Bağlayıcılık Bakımından Peygamber Efendimizin Davranışlar

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hayatında birçok işler yapmıştır. Yaptığı bu işlerin hepsi bağlayıcı mıdır? Yani bu davranışların hepsine uymamız dinen gerekli midir?

Bu konuda tarih boyunca bazı farklı anlayışlar ve ihtilaflar olmuştur.  Biz Müslümanların görevi İslam’ı doğru anlamak ve anlatmaktır.

 

 Hz. Peygamberin fiillerini üç kısma ayırmak mümkündür:

1-Hem Hz. Peygamberin hem de Ümmetin uyması gereken fiiller:

Peygamberimiz İslam'ı açıklamak için bir amelde bulunmuşsa, ümmetin de ona uyması gerekir. Bu ameller farz, vacip, sünnet, müstehap ve mübah olabilir.

Mesela namaz kılması, oruç tutması, hac ibadetini yapması ümmetine de farzdır   Peygamberimiz “Ben nasıl namaz kılıyorsam sizde öyle kılınız”( Buhari),

“Hac’ ile ilgili ibadetlerinizi benden öğreniniz” (Ahmed b. Hanbel)  buyurmuştur.

 

Sevgili Peygamberimiz farz ve vacibin dışında da ibadet maksadı ile bazı ibadetleri yapmış, bazı davranışlarda bulunmuş, bu davranışları ümmetinin de yapmasını istemiştir

Sevgili Peygamberimiz farz namazların yanında nafile namazlar da kılmıştır. Yine farz orucun yanında nafile oruçlar da tutmuştur. Ezan okumak, selam vermek, cemaatle namaz kılmak, selam vermek, musafaha yapmak da sünnettir. Peygamberimiz sünnetlerin bir kısmını sürekli yapmış, bir kısmını da bazen yapıp bazen terk etmiştir.

Peygamber Efendimiz bizlere en güzel örnektir. Onun din adına yaptığı her şeyi yapmak, bizim Müslümanlık görevimizdir. Mesela sabah namazının farzından önce iki rek’at namaz kılmak müekket bir sünnettir. Ümmetinin de bu sünneti kılması gerekir. İmanın kemâle ulaşması, takvaya ermek farz ve vacipler yanında sünetleri de ifa etmeye bağlıdır.

 Peygamber Efendimizin yaptığı bir fiil, kendisi hakkında farz ise, ümmeti için de farzdır. Vacip ise vacip, sünnet ise sünnet, mübah ise mübahtır. Bu hükmün istisnaları da vardır.

 

2-Peygamberimizin (s.a.v.) kendine mahsus fiilleri :

Bu fiillere (Hasaisü'n-Nübüvve) denir. Mesela Peygamberimize gece ve kuşluk namazlarını (teheccüt) kılmak bir farz olduğu halde, ümmetine farz değildir. Yine peygamberimize dört kadından fazlası ile evli bulunmak caiz olduğu halde, ümmetine caiz değildir. Savm-ı visal ( iftarsız peş peşe oruç tutmak) da, peygamberimize caiz olduğu halde ümmetine caiz değildir. Bunlar, Peygamber Efendimize mahsus fiillerdir.

 

3-Peygamberimizin beşeri yönü ve o zamanın sosyal şartları gereği olarak yaptığı işler:

Peygamberimiz bir insan olarak yemiş, içmiş, oturmuş, kalkmış, yürümüş, gezmiştir.  O zamanın sosyal şartları gereği aba giymiş, eliyle yemek yemiş, kılıçla kalkanla savaşmış ve daha birçok işler yapmıştır. Bunların, mükelleflere mübah oluşları dışında hiçbir teşrii vasfı yoktur. Yani bu davranışların hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Bununla beraber, sahabe bu davranışlara da uymaya özen göstermiştir.

 

Yine ordunun tanzimi, savaş ile ilgili yapılması gereken şeyler, sırf dünyevi tecrübe ve ihtisası gerektiren ticaret işleri ve benzeri hususlarla ilgili, beşeri tecrübesine göre yaptığı fiilleri de, teşri kaynağı vasfını haiz değildir.


Üzülerek belirteyim ki bazı Müslümanlar Peygamber Efendimizin bu davranışlarını dinin aslındanmış gibi anlamış, onlara uymayanları kınama yoluna gitmişlerdir.

Bir hoca efendi anlatmıştı. Afganistan’da yeni bir okulda modern tuvaletler yapılmış, bir kısım Müslümanlar taşla temizlenmek sünnettir diyerek o modern tuvaletin kısa sürede tıkanmasına yol açmışlardır.


Bir sohbet toplantısında bir hoca efendi erkeklerin çarşıda pazarda başı açık gezmesi mekruhtur demişti.


Bazı Müslüman kardeşlerimiz çarşıda pazarda sarık cübbe giymenin sünnet olduğunu söylüyorlar.


 Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bütün bunlar İslam’ın özünü, ruhunu kavramamaktan ileri gelmektedir.


Ancak bu konularda Peygamberimizin yaptığı bir işin vahye dayandığını söylemesi durumunda, bu tür fiillerin de teşri kaynağı olmasında hiç bir şüphe yoktur. Elbette Peygamber (s.a.v.) in sünnetine uyulacaktır.   

 

Yazarın Diğer Yazıları