Aşka Gel Aşka

En büyük gönül acısını seven çekermiş. Sevilen ise sevdiğinin sevgisini acıyla ölçermiş. Ne kadar çok sevildiğini bilmek istermiş. Seven bunca acıya, çileye de ancak sevdiğine duyduğu aşk sayesinde katlanabilirmiş.

Tıpkı kulun; Allah’ı sevmesi, sevdiğinden gelene razı olması ve sevdiğine duyduğu aşkla bütün çilelere katlanması gibi!..

Nerede dertli bir insan görsem vah yazık demem!..Aşk derim. Sevda düşmüş gönlüne. Ve dua ederim. Sevilen bilmek istiyor işte ne kadar çok sevildiğini aman dikkat et, derdini merhem bil de sür onu gönlüne ve gönlündeki sevgiliye tutun da ah vah etme geçici dünya derdine. Deme sakın söylemesi kolay ben de düştüm senin gibi aşk derdine ben de o bahtiyarlar kervanına katıldım. Sanma ki ayrıldım ayrılmak olmaz ki yolun başında!..


“Bu dünyanın insanları

Bir mumun alevi önündeki üç pervane gibidir…

İlk olan yaklaştı ve:

“Ben aşkı biliyorum” dedi.

İkinci olan kanatlarıyla

azıcık aleve dokundu ve:

“Ben aşk ateşinin nasıl yaktığını biliyorum” dedi.

Üçüncü olan kendisini alevin kalbine attı

ve alev tarafından tüketildi.

Hakiki aşkın ne olduğunu sadece o bildi…”

Herkesin aşkı ve aşkının derecesi tıpkı bunun gibi. Ancak sevgili bilebilir kimin O’nu ne kadar çok sevdiğini!..

Dünya çok çileli ama bilmeli ki hepsi geçici, biraz gayret, biraz sabır, biraz tevekkül sevdiğin için değmez mi?

Yunus Emre der ki;


Mümin olanların çoktur cefası

Ahirette olur zevk-u sefası…”

Bütün yolları sevgiliye çıkarmasını bilmeli, derdi de sevinci de O’nunla yaşamasını bilmeli. Geçici dünyanın mecazi aşkını da sevdiren hürmetine O’na götürebilmeli. Kavuşulamayan sevgiyi de.

Şöyle diyelim mi;


Aşk’a gel arkadaş aşk’a

Çok seviyorsan sevdiren hürmetine sevdiğinle gel aşk’a

Kavuşamadıysan şu dünyada maşukuna

Yana yana

Gönlündeki sönmeyen korları

Mevla ateşiyle kavuşturmaya gel aşk’a

Tadamadım diyorsan bunların hiçbirini

Niyet eyle

Bir vesileyle değil

Sen de kestirmeden gel aşk’a

Gel amma bunun da kıymetini bil de gel aşk’a 

Yazarın Diğer Yazıları