Affetmenin İnanılmaz Kudreti 5

İran’lı anne rüyasından etkilenmiştir elbette, ama içindeki kini yenememiştir bir türlü. Bu yüzden idamı seyretmeye gitmiştir.

İran merkezli haber ajansı ISNA'nın dünyaya duyurduğu görüntülerde, Samareh'nin yerinden fırlayıp Bilal'e önce bir tokat attığı, sonra da ilmiği çıkardığı görülüyordu. Evet, Samareh tam da bu noktada yerinden kalkmış ve katilin ayağının altındaki tabureyi itmek yerine ona tokat atmıştı.

Samareh, işte o tokatla ‘kendine geldiğini' anlattı:

“Tokat attıktan sonra kalbimdeki öfke yok oldu. Damarlarımdaki kanın yeniden akmaya başladığını hissettim. Gözyaşlarımı tutamadım ve eşimi çağırıp ilmiği çıkarmasını istedim.”

Bu af, iki annenin ilk kez karşı karşıya gelmesine yol açmış, Bilal'in annesi Kübra Samareh'in ayaklarını öpmeye çalışmıştı. Samareh Alinecad bu konuda da, “Onun bunu yapmasına izin vermedim. Kolundan tuttum, ayağa kaldırdım. Sonuçta o da benim gibi bir anneydi. O kadar mutluydu ki, sanki birisi onu uçsun diye kanatlandırmıştı” dedi.

Hiç unutmayalım, bu mutluluğu af sağlamıştır. Af, önce af edeni, yani kalbinde kin, nefret ve düşmanlık gibi ağır yükleri taşıyanın kalbini kurtarır o amansız yorucu ve yıpratıcı yüklerden, sonra af edileni kurtarır bir parça o kahredici kederden, vicdan azabından, acı ve ızdıraptan. Ama o af eden kadar şanslı değildir, çünkü asla bütün bütün kurtulamaz kalbindeki ağırlıklardan, ağrılardan, acılardan, üzüntü ve pişmanlıklardan. Suçlunun mahkumiyeti sürer mahşere kadar.

Yüce Rabbimiz “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir” diyor.(A’raf  199)

Rabbimizin kendi ahlakı da budur zaten. Esma-i Hüsnaya bakmaz mıHer Müslüman da onun ahlakıyla ahlaklanmalıdır. Sınız? Hangisi rahmeti, şefkati ve af etmeyi içermez ki!

Öyleyse ey Müslüman sen de sana karşı işlenen suçlara affedici ol, suçluları bağışla. Kul kusursuz olmaz, sen de öyle değil misin? İnsan gerçeği buysa sen de artık herkesin eksiğine, gediğine, kusuruna bakma. Kusurları bağışlamak, özür dileyenleri affetmek senin de önde gelen hasletin, en baş özelliğin olsun. Çünkü sen de sana böyle davranılmasını istersin değil mi?

Kalbimizi seviyorsak onu koruyalım, onu yormayalım, yıpratmayalım. Yani ömür boyu ona acı ve ızdırap veren gereksiz yükler taşıtmayalım. Atalım ağırlıklarını da kurtulsun o gereksiz yüklerden, kuş gibi hafiflesin, mutluluğu tatsın kalbimiz. Kalbimiz, yani kendimiz.

Bir haberin verdiği dersler ve ibretlere bakar mısınız? Daha başka dersleri de var elbette, ama zaman kısa diye biz ancak “beni de yaz” diyen bağıranlara kulak verdik. Yoksa ibretle bakanlara kainatta her an bitmez tükenmez dersler vardır.

Ne mutlu görüp de “sübhanellah” diyenlere!

 

Tüm Yazılar