Tevâzû Ve Mahviyet
Tevâzû; alçak gönüllü olmak, Hak karşısında hiçliğin idrâkine erebilmektir. İnsan kendisinde bulunan ilim, mevkî ve mal gibi her hangi bir nîmet sebebiyle, bunlardan mahrum olanlara karşı üstünlük iddiâ ederek maddî-mânevî haksızlık yapmamalıdır.

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Sana tâbî olan mü’minlere alçak gönüllü davran!” (Şuarâ, 215)

Rasûlullah (sav) da şöyle buyurdular:

“Allâh Teâlâ bana; “O kadar mütevâzı olun ki, kimse kimseye böbürlenmesin; kimse kimseye zulmetmesin!” diye emretti.” (Müslim, Cennet, 64)

Rasûlullah (sav), hiç kimsenin kendisini arkadaşlarından farklı görmesini sevmezdi. Bir sefer esnâsında, ashâbından koyun kesip pişirmelerini istemişti. Sahâbeden biri:

“-Yâ Rasûlallâh, onu ben keseyim.” dedi.

Başka biri:

“-Yâ Rasûlallâh, yüzmesi de benim vazîfem olsun.” dedi.

Bir başkası da:

“-Yâ Rasûlallâh, pişirmesi de bana âit olsun.” dedi.

Fahr-i Kâinât Efendimiz de:

“-O hâlde odun toplamak da bana âit olsun.” buyurdu.

Sahâbîler:

“-Yâ Rasûlallâh! Biz onu da yaparız, Siz’in yorulmanıza gerek yok.” dedilerse de Peygamber Efendimiz:

“-Sizin, benim işimi de yapabileceğinizi biliyorum. Fakat ben, size göre imtiyazlı bir durumda bulunmaktan hoşlanmam. Çünkü Allâh Teâlâ, kulunun, arkadaşları arasında imtiyazlı durumda olmasını sevmez.” buyurdu. (Kastallânî, el-Mevâhibü’l-Ledünniye, Mısır 1281, I, 385)

Ey kendilerini imtiyazlı konumda gören ve aleme emirler verirken yumuşak koltuk veya döşeklerde oturanlar, duydunuz mu?
Yazarın Diğer Yazıları