostlarımıza kadar, ulaşabildiğimiz herkesle bayramlaşarak dostluklarımızı pekiştirmemiz elzemdir.   Ziyaret edemediklerimize ise, hiç olmazsa telefonla ulaşarak bayramlarını tebrik etmemiz gerekir.

Herkese hayırlı bayramlar. 

 

Yazarın Diğer Yazıları