Hüsnüzan

Bir kul ne kadar günahlara dalmış olsa da mutlak bir yeise kapılmamalı. Asla Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinden ümidini kesmemeli. Zira mutlak yeis, ilâhî af ve mağfireti küçümseme mânâsına gelir ki, bu da Cenâb-ı Hakk’ın kudret ve azametini inkâr etmektir.


Bu sebeple kul, ne kadar büyük olursa olsun, bir günah işlediği zaman, büyük bir nedâmet içerisinde hemen tevbe ve istiğfâr ile Rabbine yönelmelidir. Zira ömür, metrajı belli olmayan bir makara gibidir ki, ne zaman biteceği meçhuldür.


Hiçbir hayırlı iş, salih amel, ertelenmemelidir. Tövbe de böyledir. Hayırlı amelleri erteleyenler hakkında ise; “Yarın yaparım diyenler helâk oldu.” buyrulmuştur.


Cenâb-ı Hak buyuruyor:


“…Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatır…” (A’raf, 156)


Rasûlullah (sav) da şöyle buyurdular:


“Allah Teâlâ varlıkları yarattığı zaman, kendi katında Arş’ın üstünde bulunan kitâbına: «Rahmetim gerçekten gazabıma gâliptir!» diye yazmıştır.” (Buhârî, Tevhîd, 15, 22, 28, 55; Müslim, Tevbe, l4-l6)


Resûl-i Ekrem Efendimiz vefatından üç gün önce önemli bir tavsiyede bulundu. Her mü’minin Allah’a hüsnüzan ederek ölmesini istedi. (Buhârî, Bed’ü’l-halk 6; Kader 1;)


Hüsnüzan etmek, diğer bir söyleyişle hüsnüzan beslemek, iyi duygular ve beklentiler içinde olmak demektir.


Daha açık söyleyelim: İnsan, kendisini Allah’a ne kadar yakın hisseder, ‘Rabbim beni affeder’ diye hep ümit içinde olursa, Allah da ona öyle davranır.


Çünkü Allah Teâlâ bir kudsî hadiste “Ben kulumun beni düşündüğü gibiyim” buyurur. (Buhârî, Tevhîd 15;) Yani kendisini bağışlayıcı diye bileni bağışlayacağını, “O, beni bağışlamaz” diye düşüneni de affetmeyeceğini söyler.


Öyleyse insan Rabbinin günahları bağışlayıcı olduğunu kesinlikle bilmeli, O’nun merhametinin kendisini kucaklayacağını hep ümit etmelidir.


Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinden yalnızca O’nun yolundan büsbütün sapanlar ümit keserler, Allah dilediğini azaba uğratır, O’nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır.


Allah Teâlâ’ya “el-Mecîd” diye de iman ettik. Yani fiilleri güzel, lütuf, keremi çok, şanı büyük, yüce, kadri çok büyük, medh ve övülmesinde ortağı bulunmayandır.


O varken başkasına dayanmak ayıp değil mi? Ona tefviz-i ümur eyledik, güvendik ve dayandık, tevekkül ve itimat ettik. Rabbimiz bizi bağışlayacaktır ona tam döndüğümüzde. Ölmeden önce bunu başarmalıyız. 

Yazarın Diğer Yazıları